Puan vermedi·154 syf.·
2026 430. kitabı
Kuledibi’ndeki Tamburlu kıraathanenin, çoğunlukla ariflerden, güngörmüşlerden, sohbet ve kelâm ehillerinden olan ahalisi, asırların tüketemediği bu yorgun dünyanın binbir halini yâdedip onda baki kalan hoş ve nâhoş sedalardan dem vururken, laf dönüp dolaşıp çoğu kez bir zamanların Yâfes Çelebi’sine gelirdi. İhsan Oktay Anar Eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri"ni anlatan bir romandır. Osmanlı dönemine benzer bir atmosferde geçen eser, bilgiye, güce ve doğaya hükmetmeye çalışan mucitlerin ilginç makineler üretme çabalarını, hırslarını ve yaşadıkları trajikomik maceraları konu alır.. Kitab-ül Hiyel Yâfes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey adındaki üç hiyelkarın (mekanikçi/mucit) birbirini takip eden yaşamları anlatılır. İcat ettikleri mekanik aletler sadece birer teknolojik gelişme değil, insanoğlunun iktidar ve hırs arayışının sembolüdür. Arapçada hile, çare ve yöntem anlamına gelen bu kelime, aynı zamanda antik ve İslam dönemindeki mekanik ilmini temsil eder. Eserde fiziksel icatların çizimleri bizzat yazarın kendi çizimleriyle romanda yer alır. Kitab-ül Hiyel sadece teknik makineleri değil, güç uğruna harcanan hayatları ve kurgu içindeki felsefi sorgulamaları ele alır. Sonunda teknolojik ve askeri üstünlüğün değil, güzelliğin ve bilginin erdemine vurgu yapılır Dünya'nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı. S:80
Edebiyat & Roman
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
Pazarlamanın Sonu
Puan vermedi
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·344 syf.··
2026 11. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:56
“İnsan aşkı görür görmez tanır mı yoksa hayalinde kurduğu gibi bir şey mi zanneder?” Anne Shirley’nin hayatında değişim rüzgârları esmeye başlamıştır. Daha önce ertelediği üniversite hayalini gerçekleştirmek üzere Avonlea’den ayrılıp Kingsport’a giden Anne, orada eski dostu Priscilla’yla bir pansiyona yerleşir. İki genç kız bu yabancı memlekete alışmaya çalışırlarken yepyeni bir düzen kurarak hayatın önemli bir dönemecini daha geçerler. Yuvam dediği Yeşil Ev’i özlemeyi ve düşünmeyi hiç bırakmayan Anne, Avonlea’ye dönmek için tatilleri iple çekse de üç kız arkadaşıyla birlikte kiraladıkları evde tam bir üniversiteli gibi yaşamaktan da hoşnuttur. Ancak üniversite yılları sadece sınavların zorluğuyla ve yeni bir ev düzeniyle girmemiştir hayatına. Anne’in gönül işleri, duyguları ve aklı epey karışırken yetişkinliğe geçişin ağırlığı bir kere daha omuzlarına çöker. Yeşilin Kızı Anne’in üçüncü kitabında Anne üniversite okumak için Avonlea’den ayrılır. Üniversite yılları yeni arkadaşlıkların, alışkın olmadığı bir ev hayatının ve gönül işlerinin önünü açar. Çocukluk yıllarını geride bırakan Anne’in bu yeni tecrübelerle baş etmesi gerekecektir. Hayal gücünü de tamamen ardında bırakmamıştır...
Yeşilin Kızı Anne 3 - Adanın KızıL. M. Montgomery · Ren Kitap · 20205,5bin okunma
Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir gizemi anlatmaz.İnsanın hiç tanımadığı bir yere gidip kendini yıllardır konuşulan sırların ortasında bulmasını duyduğu her hikayenin onu yeni bir soruya götürmesini anlatır. Gece Yıldızı – Elif İpek Bilek Nikos hayatında yeni bir başlangıç yapmak için Büyükada'da eski bir ev satın alıyor.İlk başta her şey oldukça sıradan görünüyor. Adanın kalabalıktan uzak sokakları,tarihi köşkleri ve sakin atmosferi ona aradığı huzuru veriyor.Fakat zaman geçtikçe hem ev hakkında duyduğu hikayeler hem de adanın geçmişine dair anlatılanlar dikkatini çekmeye başlıyor. Bu süreçte tanıştığı Veronika ile birlikte adayı keşfetmeye başlıyorlar. Ancak çıktıkları her gezide karşılarına yeni bir hikaye çıkıyor.Kimi zaman yıllardır konuşulan vampir söylentileri,kimi zaman Rum Yetimhanesi hakkında anlatılanlar,kimi zaman da adada yaşayan insanların yarım bıraktığı cümleler... Nikos başlangıçta bunları sıradan söylentiler olarak görüyor.Fakat araştırdıkça olayların birbirine bağlandığını fark ediyor.Her öğrendiği şey onu başka bir ayrıntıya götürüyor.Her cevap yeni sorular doğuruyor. Kitap boyunca en sevdiğim şeylerden biri Büyükada'nın sadece olayların geçtiği bir yer olmamasıydı.Ada geçmişiyle,efsaneleriyle ve sakladığı hikayeleriyle adeta yaşayan bir karakter gibi anlatılmış. Bu yüzden kitap ilerledikçe sadece Nikos değil okuyucu da merak etmeye başlıyor. Hazırsanız... Eski bir evle başlayan Büyükada'nın sokaklarında dolaşırken giderek büyüyen ve her sayfada yeni bir sırla karşılaştıran o hikayeye yaklaşabiliriz... Çünkü bazen insanı bir gerçeğe ulaştıran şey öğrendikleri değildir... Peşini bırakmayan merakıdır.
