Spoiler içerir
Puan vermedi·440 syf.··
2026 1. kitabı
Spoiler içerir. Yazarın söyleşisine katıldığım gün salonda yer bulamadığım için rahatsız olmamdan dolayı yalnızca ayakta 10 dakikasını dinleyebildim. Bu kısa bölümde yazar, geçmişte töre cinayetleri olarak adlandırılan birçok olayın bugün "balkondan düşme" gibi ifadelere dönüştüğünü , kadınların şiddet ve baskıyla karşı karşıya kaldığını anlattı. Eskiden ekonomik olarak ayakta kalabilmek ve hayatlarını idame ettirebilmek için kadınların çoğu zaman çeşitli zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını, sevgisiz evlilikler yaptığını vurguladı. Ardından, süresiz nafaka uygulamasının kaldırılmasını kadınlar açısından önemli bir hak kaybı olarak değerlendirdi. Burada dikkat çekici bir çelişki bulunduğunu düşündüm. Eğer toplum, gerçekten erkek egemen bir yapı üzerine kurulmuşsa ve erkekler sistematik olarak avantajlı konumdaysa, boşanma sonrasında süresiz ekonomik sorumluluğun büyük ölçüde erkeklere yüklenmesi bununla nasıl bağdaştırılabilir? Bu benim kafamı karıştırdı. Toplumda gerçekten güçlü olma rolü erkeğe mi, kadına mı verildi? Eserde yaklaşık otuz yıl boyunca evli bir adamla metres ilişkisi yaşayan, sevildiğini hissetse de aşağılanan, hiçbir zaman seçilmeyen ve hep ikinci sırada kalan bir kadın, Şehnaz yer alıyor. Övgü sözlerinde bile ismini zikretmeyen narsist bir profesörü hastalık derecesinde seven Şehnaz, zamanla kendisini sömüren bu ilişkinin bir parçası haline gelirken, sanki sevdiği kişiden çok kendi köleliğine, ezikliğine ve vazgeçemeyişine bağlanmış görünüyor. Aynı şekilde Şehnazın annesi de bağlandığı ancak birlikte olamadığı gizli kalmış ve travması olan ilişkisini bilincinde unutsa da bilinçaltında uyurgezer olarak dışavuruyor. Zaten hepimiz, ebeveynlerimizin beğenmediğimiz özelliklerini zamanla göstermiyor muyuz? Feminist bir bakış açısına sahip olan yazar
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
Puan vermedi·306 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
Osmanlı engizisyonu Ali yıldırım Engizisyon (Latince: inquisitio, soruşturma, İngilizce inquisitional), Katolik Kilisesi’ne bağlı bir mahkeme sistemiydi. Adı ile sanı ile komple hıristiyan uygulaması olan bu sistem,din ve devlet adına,hatta çoğu uygulama da padişahın canını,malını koruması adına Osmanlıya da geçmiştir.araştırmacı yazar ali yıldırım Anadolu da inançsal zulmün tarihi Osmanlı engizisyonu isimli kitapta,Hurufilerin yakılması,Kızılbaş katliamları,şeyhhülislam ebu suud üzerinden kanuni dönemi kadı divanı ve engizisyona kadar vardırılan kararları,Bektaşi dergahlarının ve insanlarının imhasını,katledilen şairleri,düşüncelerinden dolayı yok edilen hafız ve müderisleri,Osmanlıda ceza sistemi,cellatların teşkilatını,işkenceleri,öldürme şekillerini,yabancıların gözünden Osmanlıyı okuyacağımız bu kitap italik yayınlarından 2013 de basılmıştır.kitap kaynak olarak Osmanlı resmi tarihçilerini,seyyah yazarları ve kitaplarını,alevi Bektaşi nefeslerini,yerli,yabancı yazarların Osmanlı hakkın da yazdıklarından yola çıkarak derlemiş.sayfa 36 da kitapla ilintilimi,değimli birden araya ulaş bardakçının kaçma planını,ulaşın Olcay özsever isimli şahısa güvenmeyip,onu ihbarcı olarak gördüğünü okuyoruz, birden devrimci kuşak birazcık bocalatsa da okuru,devrimci önderlerden ulaşı iki satır da olsa okumak,Osmanlıyı okurken ferah ferah içilen su etkisi yapıyor. Tarihteki her devlet gibi, Osmanlı da şiddeti belirli amaçlar için kullanmaktan çekinmezdi. Osmanlı kanından gelen şehzadeleri kanı kutsaldır diye boğarak öldüren ,tek damla kanı toprağa düşmesin diye titizlenen bu mahlukatlar bebek,çocuk,genç,yetişkin demeden padişah fermanı ile şeriattır denilerek öldürmekten geri durmamıştır.boğularak,kellesi alınarak ani ölümleri sebebi ile şanslıdır .kitaptan alıntı ile bir başka
