Kadınların saygı gördükleri yerde, ilahî güçler mutludur; kadınların hor görüldükleri yerde, Tanrıya dua etmek bir işe yaramaz.
Notre Dame'ın Kamburu - Victor Hugo
Bir Türk gök bilimci 1909 yılında asteroid keşfetmiş. Hazırladığı raporu uluslar arası gökbilimciler kuruluna sunmuş ve mücadelesi sonucunda görüşü kabul edilip asreroid B612 ismi verilmiş. Bu keşif bu dönemde yaşayan yazar Antoine de Saint-Exupérye yazdığı küçük prens kitabına ilham kaynağı olmuş. Ve ortaya çok güzel bir eser çıkmış. 1909 yılından günümüze bilim alanındaki gelişmelere baktığımızda aklıma masallardaki şu tekerleme geldi.
Az gittim uz gittim.
Dere tepe düz gittim.
Çayır çimen geçerek,
lâle sümbül biçerek;
soğuk sular içerek,
ayla ayla bir güz gittim.
Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim?
Gide-gide bir arpa boyu gitmemiş miyim?
Natal – matal martaval,
işte size duyulmadık bir masal.
Bazı yayın evlerinin cinler olarak çevirmiş olduğu bu kitap, İş Bankasında ve okuduğum İlya yayınlarında Ecinniler olarak çevrilmiş ki bu kulağa daha güzel hitap ediyor bence. Merak edip arka kapağı çevirdiğimizde Dostoyevski'nin suç örgütleri için bu ismi kullandığını öğreniyoruz. Kitabın 2. Ciltinin son bölümlerinde ise İncilde geçen bir kıssadan dolayı bu ismin konulma mantığını daha da kavrıyoruz. Kitapla ilgili özellikle şunu belirtmek isterim ki Dostoyevski'nin diğer kitaplarında bu kadar isim kargaşası yaşamamıştım. Ben saymadım ama kitap yorumlarında 50 küsür karakter barındırdığını yazmışlar. Bundan dolayı okurken isimleri birbirine karıştırdım. Siz de benim gibi isim tutma konusunda sıkıntı yaşıyorsanız ayraç olarak not kağıdı kullanıp bahsi geçen isimleri ve karakter hakkında bir kaç bilgi yazabilirsiniz. Kitabın konusuna gelecek olursak Çarlık Rusyasının son demlerinde ortaya çıkan siyasi örgütlenmeleri ve bu çerçevede işlenen suçları konu alıyor. Sosyalist olan Dostoyevski'nin idam hadisesinden sonra ele aldığı kitaplardan olan Ecinniler kitabında, fikrini değiştirdiğini açıkça görebiliyoruz. Böyle bir dönemde olayların sonuçlanmasını bekleyip duruma göre pozisyon alması beklenirken o bütün eleştiri oklarını üstüne çekip korkusuzca düşüncelerini yazmaktan geri durmamış. Öyle ki kitabın ilk bölümlerinde on yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edilerek öldürüldüğünü anlatmış ancak yayın evlerince sansüre maruz kalması sonucu bu bölümleri kaldırmak zorunda kalmıştır. Bu bilgiyi öğrendiğimde kitabın etkisi daha da büyüdü içimde. Sizler de siyasal ve teolojik tartışmalardan hoşlanıyorsanız benzeri yazılması olanaksız görülen bu kitabı zevkle okuyabilirsiniz.