Vakti zamanında bir zat yollara düşmüş Cüneyd El Bağdadi’yi ziyaret etmek için. Mahalleye gelince kahvedekilere sormuş, evini göstermişler. Gitmiş, kapıyı çalmış. Kapıyı açan Cüneyd El
Bağdadi “Kimi arıyorsun?" diye sorunca adam "Cüneyd'i arıyorum" demiş... Cüneyd El Bağdadi'nin cevabı ibretlik... "Ben de...'
Kendimi bildim bileli kendimi arıyorum ben de.
Kimim? Yani ben benim elbette de, benim diyen bu ben aslında kim?
Çaresiz bir arayış bu.
Ellerin, gözlerin ve harflerle kirlenmemiş sesin görkemine
bıraksalardı keşke kaderimizi. Belki bir medeniyet geliştiremezdik ama anlatamamanın ezikliğiyle kendimizi parçalayıp ruhsal buhranlar da yaşamazdık...
Özellikle bazı kitapları okuduktan sonra, içimdeki bu aşağılık çelişkilerin daha da farkına vararak, senin hiç anlamayacağın bir biçimde sabit gözlerle boşluğa bakıp duruyorum.