Yaratıcı eylemini tamamlamasının ardından zaman bu kez tanrıların da insanların da kaçamayacağı yıkımına başlayacaktır. Belli bir güç ile zorluk seviyesine ulaşan bir medeniyetin büyümesi duracaktır ve yakın zamanda düşüşe geçmeye de mahkumdur. Yaşlılık devri kapıya dayanmıştır.
Kaçınılmaz olan bu devir daima Irkın ruhunu diri tutan idealin zayıflaması ile birlikte ilerler. Bu ideal soluklaştıkça onun tesiri ile vücut bulmuş bütün dini politik veya toplumsal yapılar da aynı şekilde sarsılmaya başlar.
İdealin giderek yok olmasıyla birlikte ırk kendi içindeki uyumunu birliğini ve gücünü temin eden unsuru da yavaş yavaş yitirir. Bir birey şahsiyet ve zeka bakımından yüksek bir seviyeye ulaşabilir ama aynı zamanda İrkin kolektif egoizMinin yerini de aşırı ölçüde gelişmiş bireysel egoizm almıştır. Buna da zayıflayan bir şahsiyet ve harekete geçmek kabiliyetlerinde bir azalma eşlik etmektedir. Böylece bir halk bir birim yahut bir blok oluşturan şey nihayetinde geleneklerin ve kurumların ancak suni şekilde bir arada tuttuğu birbiriyle uyumsuz bireyler yığınına dönüşmüştür. Menfaatleri ve arzularıyla birbirlerinden ayrılan ve kendilerini nasıl yöneteceklerini artık bilmeyen insanlar en küçük eylemlerinden dahi idare edilmeyi ve devletin kendi üzerindeki güçlü tesirini talep ederler.
Eski idealin geri dönüşü olmayacak şekilde getirilmesinin ardından ırk da ruhuna büsbütün kaybeder. Artık bağımsız bireylerden oluşan bir yığından ibarettir ve böylece en başta olduğu şeye yani kitle haline geri döner. Tutarlılığı ve yarını olmayan bütün geçici nitelikleri sergiler. Artık medeniyetin sabit bir dayanağı yoktur ve bundan böyle kaderi tamamen tesadüflerin elindedir. Avam hükmetmeye başlamış barbarların safı ilerlemiştir. Bu medeniyet uzun bir geçmişin eseri dış görünüşünü