Puan vermedi·24 syf.··
2026 85. kitabı
KÜÇÜK PASTACI LİLA . Sıcacık görselleri ve miniklerin anlayabileceği bir anlatım ile #küçükpastacılila bizimle. Küçük Lila, okuldan her geldiğinde sütünü alıp pencerenin kenarına oturuyormuş. Her gün ama her gün hiç sıkılmadan bunu yaparken yüzü de her daim gülümsüyormuş. Bu gülümsemeler büyük pastacıyı mutlu ettiği kadar düşündürüyormuş da. Bir gün dayanamayıp küçük Lila'ya bunun sebebini sorduğunda aldığı cevap ise tam bir erime. Lila'nın Pastacıdan istediği tek bir şey vardır ki; sıcacık bir yuva ve sevgiyle bu hayaller sonsuza kadar neşeleri olur. Miniklere sevgi ile her şeyi yapabileceklerini, pes etmemelerini ve boş bir şapkanın içinden hiçbir zaman tavşan çıkamayacağını; fakat en önemlisi ne olursa olsun ailelerinin çocuklarının yanında olup onları sevdiğini anlatan sıcacık bir okuma. Görselleri çizgi film misali sayfa sayfa akarken, alın çocuğunuzu yanınıza, sımsıkı sarılarak hem okuyup hem konuşun birlikte. Hepinize çok iyi gelecek eminim. Keyifle . .
Küçük Pastacı LilaRana Urgunlu Sır · Kara Karga Yayınları · 20246 okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 19:04
Hem küçüklere hem büyüklere hitap edebilecek çok tatlı bir kitap yorumuyla geldim. Okurken kalbinizin yumuşacık olduğunu, içinizi ısıttığını fazlasıyla hissedebilirsiniz. Ben bu kitabı akıcılığıyla, konusuyla, sıcaklığı ve samimiyetiyle çok sevdim hemencecik bitti. Bir kız çocuğu ile bir kutup ayısının dostluğuna eşlik etmiş olduk. Babası kutuplardaki erime miktarını incelemeyle görevlendirilince küçük kızlar birlikte kuzey kutbuna giderler. Babası işi gereği çok çalışıyordu,küçük kız da bu sürede etrafta keşif yapıyordu. Bir süre sonra orada Ayı Adasında kalan tek ayıyı keşfetti aynının vücudunda bir plastik saplanmıştı. Kız onu plastikten kurtardı. Sonrasında birbirlerine alıştılar ve dönüş gününe kadar birbirlerine arkadaşlık ettiler. Kızın ayıyı diğer kutup ayılarının yanına götürme çabası ayrı bir macera oldu. Okumak isteyenlere tavsiye ederim
1000Kitap
Son AyıHannah Gold · Genç Timaş Yayınları · 20221,579 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2023 144. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 21:58
"Ve Erirdi Zaman" dönem anlatısı izlenimi verse de, alt metinde zamanın yalnızca kronolojik bir akış değil, travmatik bilinç alanı olarak kurgulandığı görülüyor. Roman, 12 Eylül'ü tarihsel bir arka plan olmanın ötesine taşıyarak, bireysel kimlik çözülmesini kolektif hafıza erozyonuyla ilişkilendiriyor. Yavuz karakteri, bireysel bir özne olmaktan ziyade kuşaksal bir temsile dönüşürken, Dicle figürü somut bir karakterden çok varoluşsal bir tutunma imkânını simgeliyor. Dil ve üslup, bilinçli bir yalınlık üzerinden ilerliyor, bu tercih, dönemin kaotik yapısına karşı bireysel içe kapanışı görünür kılıyor. Ancak yer yer tekrar eden iç monologlar, anlatının ritmini zayıflatıyor. Anlatıcı ise üçüncü tekil şahıs düzleminde konumlanmakla birlikte, sınırlı iç odaklanma teknikleriyle karakterin zihinsel evrenine sızarak yarı-öznel bir perspektif üretiyor, klasik anlatıcı mesafesini kırarak metne psikolojik derinlik kazandırıyor. Zaman kurgusu lineer olmaktan ziyade hatırlama, çağrışım ve bilinç akışı teknikleriyle destekleniyor, başlıktaki “erime” metaforunu biçimsel düzeyde de pekiştiriyor. Roman, tarihsel bir dönemi temsil etmekten çok, o dönemin birey üzerindeki ontolojik etkilerini sorgulayan, hafıza ve kimlik ekseninde okunabilecek bir metin niteliği taşıyor.
