İyi insan...
Aristoteles'in iyi bir insan olma yolunda ilk kuralı hiç bir kurala bağlı olmamaktır. Erdemli olmak, tüm cevapların yazılı olduğu hayali bir kullanma kılavuzuna göre hareket etmek değil, karakterinizi geliştirmek ve durumun gerektirdiğini yapmayı becerebilmektir.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Bu benim gibi :))
Orta yol (mean) İki kutup arasındaki erdem sahibi merkezdir. Aristoteles için erdemli bir karakter ne fazla bonkördür ne de fazla cimri. Erdemli insanın gösterdiği cesaret, düşüncesizce tehlikeye atılmak ile korkaklık arasındaki orta noktadır.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kronolojik tarih yerine ruhî zaman usulüyle işaretlediğim bu hususlardan sonra dönelim Akıncı Güç dönemine... Maveracılar, yazıları Üstadım'ın yazıp benim ismimi koyduğunu yaymakta ve Üstadım tarafından Ortadoğu gazetesinde birbuçuk sayfalık bir tertible yayınlatılan "Akıncı Güç Çevresinde" isimli yazımdan dolayı beni "Kurtçu", yani kafatasçı Türk milliyetçisi olarak ilân etmekte... Şu oldu, bu oldu, Üstadım Ankara'ya gitti... Döndüğünde yüzünde güller açıyordu: "Senin yazılarını benim yazdığımı söylüyorlar!" Aslında neyin ne olduğunu gören hased gözü, sözde istikrar tutturamadı; Necip Fazıl derlemecisi, komünist, felsefeci, Türkçü, Kürtçü... Birbirini çelen bu hükümler(!) arasında -müsaadenizle-kalem kudreti yürüyor ya, sonunda son çığlık hâlinde "kendinde Necip Fazıl'dan başka bir şey yok"tan, "kendinde birşey yok"a ve "fikirlerini kabul ediyoruz, onu kabul etmiyoruz!" kakavanlığına vardılar... 1980'li yılların sonlarına doğru ismimi örtme çıkarına bağlı bir çeşni olarak doruk-laşan bu kakavanlığın ilk ifâdecisi de, 1979-1980'de -Mehmet Fazıl'a- Erdem Beyazıt'tır... Üstadın vefatından sonra alelacele tertipledikleri "Necip Fazıl Özel Sayısı"nda -ne kadar Necip Fazıl'cı olduklarını(!) göstermiş oluyorlar; o vefat ettiğine göre?-, bu Erdem Beyazıt denen kubur faresi, "Necip Fazıl hakkında yazı yazanlar" diye 50 sene önceki makaleleri bile listeye koyarken, bir tek benim eserlerim ve ismim geçmiyordu... Hayyam gibi, "bin veresiye beri dursun, bir peşin yeter" hesabı dünya nimetlerini görür görmez hem de 55 yaşından sonra sapıtan bu adam, bu adam gibi sapık ve çöpten seviyelere muhatap olmuş benim kumaşım açısından mücerret bir remz hâlinde buğza hedef olmalı... __Bugün meydan yerinin sokak başlarını tutmaya başlamış İBDA gençliğine bu vesileyle
Sayfa 408 - Ağustos 1994, O AKSİYON ADAMIYDI, Vâridât: Üstadım’ın Vefatı, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Üstadım'ın MSP'yi iptali... Sözkonusu grup hızlı MSP'ci... Erdem Beyazıt, "İslâm'da Devlet" diye, ne İslâm ve ne devlet hakkında fikir kursağında hiçbir şey bulunmadan, Büyük Doğu'ya alternatif (!) fikirler (!) üretiyor... Akif İnan, sırf "bu iş edebiyatla olur!" tekerlemelerine aykırı olduğu için İran devrimine karşı çıkar ve "Türkiye İran olamaz, İslâm'da şiddet yoktur, bizim ağzımızı burnumuzu da kırsalar ses çıkarmamalıyız!" yollu makaleler döşenirken, birdenbire İrancı olur ve Üstadım'ın İran bahsiyle ilgili bir yazısı dolayısiyle onu "Amerikan uşağı!" olarak suçlar... Üstadım hakkında bir de "Fitne" başlıklı bir yazısı mevcut... "Hikâyeci" -fasarya mânâsına kullandığımı anlıyorsunuz- ise, "Niçin İslâm yerine Büyük Doğu" diyor diye tenkitler (!) üretmekte... Her neyse; bitlerin ismi olmaz... O onu dedi, bu bunu dedi, bunu o değil de şu dedi... Bitlerin ismi olmaz; hareketlerine nisbetle takip edeyim derden, her biri diğerinin ismini çalar ve kimin ne yaptığı, her birinin birbirine benzerliğinde kaybolur... Yalnız şunu belirtmeliyim: 12 Eylül 1980 sonrası MSP sofrası dürülünce, bunların o davası da bitti... 