Bir Hayatı Ne Kadar Bilebiliriz?
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:58
"Bir dostunuzun yaşamöyküsünü yazarken, bunu onun intikamını alıyormuşçasına yapmalısınız." Gustave Flaubert, Ernest Feydeau'ya mektup, 1872 S. 6 Alıntının kendisi de çok Flaubertçedir. Yaşamöyküsü yazmak burada sadece birini övmek değil, ona yapılan haksızlıklara karşı onu tüm karmaşıklığıyla savunmak anlamına geliyor. Yani biyografi yazarı, ölü bir dostun avukatı gibi davranmalıdır düşüncesi var cümlenin altında. Julian Barnes'ın Flaubert'e olan yaklaşımını düşününce, bu sözün kitapta özellikle seçilmiş olması da tesadüf değil. Barnes da bir bakıma Flaubert'in "intikamını" almaya çalışıyor. İnsanlar biyografi okurken karşılarında bir insanın hayatını gördüklerini sanırlar. Julian Barnes ise buna itiraz ediyor. Ona göre biz aslında bir hayatı değil, o hayattan geriye kalmış ve yakalanabilmiş birkaç parçayı okuyoruz. Asıl hayat çoktan ağın deliklerinden kayıp gitmiştir. Flaubert'in binlerce mektubu elimizde olabilir ama pencereden dışarı bakarken beş dakika boyunca ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bir akşam canını sıkan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Bir cümleyi neden sildiğini, kendi kendine yaptığı küçük bir şakayı, söylemek isteyip de söylemediği bir sözü bilmiyoruz. Hayatın büyük kısmı sessizce kaybolmuştur. Barnes'ın asıl vurgusu da burada yatıyor. İnsan yaşarken bile kendisini bütünüyle tanıyamazken, öldükten sonra başka birinin onu eksiksiz biçimde tanıyabilmesi nasıl mümkün olabilir? Buna rağmen biyografiler çoğu zaman kendilerinden son derece emin bir tavırla konuşur ve biz de onları okurken karşımızda bütün bir hayat duruyormuş gibi davranırız. Barnes ise bu kesinlik iddiasına kuşkuyla yaklaşır, hatta yer yer onunla alay eder. Çünkü ona göre biyografi, bir insanın hayatı değil, o hayattan kurtarılabilmiş parçaların ustaca bir araya getirilmiş halidir. Asıl hikâyenin büyük
Edebiyat & Roman
Flaubert'in PapağanıJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 2000249 okunma
9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:23
hep çok merak etmiştim ve okumak için uzun bir süre bekledim, neden bilmiyorum ama sıra gelmemişti. sonunda okudum ve doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum, bence her kitabı okumanın herkes için farklı bir doğru zamanı var. baştan sona akıcı gitti ve sıkılmadım açıkçası. çoğu sahneyi zihnimde canlandırabildim ve özellikle deniz yolculuğu boyunca zihnimde film oluştu sanki. kaybetme duygusunu öyle güzel anlatmış ki kendim yaşamışım gibiydi. herkes bir şekilde bu kitapla kendini bir noktada ilişkilendirebilir ve bir bağ kurabilir diye düşünüyorum.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·88 syf.··
2026 18. kitabı
Kitabın işlenişi, sürükleyiciliği güzeldi ancak arka kapağı okumamak gerekiyor. Ne olacağını bilerek okumaktan kimse zevk almaz diye düşünüyorum. Duygu yoğunluğu ve yaşlı adamın çabası benim hoşuma gitti, genel olarak beğendim. Çocuk ve ihtiyar arasındaki diyaloglar fazla olsa belki daha ilgi çekici ve öğretici olabilirmiş.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Pes Etmeyen Yaşlı Adam Ve Deniz
9/10
·88 syf.··
2026 15. kitabı
Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway'in en iyi kitabı olabilir. Yaşlı bir adamın hiç balık tutamamasına rağmen hep balık yakalamaya devam etmesi, takdire şayan. Maalesef kitabın başları sıkıcı ama ortalarda ve sonlarda bu sıkıcılık kırılıyor. Bir diğer eleştirim kitabın kısa olması. Evet, gereksiz uzun olmasından iyidir ancak biraz daha uzun olsa olurmuş. Ama yine de konunun işleyişi ve sonu çok iyi bence. Yapılan benzetmeler ise İnce Memed gibi olmuş. Eğer denizleri seviyorsanız Yaşlı Adam ve Deniz okunmak için sizi bekliyor.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Puan vermedi·624 syf.··
2026 457. kitabı
Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Ernest Hemingway’in İspanya İç Savaşı’nı ve savaşın trajik gerçeklerini epik bir anlatıyla ele aldığı, dünya edebiyatının en önemli başyapıtlarından biridir. Amerikalı bir akademisyen olan Robert Jordan’ın, antifaşist gerillalara katılmak ve stratejik bir köprüyü havaya uçurmak için dağlara gönderilmesiyle başlayan üç günlük amansız mücadeleyi konu alır. Yazar; aşkı, sadakati, idealleri, ölümün kıyısındaki insan psikolojisini ve savaşın her iki tarafta da yarattığı yıkımı sarsıcı bir realizmle işler. Adını John Donne’ın "Hiç kimse bir ada değildir... Bu yüzden asla sorma çanların kimin için çaldığını; çanlar senin için çalıyor" dizelerinden alan bu ölümsüz eser, bir insanın ölümünün tüm insanlığı eksilttiğini hatırlatan evrensel bir insanlık ve direniş romanıdır.
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,6bin okunma