"İntihar, insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür." K. Marx
Yusuf Atılgan okurken zorlanırım, Aylak Adam gibi bu eseri de beni çok zorladı ancak değinilen konular ve bireyin topluma karşı yaşadığı uyumsuzluk, ana karakterin derin yalnızlığı beni kitaba devam etmeye ikna etti. Yusuf Atılgan, eseri bilinç akışı tekniğiyle yazmış, ana karakter Zebercet’i daha iyi anlamamız için de iç monologlara yer vermiş, bu sayede kahramanın soyut sancıları, somutlaştırılmış. Virginia Woolf da okuduğum için aşırı zorlanmadım ancak daha fazla bilinç akışıyla yazılmış birkaç kitap okunduktan sonra bu kitabı okumak daha iyi olabilir.
Romana ismini veren Anayurt Oteli, Manisa’da bulunan Anavatan Oteli’dir. Bu otel romanda da belirtildiği üzere, Tanzimat Fermanı ile aynı yıl, 1839’da konak olarak inşa edilmiş, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte de otele dönüştürülmüştür. Hacırahmanlı Köyü’nde yaşayan Atılgan, çiftçilik yapan babasının işinin sürekli Manisa’ya düşmesinden dolayı, birçok kez bu otelde konaklamıştır. Oteli işleten baba ve oğul, babasının eski iş arkadaşlarındandır. Kendisi bu konu hakkında şu ifadeleri kullanmıştır:
“Bir gün bu oteli yazma isteği doğdu içime. O sıralar arkadaşlarla Ödemiş/Birgi’ye gideceğiz. Gece Aydın’da bir otelde kaldık. Bir otel işte. Kapıdan giriliyor. Karşıda yukarıya çıkan bir merdiven var. Kâtibin yeri de bu merdivenin altında. Önünde bir küçük masa. Gece arkadaşımla konuşurken ‘Yahu,’ dedim, ‘bu adamın buradaki hayatı ne olabilir?’ ‘Merdiven altında oturan bir adam. Nasıl bir adamdır bu?’ Üstelik benim bunaldığım zamanlar. Anavatan Oteli ile bu durumu birleştirdim, kendi ruh durumumu da yansıtmaya çalıştım. Bu roman çıktı.”
Anayurt Oteli'nde baş karakterimiz Zebercet ve işletmeciliğini yaptığı Anayurt Oteli'nde yaşanan olaylar, kalan