Esin Nur Evgin

Esin Nur Evgin
@esinlendim
“Önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla.”
“Sonra… Sonra her şey bitti. Ama hayat devam etti.”
Puan vermedi·208 syf.··
2024 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2024 12:22
Derz, Hakan Günday Derz,Hakan Günday’ın dergilerde yayınlanmış öykülerinden oluşan derleme bir kitap. Başta kitabı alırken öykü olduğunu fark etmedim, Günday’ın yeni kitap çıkarmış olması heyecanıyla ‘’Zaten iyidir.’’ diye düşünerek alıp geçmiştim. Açıkçası biraz hayal kırıklığı oldu çünkü bir Derda, bir Kinyas ya da bir Asil’i görmek istemiştim. Genel olarak öykü okumayı sevmediğim için bozulmuş olabilirim belki ama yorumlara bakınca da kitabın genel olarak hayal kırıklığı yaşattığını gördüm. Sonuçta uzun soluklu kitaplarını okumaya alıştığımız için birkaç sayfada olayın gelişip sonlandığı yazılarını okumak ister istemez bizi tatmin etmeyecektir. O yüzden başarılı bir Günday kitabı değildi demek yerine kitapta okuma isteğimin devam etmesini sağlayan detaylara değineceğim :) Hakan Günay’ı araştırırken onunla ilgili çok güzel bir metne denk geldim, Günday’ın şöyle bir ifadesi geçiyor: ‘’Yazar romanlarında “bir an önce yazıp kurtulma” tekniğini denediğini söyler. Koşarak, nefes nefese, arkasına bakmadan çalakalem yazdığını ifade eder ‘’ Sanıyorum ki Derz’deki öyküler de Hakan Günday’ın akşam haberlerini açıp, gördüğü rezaletler karşısında içinde doğan nefretten kurtulmak için bir anda eline kalem kağıdı alıp öfkesini kustuğu yazılardan oluşuyor. Derz; fayans, seramik ve mermerle kaplanmış yüzeylerin ince aralıklarını dolduran maddedir. Yüzey boşluklarını tamamen kaldırmak ya da yalnızca izolasyon sağlamak amacıyla derz dolgusu yapılır. Hakan Günday da içindeki boşlukları belki de bu şekilde kapatmış olabilir diye düşünüyorum. Kitabın ismi ve öyküler düşünülünce böyle bir anlam ortaya çıkıyor kolaylıkla. Hakan Günday koca metinlerle olmasa da birkaç sayfayla bile güzel konulara değinip başarılı öyküler yazmış. Sosyal ve politik konulara ironik ve gerçekçi
DerzHakan Günday · Doğan Kitap · 02,223 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 13:00
'' Belki de başlangıç, güzel şeyler meydana gelinceye kadar güzel şeyler olacağını söylemektir.'' Gizli Bahçe, Frances Hodgson Burnett Kitabın yazarı Frances Hodgson Burnett, çocuk kitapları da yazan romantik bir yazar. Küçük Lord Fauntleroy , Küçük Prenses  ve Gizli Bahçe adlı üç çocuk romanıyla tanınıyor. Yazarlık kariyerine 19 yaşında, ailesinin para kazanmasına yardımcı olmak için dergilerde öyküler yayınlayarak başlamış. Yaşadığı dönemde güçlü bir kadın yazar olarak tanınmış, bazı edebiyat toplantılarına ev sahipliği yapmış. Çocukken gördüğü fakirliği bir daha yaşamamak için sürekli yazmış, ailesini de bu şekilde geçindirmiş. Hatta ona ‘’yazı yazan makine’ bile denmiş. Kitabımız Hindistan’da emrine verilmiş kölelerle yaşayan, annesi tarafından ihmal edilen küçük ‘’Bayan Mary, çok da aksi’’nin hikayesini anlatıyor. Öyle çok ihmal edilen bir çocuk ki evde tüm aileye, hizmetçilere bulaşan koleradan sağ kurtuluyor. ‘’Bana kalırsa bir kere olsun kızın yüzüne doğru düzgün bakmamıştır bile. Ayah’ı (bakıcı) öldüğünde küçük kızı düşünecek kimse kalmadı. Evden kaçarken onu o ıssız evde yapayalnız bırakan uşakları düşünsene...’’ Mary görevliler aracılığıyla İngiltere’de yaşayan eniştesi Archibald Craven’ın yanına, Misselthwaire Malikanesi’ne yolculuk yapıyor. Archibald Craven, huysuz, çirkin bir adam. Öyle şanslı ki çok güzel bir kadın onu çok sevmiş, çok güzel bir evlilikleri olmuş. Birbirlerine öyle düşkünlermiş ki yapayalnız olabilecekleri bir bahçe yapıp o bahçede kitaplar okumuş, sohbetler etmişler. Ancak Archibald hayat arkadaşını 10 yıl önce kaybetmiş ve o günden sonra yaşayan ölüye dönmüş. Öyle üzülmüş ki doktorlar tımarhaneye kapatılması gerektiğini bile söylemişler. Yaşadığı acı kayıptan sonra biricik eşiyle yaptıkları o özel bahçenin kapılarını kilitleyip anahtarı da kimse
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 56. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2023 11:57
“Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya da terk edilmiştir.” Ayfer Tunç - Suzan Defter Kitap birden fazla aşkın, yarım kalmışlıkların, söylenmemiş sözlerin kitabı. Bu kitapta Ayfer Tunç çok farklı bir yol izlemiş, kitabın sol sayfasında bir erkeğin sağ sayfasında da bir kadının günlüğü olacak şekilde devam etmiş. Benim için çok ilginç bir okuma deneyimi oldu. Yanlış basım mı aldım, korsan kitap mı bu diye düşüne düşüne bi 20 sayfa okuduktan sonra anca anladım durumu :) İsterseniz önce bay E.’nin sonra da geri dönüp Bayan D.’nin günlüğünü okuyabilirsiniz ama bu iki yalnız insanı ve anlatılanları daha iyi anlamak adına günlükleri sırayla okumak daha mantıklı olur. Bay E., insanların içinde yalnız büyümüş, sevgisiz bir aileyle yaşamış ve en sonunda o da ailesinin yaşadıklarını tekrarlamış. Bayan D.,sevgi duyduğu bir abi, karanlık bir babayla büyümüş, idolleri sayesinde de yanlış bir evlilik yapıp en sonunda yalnız kalmış bir kadın. Aslında iki karaktere de bakılınca aynı hayat hikayesinin iki farklı cinsiyet tarafından anlatılışını okuyoruz. Aralarında arkadaşlığa benzeyen, daha çok günah çıkardıkları bir ilişki gelişiyor. Geçmişi tekrar yaşıyorlar, günahlarını çıkarıyorlar. Spoiler vermemek adına kitapta anlatılan büyük aşktan, yarım kalanlardan bahsetmeyeceğim, oraya girersek eğer hiç çıkamayız :) o hikayenin de ayrıca bir kitabını okumak isterdim. Günlük okumayı sevmem, kitaptan beklentim de çok farklıydı ancak beni kolayca bağladı. Yazılış şekline ve duyguları tamamen okuyucuya vermesine hayran kaldım, kesinlikle tavsiye ediyorum :) Ayfer Tunç Suzan Defter •“- Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz. - Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada? - Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz. -İyi ya, boş değildi kucağım. -Ama
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 53. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2023 21:46
"İntihar, insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür." K. Marx Yusuf Atılgan okurken zorlanırım, Aylak Adam gibi bu eseri de beni çok zorladı ancak değinilen konular ve bireyin topluma karşı yaşadığı uyumsuzluk, ana karakterin derin yalnızlığı beni kitaba devam etmeye ikna etti. Yusuf Atılgan, eseri bilinç akışı tekniğiyle yazmış, ana karakter Zebercet’i daha iyi anlamamız için de iç monologlara yer vermiş, bu sayede kahramanın soyut sancıları, somutlaştırılmış. Virginia Woolf