Erdoğan'ın NATO Genel Sekreterliği Tartışmaları Üzerine Bir Değerlendirme Son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Genel Sekreterliği görevine getirilebileceğine yönelik çeşitli iddialar ve değerlendirmeler kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmaktadır. Ancak konu, hukuki ve kurumsal çerçevede ele alındığında, görevde bulunan bir devlet başkanının kendi makamını sürdürürken aynı zamanda NATO Genel Sekreteri olarak görev yapabilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. NATO Genel Sekreterliği, üye ülkelerin ortak mutabakatıyla belirlenen ve ittifakın siyasi koordinasyonunu sağlayan uluslararası bir görevdir. Bu nedenle herhangi bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı veya devlet yönetiminde aktif görev yapan üst düzey bir yetkilisinin mevcut görevini sürdürürken NATO Genel Sekreterliği makamını üstlenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Genel Sekreteri olabilmesi için görev süresinin sona ermiş olması ya da mevcut görevinden ayrılması gerekmektedir. Bu çerçevede ortaya atılan iddiaları yalnızca diplomatik bir görevlendirme tartışması olarak değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Zira siyasi açıdan bakıldığında, bu tür söylemlerin Türkiye'nin iç siyasi dengeleriyle de yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Özellikle seçim süreçlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında arzu ettikleri sonucu elde edemeyen bazı çevrelerin, Erdoğan'ın ulusal siyasetten uzaklaşmasını sağlayabilecek alternatif senaryolar üzerinde durduğu yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu bakış açısına göre NATO Genel Sekreterliği tartışmaları yalnızca uluslararası bir görev değişikliğinden ibaret değildir. Aynı zamanda Türkiye'nin siyasi geleceğini, liderlik yapısını ve güç dengelerini etkileyebilecek stratejik bir tartışma alanı olarak da
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
AYDIN'IN KARACASU İLÇESİ'NDE ŞİİR VE MÜZİK DİNLETİSİ TERTİP EDİLDİ... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 26 Haziran 2026 Cuma günü, saat.21.00'de;Karacasu Kültür Merkezi Karacasu-Aydın adresinde, Egeli Araştırmacı ve Yazarlar Birliği ile Karacasu Belediyesi yöneticileri tarafından ''Şiir ve Türkü Dinletisi'' tertip edilmiştir. Etkinlikte yer alacak şairlerin isimleri aşağıdaki şekildedir, Ali Tuluk-Mehmet Aslan-Ali Yıldırımer-Nazmi Çimenci-Selami Arıkan-Mehmet Gökçe-Yücel Kalaycı. Proğramın müzik kısmında ise Mehmet Dağal-Hüseyin Ongün ve Ferudun Başaran sahne alacaktır. İsteyen herkes bu etkinliği, ücretsiz olarak izleyebilir. **************************************************************************************************** MERT M. YAZAR BODRUM'DA OKUYUCULARI İÇİN KİTAPLARINI İMZALAYACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 4-15 Temmuz 2026 tarihleri arasında ''Turgutreis Meydanı-Bodrum'' adresinde açılacak olan ''YAY-DER Bodrum Kitap ve Edebiyat Festivali'' sırasında Şikago Basın Kulübü Üyesi olan yazar Mert M. Yazar 4-6-7-13-15 Temmuz 2026 tarihlerinde, 19.00-24.00 saatleri arasında okuyucuları için ''Vankay Öyküleri'' isimli kitabı başta olmak üzere yeni yazmış olduğu 3 ayrı kitabını daha okuyucuları için imzalayacaktır. Yazar yaşamını yılın belli zamanlarında Bodrum-İstanbul ve Şikago'da yaşayarak geçirmektedir, fırsat buldukça da çeşitli kitap fuarlarına iştirak etmektedir. **************************************************************************************************** YAZARLAR VE ŞAİRLER DE KIRKPINAR’DA OKUYUCULARI İÇİN KİTAPLARINI İMZALAYACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 7 Temmuz 2026 Cuma günü başlayacak olan 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali 9 Temmuz Pazar günü son bulacak, bu yıl Trakyalı yazarlar ve şairler de
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tanrının Gecikmiş Merhameti
Vazgeçişim bir tercih değildi; irademin verdiği ani bir hüküm de değildi. Daha çok, zamanın sabırla işlediği uzun bir mağlubiyetti. Mantığım çoktan imkânsızlığın matematiğini tamamlamış bulunuyordu. Kalbim her akşam ona dönük bir kapıyı aralık bırakıyordu. Mantığım ise her gece sessizce gelip o kapıyı kilitliyordu. Biri umudu insan ruhunun son sığınağı sayıyor, diğeri umut denen şeyin çoğu zaman gecikmiş bir acıdan başka bir şey olmadığını biliyordu. Zaman, her savaşın taraflarını yoran o tarafsız hâkimdir. Fakat insanın en trajik deneyimlerinden biri, haklılığın teselli sunmamasıdır. Çünkü bazı doğrular vardır ki, yanlışların açtığı yaralardan daha derin izler bırakır. Gerçek bazen bir kurtuluş değil, sadece daha kusursuz bir kayıptır. Sonra ilahî merhamet geldi. Fakat onun gelişi, beklenen bir baharın değil; çoktan sona ermiş bir mevsimin ardından düşen yağmuru andırıyordu. Kuraklıktan çatlamış toprağa ulaşan su gibi... Toprak susuzluğunu gideriyordu belki, ama kaybettiği çiçekleri geri çağırmaya muktedir değildi. O vakit anladım ki bazı insanlar hayatımıza bir beraberlik vaat etmek için değil, bir hakikati öğretmek için girerler. Kalmak için değil, eksiltmek için gelirler. Bize sevmenin kudretini değil, vazgeçmenin ağırlığını gösterirler. Kırgınlığım, gerçekleşmemiş ihtimallerin sessiz mezarlığınaydı. Birkaç gün daha erken söylenebilecek bir cümleye... Bir an önce gösterilebilecek bir cesarete... Atılabilecek tek bir adıma... Ve belki de biraz daha vakitlice inen bir merhamete... Çünkü kaderin en ağır yüzü bazen yokluk değildir; gecikmedir. Zira bazı merhametler yarayı kapatır; bazıları ise yalnızca kapanmış yaranın yerini gösterir. Zaman yalnızca olayları değil, onları karşılayacak insanı da değiştirir. Bu yüzden geciken merhamet her zaman bir lütuf
Nafer Ermiş "Hayat Böyle Bir Şey"de şöyle der; " Aşk bir hafıza oyunudur ; önce unutan kazanır"
Ne içindeyim zamanın
Ahmet Hamdi Tanpınar Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında. Bir garip rüyâ rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil, Rüzgârda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim...
Sentez şudur: Fıtratından (Rûm 30) hareketle sahte tanrılardan yüz çeviren insan (En'âm 79), yeryüzündeki nizamını kurmak için yüzünü ortak bir merkeze döner (Bakara 144). Bu merkezden aldığı güçle hayatın içinde hayırlı eylemler üretir (Bakara 148) ve nihayetinde tüm varlığını, benliğini Allah'a teslim ederek kusursuz bir ahlaka ulaşır (Nisâ 125). Böylece, her şeyin yok olup gittiği kozmik fırtınada, baki kalacak olan yegane Zata (Rahmân 27) tutunmuş, yok olmaktan kurtulup bekaya ermiş olur. ​Özetle Kur'an; insanı parça parça olmaktan kurtarıp, tek bir yüzle, tek bir merkeze yönelen, bütüncül ve sarsılmaz bir şahsiyet haline getirmeyi hedefler.
1000Kitap