Osmanlı Engizisyonu - Zulmün TarihiAli Yıldırım · Kalkedon Yayıncılık · 200850 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bozkurt’un Kökeni ve Türk Mitleri
Puan vermedi·256 syf.··
2026 27. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 21:39
Kadim Türklerin Mitolojik Hikayeleri, Fuzuli Bayat’tan okuduğum ve Türk mitolojisine giriş yapmak isteyenler için iyi bir başlangıç olabilecek bir kitap. Yunan mitolojisini ister istemez yıllardır filmlerden, dizilerden, kitaplardan duyduk; bu yüzden kendi mitlerimizi okumak, tanımak ayrı bir tat veriyor. Kitap, evrenin yaratılışından başlayıp Ülgen–Erlik dengesi, üç katmanlı dünya düzeni, ilk atalar, şamanlar ve kıyamet anlatılarına kadar oldukça geniş bir çerçeve sunuyor. Ancak bunu bir roman gibi değil, daha çok derleme ve akademik bir anlatım üzerinden yaptığı için okurken zaman zaman “hikâye” değil “bilgi” okuyor hissi oluşabiliyor. Bu durum kitabın hem artısı hem eksisi aslında. Bilgi anlamında oldukça zengin; farklı boylara ait varyantları bir arada görmek değerli. Ama bu zenginlik, yer yer tekrar hissi yaratıyor. Aynı motiflerin farklı anlatımlarla art arda gelmesi “yine mi?” dedirtebiliyor. Bir de metnin genelinde yorum eksikliği hissediliyor; daha çok “ne olmuş” anlatılıyor, “neden önemli?” kısmı okura bırakılıyor. Bu yüzden yer yer yüzeysel kalmış hissi oluşuyor. Yine de bazı bölümler gerçekten dikkat çekici. Özellikle Yara-Çeçen ile Eren-Çeçen kısmındaki gelinin akıl oyunları masalsı bir tat bıraktı. Bunun yanında Şuno, Tas-Kara, Kala-Mambır, Erke-Mergen ve Geser anlatılarında geçen dağa zincirlenmiş kahraman motifi de ilgimi çeken bölümlerden biriydi. Keşke bu tarz anlatılar biraz daha fazla olsaydı diye düşündüm. Kitabın en çok ilgimi çeken kısmı ise İlk Atalar bölümü oldu. Bozkurt’un sahneye çıkışıyla birlikte anlatı bir anda canlanıyor ve Ergenekon motifiyle birlikte duygusal bir bağ kuruyor. Burada kurt sadece bir hayvan değil; yol gösteren, yeniden doğuşu ve özgürlüğü simgeleyen bir metafor gibi duruyor. Aynı şekilde kartal figürü de dikkat çekici;
Kitap Simyacıları
Kadim Türklerin Mitolojik HikayeleriFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2021511 okunma
İçimizdeki Şeytan kitabından Alıntılar
Puan vermedi
S14 En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret. Bu gülünç iş bir insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum. Bize ziyasını beş bin senede gönderen yıldızlar varken, en kabadayısı elli sene sonra kütüphanelerde çürüyecek ve nihayet beş yüz sene sonra adı unutulacak eserler yazarak ebedi olmaya çalışmak, yahut üç bin sene sonra, kolsuz bacaksız, bir müzede teşhir edilsin diye, ömrünü çamur yoğurmak ve mermere kalem savurmakla geçirmek bana pek akıllı işi gibi gelmiyor. İstihza: hicivli ifade S22 "Ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu. Maada: başka Beşibirlik 191k 30 Kasım kuru Yeknesak: tekdüze Vuzuhsuz: belirli belirsizS36 Her söyleyeceği sözün, mukabelesi imkânsız bir cevapla karşılaşacağını derhal anlamıştı. Suiniyeti esas olarak kabul eden ve bir insanın dürüst, samimi ve namuslu olabileceğine ihtimal vermeyen bir kimseye karşı kendini müdafaa edebilmenin hazin imkânsızlığı onun elini kolunu bağlamıştı. S37 bu çocukların nasıl olup da başka birine bu derece ehemmiyet vererek bütün kafalarını onunla alakadar edebildiklerini anlayamıyordu. Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi? Halbuki bütün arkadaşlarının gözünde sanki sihirli bir gözlük vardı ve onların kendilerini görmelerine mâni oluyor- du. Bu kadar ahmakça bir körlüğe başka türlü mana verilemezdi. S41 Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
