Açıkçası bu kitaba başlarken, Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusu'ndaki hikâyenin devamını, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin ve sevdiğim karakterlerin serüvenlerinin sürdüğünü görmeyi bekliyordum. Bu nedenle kitap ilk başta beni biraz şaşırttı.
Ancak zamanla fark ettim ki Kemal Tahir bu kez hikâyeden çok fikirlerle ilgileniyor. Olaylardan ziyade karakterlerin düşünceleri, Cumhuriyet ve Osmanlı üzerine yapılan tartışmalar, farklı bakış açıları kitabın merkezine yerleşiyor. Özellikle Nermin'in Kamil Bey hakkındaki değerlendirmeleri ve Dr. Mahir Bey'in döneme ilişkin görüşleri beni uzun süre düşündürdü.
Kitap boyunca kendime sık sık şu soruyu sordum: İnsan gerçekten idealleri için mi mücadele eder, yoksa bazen kişisel sorumluluklarından kaçtığı için mi büyük davaların arkasına sığınır?
Olay örgüsü açısından serinin ilk kitabı kadar etkileyici bulmasam da, karakterleri ve düşündürdükleri açısından çok değerli bir okuma oldu. Bence bu kitap okunduktan sonra değil, bittikten sonra etkisini göstermeye başlıyor.