Gece YıldızıElif İpek Bilek · Sidera Yayınevi · 20262 okunma
8/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:14
Aynadaki Adamı Yen Aynadaki Adamı Yen Kaan Koç #kitapyorumu #kaankoç #aynadakiadamıyen #edebiyat Bir hayali gerçekleştiren şey,büyük adımlar değil,küçük başlangıçlardır. Kendi zaaflarını… Korkularını… Geçmişte yaşadıkların… Ertelediklerin… “İnsan hayatında bir kez kendini gerçekten yenerse, bir daha kimse onu yenemez.” Kaan Koç’un güçlü kaleminden ; @y.kaan.koc sorgulatan,düşündüren ve yeni başlangıçlar yapmak istiyorsanız ; AYNADAKİ ADAMI YEN SESSİZ SAVAŞIN KAZANANI OL! Kitabını okumanızı tavsiye ediyorum! Aynadaki adam, hayatının en sadık tanığıdır. İnsan ilişkileri büyük jestlerle değil,küçük ama samimi adımlarla inşa edilir. Asıl zafer, dünyayı yenmek değil... Kendini yenebilmektir. “Büyük dönüşümler,küçük birikimlerle başlar.” “Düşmek değişimin başlangıcıdır.” “Asıl zafer, düşmekten korkmamak ve düştüğünüzde tekrar ayağa kalkabilmektir.” “Sahip olduklarının farkına varmak,ruhsal güçlenmenin en sessiz ama en etkili adamıdır.” Her insanın kalbinde iz bırakan hayal kırıklıkları vardır. Bu izler kimi zaman acıtır,kimi zaman hiç beklemediğin anda ortaya çıkar ve seni eski yaralarına geri götürür. Ancak hayal kırıklıkları birer öğretmendir.
Edebiyat
Aynadaki Adamı YenKaan Koç · Zet Yayınları · 202621 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:23
Alex Schulman'ın 17 Haziran romanı, geçmişle bugün arasında kurulan etkileyici bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde Vidar bulunuyor. Hayatının zor bir döneminden geçerken tesadüfen ailesinin eski yazlık evinin telefon numarasını buluyor ve numarayı çevirdiğinde kendisini yıllar önceki 17 Haziran 1986 gününe bağlanmış halde buluyor. O günden gelen sesler ve konuşmalar aracılığıyla çocukluğuna, ailesine ve yıllardır hatırlamak istemediği anılara doğru bir yolculuğa çıkıyor. Romanın en güçlü yanı, geçmişin insan üzerindeki etkisini çok başarılı bir şekilde işlemesi. Alex Schulman, aile içindeki kırılmaları, çocuklukta yaşanan olayların yetişkinlik hayatına nasıl taşındığını ve bastırılan anıların insanı yıllar sonra bile nasıl takip ettiğini büyük bir ustalıkla anlatıyor. Gizem duygusu roman boyunca canlı kalırken, Vidar ile birlikte geçmişte ne yaşandığını anlamaya çalışıyoruz. Kitabı çok sevdim. Öncelikle dili inanılmaz akıcıydı. Sayfalar neredeyse fark ettirmeden ilerledi ve kitabı çok hızlı bir şekilde okudum. Alex Schulman'ın kurgularının genel olarak çok sevildiğini görüyorum ancak şu an için yazar hakkında kesin bir değerlendirme yapabilecek kadar eserini okumadım. Bu okuduğum ilk kitabıydı. Yine de kurduğu hikâye ve yarattığı atmosfer, diğer kitaplarını da merak etmeme neden oldu. Kitabın bende bıraktığı en büyük etki ise anlattığı fikir oldu. Okuma boyunca sürekli şunu düşündüm: Eğer çocukluğumdaki hâlimle konuşabilseydim ona ne söylerdim? Ya da o bana ne söylerdi? Bugünkü hayatımı görünce mutlu olur muydu? Hayallerimin hangilerini gerçekleştirdiğimi, hangilerinden vazgeçtiğimi sorar mıydı? Kitap bittikten sonra bile bu sorular zihnimden çıkmadı. 17 Haziran benim için sadece bir gizem ya da aile hikâyesi olmadı. Daha çok insanın kendi geçmişine dönüp
Edebiyat
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,068 okunma