h.g wells'in okuduğum ikinci kitabı oluyor kendisi. bundan önce "zaman makinesi" kitabını okumuştum. üslubu ve hikaye anlatımı bu hikayesinde de aynı düzeydeydi. tıpkı zaman makinesi kitabında olduğu gibi, bu kitabında da hikayeyi asıl kahramanın ağzından anlatıyor, kahramanın bir anısından bahsediyormuşçasına hikaye ilerliyor.
konusu kısaca; bir adada yalnız yaşayan "çılgın bilim adamı"nın yanına giden adamın hikayesi şeklinde özetlenebilir. kahramanımız adaya geldikten sonra, çevrede garip insanlara benzeyen ama insan olmayan "yaratıkları" görüyor. bu yaratıkların bilim adamının deneysel ürünleri olduğunu görüyor ve bu etkileşimin zaman geçtikçe ne gibi olumsuzluklar doğurduğu yönünde ilerliyor. daha fazla konuya girersem spoiler verebilirim.
dili sade, ara sıra bilimsel terimler geçiyor ve açıklamaları mevcut. bir klasik olarak okunabilir. benim puan kırmamın sebebi beklentimi karşılamamış olmasından kaynaklanıyor.
hiç beğenmedim desem yeridir. sonu tamamen aceleye gelmiş. özellikle ağustos ayında -18 dereceyi bulan soğuklar? bilemedim. yani sırf şu sonu için bile eleştirebilirim kitabı. ortada bir felaket var ve onu tamamen doğa mı temizliyor? saçmalık! kitabın tek artı yönü profesörün kullandığı dil idi. o eleştirel, çoğu zaman küfür edervari konuşmasıydı. onun haricinde okumasam da olurmuş dediğim bir kitap kendisi. muhtemelen kısa bir süre sonra kitap hakkında aklımda hiçbir şey kalmayacak.
Ölümcül YumurtalarMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,842 okunma