1000Kitap
Ve Erirdi ZamanAdnan Serçe · Edebiyatist Yayınları · 20235 okunma
Hidayete erme öyküleri
10/10
·229 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Kitabı beğendim güzel beklediğimden daha iyi bir lezzet verdi okurken. Kısaca şunu söylemek isterim bunun dışında kitaptan alıntı yapacağım içeriği az görmenizi isterim okuma merakınızı etkilemek için. Kitabı okurken şunu fark ettim din değiştirerek yeni Müslüman olanların ortak yönü insanın fıtrat üzere doğmasından dolayı ruhun ve kalbin doğru bir yol ile yaratıcıya yönelm ihtiyacının doğmasıdır. Ruh bu fıtri yönelimi batıl yollarla aradığından bunalıma , huzursuzluğa ve kötülüğe düşmektedir. İslâm dışında başka dinlere yönelerek içindeki iman boşluğunu gidermeye çalışsalar da o boşluk asla dolmuyor ve insan doğru yolu bulana kadar kendisini ya oyalar gerçeği bulana kadar ya da kandırır. Fıtratı bozulmamış sorgulama yetisi ile hareket eden her gayri müslim hidayete yönelmektedir. İman ettikten sonra o boşluk dolmuş ve huzura kavuşmuş oluyorlar. Önemli bir kaç hususa daha değinmek istiyorum. Anladım ki her müslüman dinini hakiki bir şekilde yaşamış olsa birçok gayri müslim mümin olacaktır. İman haikaktini arayanlar çevrelerinde ki müslümanların İslami yaşamadığıni söylemektedir ve yaşamış olsalar gayri müslimlerin hidayet arayışı daha kolay olacaktır. Birçok kişi müslümanların dinini gereği gibi yaşamadığı hâlde müslumanlarin bazı güzel davranışlarından özellikle Kur'an'ı Kerim mealinden etkilenerek iman ettikleri dikkatimi çekmiştir. Kitaptan bir kısım içerik Yusuf İslam dan .."Bir buçuk yıldan fazla bir süre durmadan Kur'an okudum. Bu süre içinde hiçbir Müslümanla karşılaşmadım. Kur'an'ın mesajı içinde kendimi yitirmiştim. İki tercih vardı önümde: Ya kendimi tümüyle teslim edecektim ya da kendi müzik yolumda yürüyüp gidecektim. Fâtiha sûresini okuduktan sonra, Kur'an'ın mesajının ev-rensel olduğunu anlamaya başladım. Şimdiye kadar gördüğüm kitapların hiçbirine
Felsefe
İhtida ÖyküleriAydoğan Arı · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2022381 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 21. kitabı
Merhabalarr Öncelikle bu nasıl bir kitaptı! Ne aksiyon düştü, ne duygusal yoğunluk. O kadar çok bomba patladı ki kitapta ve hiçbirini beklemiyordum şoktan şoka sürüklendim. İlk kitaba göre açık ara bayıldım. O kitapta eksik bulduğun duygusallığı bu kitapta buldum ve hem Sasha’nın aşkını, hayal kırıklığını, üzüntüsünü onunla beraber yaşadım hem de Kirill’in ona olan nefret ve saplantılı aşk arasında gidip gelmesini. Bu yorum Canavar üçlemesinin ikinci kitabı hakkında olacağı için yorumum spoilerlı olacaktır. Lütfen dikkat. İlk kitabın sonunda Kirill Sasha’yı takip ettiği için vurulur ve onu tuzağa düşürdüğünü düşünerek ondan nefret eder, aylarca görmezden gelir. Ve onu tuzağa Sasha ve sevgilisinin düşürdüğünü düşünür. Yaşadığı kıskançlıkla nefreti büyüktür. Onu sürgün eder ama Sasha onu affetmesi ve yeniden güvenmesi için çok çabalar. Rusya olayından