Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan
Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar.
Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Halil Cibran'dan okuduğum 13. kitaptı, sıcağı sıcağına şunu söyleyebilirim ki,
ErmişMeczupErmişin BahçesiKum ve Köpük
Bu 4 kitabı gerçekten iyiydi. Bundan sonraki kitaplar vasattı, pek sarmadı.
Herkese keyifli okumalar desem bile bu kitabı tavsiye etmiyorum :)
Kitaba 6.7/10 puan veriyorum.
Kitaba ilk elime aldığımda bir Ermişin hayat hikayesi diye düşünerek bakmıştım. Ancak uzun bir süre yaşadığı ortamı bırakarak bir insanın orada kalanlara veda ederken aynı zamanda hayat dersi vermesini konu alan aforizmalarla baş başa buldum kendimi. Hayata daha derinden bakmayı öğreten bir eser. Kitabı bitirdiğimde bir hikayeyi sonlandırıp yeni bilgiler edinmiş olmaktan çok, zihnimde var olan sorulara farklı gözlerle bakmaya başladığımı fark ettim.
Bu da bende şu gerçeği uyandırdı: Bazen değiştirmeye uğraşmak yerine varolana farklı bakabilmek te gerekiyor.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
İncecik bir kitap fakat içeriği tamamen tüm hayata dair .Aşk ,hayat,evlilik, ticaret ve daha birçok konu barındırıyor. Anlamak isteyene mesaj dolu bir kitap. Kesinlikle okunmalı
Ermiş, hayatı ve insan ilişkilerini düşündüren kısa ama etkileyici bir kitap. Halil Cibran, sevgi, dostluk, özgürlük ve yaşam gibi konuları sade, şiirsel bir dille anlatıyor. Okurken birçok cümlenin üzerinde durup düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz. Kısa olmasına rağmen verdiği mesajlar oldukça derin. Hayata farklı bir pencereden bakmak isteyenler için güzel bir eser.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
"İnsanlık özgürlüğe kavuştuğunda gerçekten özgür mü olur, yoksa yeni efendiler mi yaratır?"
Dune Sapkınları, Frank Herbert'in altı kitaplık destanının belki de en az konuşulan ama en önemli halkalarından biri. Tanrı İmparator Leto Atreides'in ölümünün ardından geçen yaklaşık bin beş yüz yıl boyunca insanlık, onun tasarladığı Altın Yol'un etkileri altında yaşamaya devam etmiştir. Ancak artık eski düzen sona ermiş, insanlık evrenin bilinmeyen bölgelerine doğru büyük bir göç gerçekleştirmiştir. Tarihe "Dağılım" olarak geçen bu olay, Dune evrenini geri dönülmez biçimde değiştirmiştir.
Kitap, işte bu değişimin sonuçlarını anlatıyor.
Dağılım'a katılan milyarlarca insanın torunları geri dönmeye başlamıştır. Ancak geri dönenler, ayrıldıkları insanlar değildir. Yeni kültürler, yeni teknolojiler, yeni düşünce biçimleri ve en önemlisi yeni güç odakları ortaya çıkmıştır. Bene Gesserit Kardeşliği, binlerce yıldır olduğu gibi olayları perde arkasından yönlendirmeye çalışsa da bu kez karşısında alışık olmadığı bir rakip vardır: Onurlu Analar.
Onurlu Analar'ın sahneye çıkışıyla birlikte kitapta hissedilen tehdit duygusu giderek büyüyor. Frank Herbert onları yalnızca yeni bir düşman olarak tanıtmıyor; aynı zamanda Dağılım'ın insanlığı nasıl değiştirdiğinin bir yansıması olarak sunuyor. Onların yöntemleri, güç anlayışları ve evrene bakış açıları Bene Gesserit'in temsil ettiği her şeyle çatışıyor. Bu nedenle kitap boyunca yalnızca iki örgütün mücadelesini değil, iki farklı insanlık anlayışının savaşını okuyoruz.
Romanın merkezindeki en önemli karakterlerden biri Sheeana. Genç yaşına rağmen kumsolucanlarını kontrol edebilme yeteneğine sahip olması onu yalnızca Arrakis için değil, tüm insanlık için önemli bir figür haline getiriyor. Leto Atreides'ten sonra kumsolucanları ve baharatın