1983 sonrası ANAP milletvekili olan Üstad varisi (!) Erdem Beyazıt, öyle keskin ANAP'lı oldu ki, işi "İslâm'da devlet diye birşey yoktur!", "tarihimizin en büyük kahramanı Atatürk'tür!" demeye kadar götürdü; bunları söyledikten sonra, "Semra Özal'ın hangi hareketini hatalı buluyorsunuz, söyleyin izah edeyim!" diyesiye dalkavukluğunu, "Turgut Özal'ın Avrupa Topluluğuna girme çabası, Fatih'in İstanbul'u almasından daha büyük bir hâdisedir!" diyesiye hâinliğini hatırlatmanın ne çarpıcılığı olabilir?.. __Hâli, vicdânları o kadar kanattı ki, tıpkı Turan Dursun'u andıran surat fotoğrafının yayınlandığı bir dergide çıkan hezeyanlarına cevap
Sayfa 407 - Ağustos 1994, O AKSİYON ADAMIYDI, Vâridât: Üstadım’ın Vefatı, İbda Yay.
Erdem Bayazıt
Ama elinde hiçbir şey olmayanlar dünyayı cömertçe dağıtabilir.
AKINCI-GÜÇ VE HAİN AZGINLAR
Akıncı Güç patlaması... Tarih 1979... 1966'lardan ve Sezai Karakoç öncülüğünde başla-yan "Üstad aşılmıştır!" furyası, ondan "ölü şair" diye bahsetmeyedek azgınlaşmış ve hususiyle 1970 sonrası doruğa ulaşmıştır... "A politik seviye'de güya gram gram sihirli iksir üretiyormuş edada, aslında hem keyfiyet ve hem de kemmiyette cüce bu soy, birbirlerinden kopa kopa 1979'a gelindiğinde, o seviyenin seviyesizliği gösterilince, hem eski yerlerini terketmiş, hem de gerçek sevi-yenin ne olduğunu gösterenlere, yani bize, olanca güçleriyle güçleri de yok! hainlik etmişlerdir!.. **Üstadım'ın "neredesin genç adam?" haykırışına cevap hâlinde, hem isim ve hem mânâ olarak "Akıncı"nın babası benim; sene 1975... Biz bu ruhu diriltmeye çalışaduralım, meselâ, güyalardan tarihçi Kadir Mısıroğlu bizi gençliği bölmekle suçluyor, Maveracı Akif İnan da "siz bize emanetsiniz!" yollu konuşmasıyla MTTB'de akıncıların aleyhinde bulunuyordu... Akıncılar Derneği'nin kuruluşuyla içiçe yakın tarihlerde bu soytarılıklar olurken, MSP'nin Milli Gazetesi'nde de, "komünistlerin müslümanları bölmek için bu yola başvurduğu" şeklinde yorumsu imâlar... Düşünün: Muhâl farz, bir adam mezarlığa girip bir el işaretiyle ölülerin bir kısmını ayağa kaldırsa, hareketsizlik müşterekliğindeki cesetler birliği keyfiyetine nazaran bu davranış bölücülüktür... Her neyse: Kuruluşundan sonra MHP'nin Ülkücüleri gibi algılanan ve birkaç ay sonra MSP'nin gençlik teşkilatı havasına dönen Akıncılar Derneği'ne, hem "Akıncı'nın yayın organı Sebil'dir" diyen Kadir Mısıroğlu, hem de Akif ve Maveracılar toptan zıpladılar... Mânâlar üzerindeyim: O aralar Kadir Mısıroğlu'nun MHP'den aday olma hikâyeleri, Maveracıların keskin MSP'li olmaları ve Akıncılar Derneği'ne bir de "Akıncılar" diye dergi çıkararak postu sermeleri vesaire gibi
Sayfa 406 - Ağustos 1994, O AKSİYON ADAMIYDI, Vâridât: Üstadım’ın Vefatı, İbda Yay.
Mücerret Fikir