Şam'a Dönüş
Puan vermedi·208 syf.··
2026 16. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:13
Suriye hakkında detaylarda kaybolmadan fakat boşlukları doldurup soru işaretlerini ortadan kaldıracak nitelikte bir kitap. Suriye'nin bir ulus devlet olarak Osmanlı'dan ayrılması üzerine yaşadığı 26 yıllık Fransız sömürgesinden, sömürgenin ardından nefes aldı derken başa geçen Baas rejimi ve Hafız Esed'in darbeyle yönetimi ele geçirmesine ve HTŞ'nin Halep'i alıp Şam'a ilerlemesine kadar bütün süreci yoğun bilgiye boğmadan anlatıyor. Okunmalı, okutulmalı. Sosyal medyadaki azmanların yüklediği düşmanlık ve ırkçılıktan sıyrılıp gerçeğe dönmeli.
Şam'a DönüşAdem Özköse · İz Yayıncılık · 202633 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 42. kitabı
Sonunda kronoloji ve geniş bir kaynakça bulunuyor. Kaynakça ileri okuma yapmak isteyenler için yol gösterici olabilir. Kronoloji de kitaba başlamadan şöyle bir göz atmak ya da kitap bitince okuduklarını hızlıca hatırlamak için faydalı. Ters biri olduğum için tersten başladım, evet. Şimdi daha düz şekilde devam edelim. Öncelikle yazar Şam'ı anlatarak başlıyor ki bu kısımlar kitabın kalanından oldukça farklı ve okuru kitaba çekmek için güzel bir başlangıç olmuş. Sonrasında Suriye'nin yıllardır yaşadıkları; Fransız işgali, darbeler, Baas tahakkümü ve çoğumuzca malum olan Esed rejimi. Son olarak Müslümanların birlik oluşuyla rejimin devrilmesi ve Suriye'nin yeniden doğuşu. Tüm bunlar yaşanırken Türkiye'nin rolü de önemli ve yazar bu noktaya da değiniyor yeri geldikçe. Derin konular ve Suriye kurtulmuş olsa da daha kurtulmayı bekleyen çok İslam coğrafyası var. İşin en acı yanı da İslam coğrafyalarında yaşananların birbirine bu denli benzemesi ve zaten bağlantılı olması. Suriye, rejime muhalif güçlerin birlik olmasıyla kurtulmuşsa tüm İslam coğrafyalarının nasıl kurtulacağı da aşikar. Suriye'nin kurtuluşunu gördüğümüz gibi Filistin'in, Doğu Türkistan'ın özgürlüğüne de şahit oluruz inşallah. Özelde Suriye meselesinin detaylarını -siyasi aktörlerinden direnişçilerine, ülkenin kendi iç dinamiklerinden diğer ülkelerin etkisine kadar- merak ediyorsanız genel olarak da Orta Doğu'da olanları anlamak gibi bir derdiniz varsa güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Kitaba başlamadan önce ilgimi çeken konular değildi açıkçası ama kitap Muhammed Emin Yıldırım Hocamdan hediye olduğu için mecbur okuyacaktım ve iyi ki de okumuşum. Büyük bir merakla başlamamış olsam da tüm kitabı ilgiyle okudum. Son olarak kitapta birkaç fotoğraf da var. Fotoğraflar da kitaba ayrı bir zenginlik katmış. Gönül isterdi ki renkli
Şam'a DönüşAdem Özköse · İz Yayıncılık · 202633 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İdeolojik aygıtlar
Puan vermedi·98 syf.··
2026 28. kitabı
İdeolojik Aygıtlar Hegemonya, egemen sınıfların ittifakı ve siyasi uzlaşımıyla egemenliğini topluma kabul ettirmesidir. Gramsci’ye göre hegemonya; “bir sosyal grubun, sınıfın veya devletin egemenliğini, kısmen baskı yoluyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlamasıdır” (Erdoğan, 2014: 259). Hegemonya, hâkim güçlerin koyduğu kurallara boyun eğme, hâkim ideolojiyi benimseme veya bunlara rıza gösterme yoluyla sağlanır. Hegemonyada önemli olan alt yapının rızasını sağlamak ve bunu sürdürebilmektir. Bunu yaparken de yumuşak güç olan ideolojik aygıtlardan faydalanırlar. İdeolojik aygıtlar içerisinde bulunan medya ve hegemonya ilişkisinde, halkın rızasının üretimi ve bu rızanın sürekliliğinin sağlanması için de medya büyük