da okuduğum için aşırı zorlanmadım ancak daha fazla bilinç akışıyla yazılmış birkaç kitap okunduktan sonra bu kitabı okumak daha iyi olabilir. Romana ismini veren Anayurt Oteli, Manisa’da bulunan Anavatan Oteli’dir. Bu otel romanda da belirtildiği üzere, Tanzimat Fermanı ile aynı yıl, 1839’da konak olarak inşa edilmiş, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte de otele dönüştürülmüştür. Hacırahmanlı Köyü’nde yaşayan Atılgan, çiftçilik yapan babasının işinin sürekli Manisa’ya düşmesinden dolayı, birçok kez bu otelde konaklamıştır. Oteli işleten baba ve oğul, babasının eski iş arkadaşlarındandır. Kendisi bu konu hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: “Bir gün bu oteli yazma isteği doğdu içime. O sıralar arkadaşlarla Ödemiş/Birgi’ye gideceğiz. Gece Aydın’da bir otelde kaldık. Bir otel işte. Kapıdan giriliyor. Karşıda yukarıya çıkan bir merdiven var. Kâtibin yeri de bu merdivenin altında. Önünde bir küçük masa. Gece arkadaşımla konuşurken ‘Yahu,’ dedim, ‘bu adamın buradaki hayatı ne olabilir?’ ‘Merdiven altında oturan bir adam. Nasıl bir adamdır bu?’ Üstelik benim bunaldığım zamanlar. Anavatan Oteli ile bu durumu birleştirdim, kendi ruh durumumu da yansıtmaya çalıştım. Bu roman çıktı.” Anayurt Oteli'nde baş karakterimiz Zebercet ve işletmeciliğini yaptığı Anayurt Oteli'nde yaşanan olaylar, kalan
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
8/10
·584 syf.··
2023 31. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2023 22:35
Ahmet Ümit Sultanı Öldürmek ‘’Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz ne yaparsınız?’’ sorusu sorulmuş kitabımızın arka kapağında. Tam da bu yüzden ‘’evet Ahmet Ümit yine yapmış yapacağını.’’ Diyerek aldım bu kitabı. Son okuduğum öykü kitabı Aşk Köpekliktir’den sonra yaşadığım hayal kırıklığı sebebiyle bir süre elime Ahmet Ümit alamamıştım ama yaşadığım Reading Slump (okuyamama) durumundan beni en iyi Başkomiser Nevzat kurtarır dedim, iyi de ettim :) Kitabımız, ünlü tarih profesörü Müştak Serhazin’in, 21 yıl önce kendisini terk eden ve bir daha asla onunla iletişime geçmeyen kadim aşkı Nüzhet’in bir gün ansızın ‘’Ben İstanbul’a geldim, bana akşam yemeğine gel.’’ demesi ve hocamızın füg krizine girmesiyle başlıyor. Müştak hocanın psikolojik bir rahatsızlığı var; Dissosiyatif füg. Füg rahatsızlığı kişinin kimlikleri veya diğer önemli otobiyografik bilgileriyle ilgili farkındalığı yitirdiği ve aynı zamanda beklenmedik bir şekilde seyahat etmeyi sürdürdüğü psikolojik bir durumdur. Aynı sorunu daha önce Nüzhet onu terk ettiğinde, babası vefat ettiğinde de yaşamış, bu üçüncü krizi oluyor. Nüzhet’in araması onu öyle heyecanlandırıyor ki tekrar füg atağı yaşıyor ve Nüzhet’in apartmanına gelene kadar yaşanan hiçbir şeyi hatırlamıyor. Bir anda uyanıp kendine geliyor, merdivenleri çıkıyor, kapı açık, Nüzhet’e sesleniyor, cevap yok, ilerliyor odada. Sonunda göz göze geliyor mis gibi menekşeler kokan sevdiği kadınla, koltukta oturmuş, başını ona çevirmiş ona bakıyor o kadın ama sanki bir fark var; sanki bu Nüzhet o Nüzhet değil. Güzel sevgilisinin boynuna, ikisinde de bulunan Fatih Sultan Mehmet’in tuğrasının bulunduğu mektup açacağı acımasızca saplanmış,
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202124,6bin okunma