Öncelikle antik şehirde tanrılar ve insanlar bir arada yaşayan varlıklardır. Tanrılar için düzenlenen festivaller ve kutsal olan zaman aralıkları şehir ve yurttaşlık bağlamında önemli olgulardır. Fredricksen, bu gibi kutlamaların yapıldığı alanlarda (tiyatro sirk amfitiyatro stadyum) tanrılara ait sunaklar ve heykeller bulunduğunu kaydetmektedir. Ayrıca belediyedeki şehir meclislerinin salonlarında da durum böyledir. Antik çağda pagan dünyada tanrılar sadece kamusal binalarda veya özel alanlarda değil aynı zamanda görevlilere ait amblemlerde askeri sembol ve değerlerde dinsel ve resmi yemin ve sözleşmelerde ağızlardaki dua ve nidalarda tüm eğitim müfredatında YANİ HER YERDEDİR.
Bu mânânın özünde, kısaca ve kabaca, Doğu şudur: Vâkıaların hendesi ihtar ve icabından anlamayan ve kaçan, karanlık ve dolaşık hayaller peşinde ruhuna çekilip kabuğunu ve derisini sahipsiz ve açıkta bırakan, bîçare ve enayi insan kadrosu! Bir tarafta ruhî hârikalar
ve öbür tarafta yalçın vahşetler diyarının akıl haysiyeti tanımayan, içinde anlatılmaz bir kuvvet ve dışında anlaşılmaz bir zaaf taşıyan illetli beşeriyet hârası...
Mefisto: Ahmak insanlar, bir işe layık olmakla mutlu olmanın birbirine nasıl zincirleme bağlı olduğunu hiçbir zaman hatırlarına getirmezler. zaten onlarda bir parçacık akıl olsaydı akıllılara akıl kalmazdı .