Ve bir yıl sonra Hölderlin, deliliğin darbesini yiyip annesinin evine döndüğünde aynı dosta şöyle yazıyordu (...): "O zorlu öge, göğün ateşi ve insanların sessizliği, doğadaki yaşamları, sınırları ve doygunlukları, sürekli kavramıştır beni; ve kahramanlar için anlatıldığı gibi, ben de rahatça diyebilirim ki, Apollon vurdu beni."
Ozan tanrıların şimşeklerine açıktır. (...) bir şiirde söz ediyor bundan (...)
"Bize düşen, Tanrı'nın fırtınaları altında
Baş açık durmaktır, ey ozanlar,
Kendi elimizle kavramak Baba'nın şimşeğini
Ve halka sunmak
Göksel bağışı bir türküye bürüyüp."
Sayfa 38 - Heidegger'in "Hölderlin ve Şiirin Özü" Yazısından·Kitabı okudu
Şiir varoluşa eşlik eden yalnızca bir süs değildir, yalnızca gelgeç bir coşku ya da ancak bir heves ve eğlence değildir. Şiir, tarihi taşıyan temeldir; bunun için de, kültürün yalnızca bir görünüşü değildir, hele bir "kültür ruhu"nun yalnızca "dile gelişi" hiç değildir.
Sayfa 37 - Heidegger'in "Hölderlin ve Şiirin Özü" Yazısından·Kitabı okudu