❝ Eskiden dervişler bir hücreye kapanır çile çıkarırlardı Leyla. Yaşadığımız çağ insanı öylesine sarmalamış ki, bizzat bu çağda Müslüman kalabilmek en büyük dervişliktir belki de. İnsan bu çağı hücresi bilip nefsine prim vermeden yaşar, fıtratındaki sivrilikleri törpüler ve ölürse çilesini çıkarmış olur. Ama hepimiz durmadan çile kırıyoruz, sonra da derviş olmuş gibi geziniyoruz. Eskiler çilesini çıkaramayana "çile kırgını" derlerdi Leyla. Etrafımız çile kırgınları ile dolu... ❞
Sayfa 95 - İz Yayıncılık
Eskiler Alıyorum
Eskiler alıyorum Alıp yıldız yapıyorum Musikî ruhun gıdasıdır Musikîye bayılıyorum Şiir yazıyorum Şiir yazıp eskiler alıyorum Eskiler verip Musikîler alıyorum Bir de rakı şişesinde balık olsam
Sayfa 80
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aslında, yaşam koşullarınız benimki gibi böylesine düştükten sonra, artık eskisi kadar takmıyorsunuz. Eskiler der ki: "Fakirlik adamın hırsını köreltir." Sanki benim için söylenmiş gibi.
Sayfa 44 - Jaguar yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
"Çok Eskiler'de kilit taşları hep kan ve kemikle karışık bir harçla örülürdü.İnsan kemiği,insan kanı.Kan bağı olmazsa kemer sağlam duramaz.Artık hayvan kanı kullanıyoruz."
Sayfa 22·Kitabı okuyor
“Beni ancak bir sevgi kurtarabilir diyordum bu eve gelirken, günü birlik kaygıların ve her günkü dünyamızın ufkunu aşan, aşabilen bir sevgi.. «İnsanları seveceksin» demekle olmaz bu. Ardından niçinler nedenler başlar birbirini kovalamaya. <<Birdenbire bul aşkı bu tuhfe bulanındır>> Evet, «bu tuhfe bulanındır» ve «birdenbire» bulunur bizim dünyamızda. Ferhatlar, Keremler, Aslıhanlar birdenbire bulmuşlar bunu. Belki de uzun bir hazırlıktan sonra, birdenbire ortaya çıkan olgular bütünüdür eski medeniyetimiz. Doğum, ölüm «ikbâl», servet, oluş, yaratılış hep böyle «birdenbire» ortaya çıkmış gibidir. Uzun uzun izahlara, açıklamalara yer yoktur eskiler için. Bir şey olmuştur, ortaya çıkmıştır mucizeler mahşeri bir dünyada. Peygamber birdenbire okumaya, sessiz bir oluştan sonra beliren ermeye, insanlığı çevresinde toplamaya başlar ve yine birdenbire olup biten bir Miraca ulaşır.”
elifbe, ketebe·Kitabı okudu
Nefesi alabilmek, verebilmek, her anı yaşayabilmek bir şükür vesilesi olmalı. Eskiler buna "Hûş Der-Dem" derler; yani demin ayığı olmak, anın, zamanın, nefesin farkında olmak.
Sayfa 127
Alıntı