önem taşır. Gramsci'ye göre, bir sosyal grup, sınıf veya devlet, egemenliği kısmen baskıyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlar. Rıza üretimi de biliş yönetiminden geçerek olduğu için ve bu tür üretim bilinç endüstrileri tarafından yapıldığı için, medya kamu katılımını sağlamada merkezi rol oynar (Erdoğan, 2014 ;259). Devlet, karmaşık toplum ilişkilerini düzenlemede ve kendi uygulamalarını kabul ettirme, meşru bir zemin kazandırmada birçok farklı yöntem kullanır. Bunları Louis Althusser'in kuramsallaştırdığı baskı aygıtları ve ideolojik aygıt olarak ele aldığımızda devlet mekanizmasının araç olarak kullandığı birçok kurum karşımıza çıkmaktadır. Baskı aygıtlarının ve ideolojik aygıtlarının yöntemleri farklı olsa da aynı amaca hizmet etmektedir: “Mevcut düzenin yeniden üretimi" Baskı aygıtları, devletin kolluk kuvvetleri vasıtasıyla aykırı görüşlere karşı şiddete başvurması, hapsetmesi veya farklı yöntemlerle baskı oluşturarak kendisi için zararsız hale getirme çabasıdır. İdeolojik aygıtlarsa egemen ideolojiyi
İdeoloji ve Devletin İdeolojik AygıtlarıLouis Althusser · İletişim Yayınları · 2002476 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 4. kitabı
Kitap, Molla Rejiminin meddahları nasıl bir propaganda aracı olarak kullandığını anlatıyor. Özellikle İran-Irak savaşında, Suriye İç Savaşında meddahların çok önemli bir görev üstendiklerini görüyoruz. Çünkü savaş sadece çarpışarak olmuyor. Oradaki insanlara uğruna savaşacakları bir şey vermek gerekiyor, onlara yaptıkları bu fedakarlıkların boşuna olmadığına inandırmaları gerekiyor. İşte bu görevi de meddahlar üstleniyor. Meddahların nerede nasıl davranmaları gerektiği Mollalarca sistemli ve titizlikle belirleniyor. İran'daki meddahların anlatıları hep Hz. Hüseyin, Kerbela hadisesi etrafında şekilleniyor. Rejim tarafı Hz. Hüseyin ve onun saflarında yer alanlara benzetilirken karşı taraf ise Yezid oluyordu. Bu benzetmeler üzerinden kurulan hamasi anlatım insanları etkiliyordu. Aslında bu distopyalarda da sıkça gördüğümüz bir model. Kendini merkeze koyup karşıya da bir öteki, bir düşman yerleştirmek. Eğer öyle bir düşman yoksa yaratmakta bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. İranlılar Şii geleneğe sahip oldukları için aslında bu öteki anlatısı onlar için yeni bir konsept değil. Buna örnek olarak Safeviler verilebilir. O dönemde matem merasimleri gücün bir sembolü olarak kullanılıyordu ve meddahlar da koca bir propaganda ordusu olarak üzerlerine düşeni yapıyorlardı. Şimdi gelelim İran-Suriye ilişkisine. 1979’dan önce yani İran İslam Devrimi gerçekleşmeden önce Suriye, devrimci kadrolar için mesken haline gelmişti. Bunun karşılığı olarak da Şii ulema, Nusayrilere dini meşruiyet kazandırmak istiyordu. Bu Esed rejimi için çok önemliydi çünkü rejim, Nusayrili Alevi bir kimliğe sahipti ve hem çoğunluğu Sünni olan Suriye'de hem de İslam dünyasında kendine bir hakimiyet alanı arıyordu. İki rejim arasında olan bu dostluğun uzun soluklu olması öngörülüyordu çünkü rejimlerin
Edebiyat
MeddahlarAdem Yılmaz · Ketebe Yayınları · 202338 okunma
BİLGE ŞAİRİN PORTRESİ
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 22:20