sonra Kirill ve Sasha arasında çok fazla şey değişir ve bu uzaklık aslında o ikisini de delirtir. Bir sevkiyat sırasında Sasha Rai ile kaçırılır ve Sasha’nın aslında kadın olduğunu öğrenir. Sasha da az kalsın tecavüze uğrayacaktır. Bunu öğrenen Kirill durur mu hayır. Bunu yapanların inini patlatır. Bu olaydan sonra Kirill sevgilisinin ismini öğrenmek için çabalar ve aralarındaki cinsel gerilimle yakınlaşırlar. Hatta Sasha tecavüze uğrayacağı için olaydan sonra şoka girip Kirill’in kollarında ağlar. Sasha’dan da ona takma isim takmasını ister ve ben burada eridim. Çünkü sadece çiftler birbirlerine takma isim takıyor (erime emojisi). Bizim kızımız da bir birliktelik sonrasında Kirill’e seni seviyorum diyor ve Kirill ne olursa olsun bundan vazgeçmemesi gerektiğini söylüyor ve bom. 2 saat sonra Kirill’in nişanlanma haberini alıyor. Bu sahne o kadar yıkıcıydı ki ben de Sasha kadar sarsıldım. Ve bu hiç birşeydi. Sasha onu terk
Canavarımın YalanlarıRina Kent · Ren Kitap · 2025250 okunma
Üçleme genel değerlendirmem
10/10
·600 syf.··
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 18:24
Üçleme olan Sus Barbatus! 1, Sus Barbatus! 2 ve Sus Barbatus! 3, doğayı yalnızca bir arka plan olarak değil, anlatının merkezine yerleştiren, insan ile yaban arasındaki sınırları bilinçli biçimde bulanıklaştıran bir bütünlük kuruyor. Üç kitabı birlikte düşündüğümüzde ortaya çıkan yapı, klasik bir olay örgüsünden çok doğanın diliyle anlatılan bir hafıza ve varoluş hikâyesi. Üç kitap boyunca doğa yalnızca bir arka plan değil, anlatının en belirleyici unsurudur. Köyde yaşanan her gerilim, her baskı ve her korku doğanın tepkileriyle birlikte verilir. Jandarma ya da devlet baskısının hissedildiği sahnelerde bulutların alçalması, rüzgârın sertleşmesi, şimşeklerin çakması, yağmurun ya da karın bastırması; doğanın olaylara eşlik eden bir “duygu taşıyıcısı” olduğunu gösterir. Bu nedenle üçlemede doğa: •tanık olur •tepki verir •hatırlar •ve insanın yaşadığı duyguları büyütür. Böylece romanın asıl sürekliliğini sağlayan unsur insanlar değil, doğanın kendisi ve yaban hayatıdır. Hayvanlar üçlemede yalnızca çevresel unsurlar değildir; insanın bastırdığı yönleri temsil eden metaforlar olarak yer alır. Domuz, köpek, kuşlar ve diğer hayvanlar, insanın doğayla olan bağını yeniden hatırlatan semboller hâline gelir. Yazar, yabanı korkulan bir alan olarak değil, insanın özüne en yakın yer olarak konumlandırır. Böylece insan ile hayvan arasındaki sınır giderek belirsizleşir. Üçlemenin en dikkat çekici unsurlarından biri, ölen karakterlerin yaşayanların bedenlerinde, rüyalarında varlıklarını sürdürmesidir. Sus Barbatus, Faruk, Aysel gibi karakterlerin ölse bile başka bedenlerde rüyalar aracılığıyla görünmesi, romanın mistik katmanını oluşturur. Bu durum birkaç açıdan anlam kazanır: •Ölümün bir son değil dönüşüm olduğunu gösterir •Hafızanın bireysel değil kolektif olduğunu
Duygu/Düşünce
Sus Barbatus! - 3Faruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 2021289 okunma