10/10
·152 syf.··
2025 87. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 17:58
Pınar Kür Asılacak Kadın "ASILACAK İNSAN(SIZ)LIĞIMIZ" !!! Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Türk edebiyatının değerli yazarlarından Pınar Kür'ün yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenerek 1979 yılında yayımlanan romanı Asılacak Kadın "Cinsel İçerikli" bulunmasından dolayı yasaklanmıştır. Bu romana cinsel içerikli diyen zihniyetin romandaki hâkim İrfan Faik Elverir karakterinden bir farkı yok! İrfan Faik karakterinden (pardon karaktersizinden!) birazdan bahsedeceğim . İz bırakan bir eser. Acımasız ataerki çarkında ezilen, mağdur, tecavüze ve şiddete uğrasa dahi her zaman suçlu görülen, suçlu çıkarılan tüm kadınların hikâyesi aslında... Pınar Kür bu kitabı yazmak 15 yılımı aldı diyor. Yani "Yazmasaydım olmazdı, delirirdim, çıldırırdım!" denilen edebi eserlerden kendisi... Roman, hasta ruhlu, cinsel sapkınlıkları olan yaşlı bir adamla (Hüsrev Ebruzade) evlenmeye mecbur bırakılan Melek isimli genç bir kızın trajik hayat hikâyesi... Romanda üç bölüm ve üç ana karakter üzerinden ilerliyoruz. Hâkim İrfan Faik Elverir, olayın mağduru Melek ve yalının çalışanının oğlu Yalçın. Ezen-Ezilen-Kurtarıcı üçgeni... İlk iki bölüm bilinç akışı tekniğiyle yazılmış. İlk bölümde davanın baş hâkimi İrfan Faik Elverir anlatıcı... İrfan Faik, Melek'e ve tüm kadınlara "Orospu" gözüyle bakan acımasız erki temsil ediyor. İkinci bölümde anlatıcı olayın mağduru Melek. Melek, ezilmiş, boyun eğmiş, erke, güce başkaldıramayan, sindirilmiş kadınları temsil ediyor. Melek yetimdir ve üvey babasının zoruyla Hüsrev'in yalısında çalışmaya başlar. Sonrasında yalının sahibi Hüsrev ile evlenir. Hüsrev sokaktan, kahveden topladığı adamlarla karısını seviştirir ve kendisi de geçip karşılarına keyifle seyreder. (Yazarken bile sinirleniyorum!) Üçüncü bölümünde ise bilinç akışı tekniği sona eriyor ve yalıda çalışan bir kadının
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 27. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 20:09
Eylem Ata'yı Trabzon Uluslararası Sanat Etkinlikleri'nde tanıdım. Bir yazarı tanımak için varsa ödül almış eserini tercih ederim. Bu düşünceyle 6. Altıncı Antalya Edebiyat Günlerinde Yılın En İyi Öykü Kitabı Ödülü'ne layık görülen Uzak Değil kitabını tercih ettim. Uzak Değil on üç kısa öyküden oluşuyor: İncirin İnancı, Hayali Kırıntılar, Yeni Bağlar, Kalıntılar, İki Katlı, Kaçak Elektrik, Fent, Rüzgâr Eserse, İyi Bir Çift, Sayaç, Viyan, Yavrular, Uğurlama. Öykülerde ağır basan konu erke karşı isyan. Bu erkin daha çok devlet olduğunu görüyoruz. Devlet baskısı, şehir kuşatmaları, çukurlar ve gençliğin mücadeleleri. Kürt olmanın sosyal problemleri öykülerin içine değiştirilmiş. Hurafeler de bazı öykülerde karşımıza çıkıyor. Sayaç adlı öyküde sosyal problemlere geniş çerçeveden bakılmış. Herkesin bir sayacı var. Öykülerde kişiler ötekileştirilimiş karakterlerden oluşuyor. Anlatıcı çeşitliliği de dikkat çekmiş. Şehir olarak genellikle Diyarbakır karşımıza çıkıyor. Ruhsal olarak hapsedilmiş karakterler mekân olarak da kapalı bir yerlere sıkışmış durumdalar. Edebi dili yakalayan yazarın akıcı bir anlatımı var.
Uzak DeğilEylem Ata Güleç · Yapı Kredi Yayınları · 2021170 okunma