Cahit Koytak şiiri, sadece mısralardan müteşekkil bir yapıt olmasının ötesinde devasa bir külliyat ve yaşayan bir kütüphane gibidir. Onun şiirinde müthiş bir bilgi ve kültür birikimi göze çarpar; onda Doğunun gür sesini, Batının felsefesini ve daha birçok boyutu bir arada okuruz. Eserlerinde, insanlık tarihinin ortak hafızasını inşa eder. ​Bu inşa sürecinde Koytak’ın Fransızca hâkimiyeti, Batı düşüncesinin kaynaklarına doğrudan erişmesini sağlayarak şiirindeki felsefi temeli güçlendirir. Bir şairin herhangi bir şiirinde veya kitabında, başka metinlerin ve disiplinlerin varlığını bu kadar yoğun hissetmek, Koytak’ın inşa ettiği zihnî ve kalbî tutarlılığıdır. ​Koytak’ın şairliği, eşsiz bir çevirmenlik hüneriyle iç içedir. Bu hünerin en görkemli meyvesi, Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladıkları Muhammed Esed’in "The Message of the Qur'ân" ( Kur'an Mesajı ) adlı eseridir. Kuşkusuz bu yapıt ile Türkçe Kur’an çevirilerinde yeni bir döneme girilmiştir. Esed’in Kur’an’ı İngilizceye çevirirken gösterdiği filolojik ve teolojik titizliği, Koytak ve Ertürk de Türkçeye aktarırken aynı hassasiyetle sürdürmüşlerdir. Bu çalışmanın on yıla yakın bir süreye yayılmış olması, hem dile olan saygılarının hem de metnin kutsiyetine duydukları sorumluluğun en somut göstergesidir. Bu devasa emek, Koytak’ın şiir diline de entelektüel bir berraklık ve kavramsal bir zenginlik olarak geri dönmüştür. ​İyi bir şair ve mütercim olmanın yanı sıra, Koytak’ın edebiyat dünyasına karşı sergilediği mesafeli duruş popülariteye karşı duruş sergileyen okurlar için bir nimet kabilindedir. Zira agyarın diline pelesenk olmuş şiirler ve şairler sadece malûmattan ibaret kalır. Bilgi ve hakikat ışığı onlara ulaşmaz. Cahit Koytak bunun farkındadır ki edebiyat dünyasına bir 'merhaba'dan ibaret yakınlığı dikkate
Yeni Başlayanlar İçin MetafizikCahit Koytak · Timaş Yayınları · 201130 okunma
ESİR - Adem Özköse (İnceleme)
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap, Adem Özköse'nin Suriye'deki son durumu gerçekliğiyle ortaya koyabilmek için bir belgesel çekme isteği üzerine 2012 9 Martta Suriye'ye kameramanı Hamit Coşkun ile beraber gitmesi ve orada Esed yanlısı Şii milislerce alıkonularak ardı ardına gelen esaret sürecini anlatıyor. Burada yaşananlar Adem Özköse'nin ve Hamit Coşkun'un yaşadıklarının anlatısı olsa da onların üzerinden bir halkın 10 yılı aşkın bir süreçte yaşadığı şiddet, tecavüz ve esaretin küçük yansımalarıdır. Kitapta işlenenlerden yaptığım çıkarımları yazıya dökmeden önce eseri özetlemek istiyorum. Zira ülkemizde var olan önyargılar, cahilane kabuller ve yönlendirilmiş öfke bu yapacağım çıkarımları düşmanca görecek ve geliştirilen refleksle vicdandan ve insanlıktan uzak bir tepkiyle değerlendirecektir. Yapacağım özet olayların kopuk kopuk derlenmesinden oluşacak olaylar örgüsünün anlaşılmasında aciz kalacaktır muhtemelen. ÖZET: Muhammed Şaban'ın Esareti; Muhammed Şaban Hama katliamından sonra oradaki müslümanlara yardım etmek amacıyla arkadaşlarıyla beraber Suriye'ye gitmiş. İhvan üyesi olmakla suçlanarak cezaevine girmiş. Ailesi 20 yıl sonra hayatta olduğunu öğrenmiş. Muhammed Şaban'ın Suriyeli Mahkumlarla İlgili Anlattıkları; Suriyeli mahkumlardan biri, evli ve iki çocuk babasıymış. 14 yıl ailesinden haber alamayınca eşi öldüğünü düşünerek başkasıyla evlenmiş. Bir süre sonra bu adamda cezaevine girmiş. Eski eş ve yeni eş bir müddet sonra tanışmışlar ve adam eşinin başkasıyla evlendiğini öğrenince göz yaşlarına boğulmuş. Muhammed Şaban, dönemin cumhur başkanı Abdullah Gül'ün girişimleriyle 23 yıl sonra kurtarılmış. Adem Öz Köse ve Hamit Coşkun'un Şii Milislerce Alıkonulması; Suriye geldiklerinin ertesi günü şii milislerce alıkonulup 11 gün esir edilmişler. Namluların sürekli üzerlerinde olduğu
1000Kitap
EsirAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2019820 okunma