Bir de, zamanda yolculuk mümkün değil, diyorlar. Bedenin böyle gaddarca kayıt tutup insanı sadece ruhsal değil, fiziksel manada da geçmiş sancılara taşıması ne muazzam meziyet. Bu kusursuz düzeneğin çalışma prensibini Çiğdem Hanım’dan öğrendiğimden beri artık o kadar şaşırmıyorum ama canımın yangısı kesilmedi. Bilmek değişmeme yetmedi.
“Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsündür, basınç sayesinde elmas olursun.”
Nora, Neil’ın elmas hakkındaki yanlışını düzeltmedi. Kömürün de, elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak, kömürseniz kömür kalırdınız. Belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu.
Günahkarların birincisiysem, acı çekenlerin de birincisiyim. Bu dünyada bu kadar insanlık dışı acı ve dehşetin bulunduğu bir yer olduğu aklımın ucundan geçmezdi; kaderimin yükünü birazcık hafifletmek istiyorsan, Utterson, beni suskunluğumla baş başa bırak.