Şunu da bilmeni isterim ki sanat alanında ün salmak isteyen ressam, büyük ustalarının yapıtlarını taklit etmeye çalışmalıdır ve bu kural uygarlığı oluşturan bütün sanatlar,bütün uğraşlar için geçerlidir.
Aşk,onaylanma, arkadaşlık veya yakın şefkatli insan ilişkileri kurma kapasitesi de doğuştan gelen değerinize hiç bir şey eklemez.Depresyondaki bireylerin büyük bir çoğunluğu aslında çok sevilen insanlardır,fakat bu işe yaramaz; çünkü, kendilerini sevmezler ve kendilerine güvenleri eksiktir.ASLOLAN,ANCAK KENDİNİZE VERDİĞİNİZ DEĞERİN NASIL HİSSETTİĞİNİZİ BELİRLEDİĞİR.
Olumsuz olayların önemi, tüm gerçekliğinize egemen olacak kadar artar ve gerçekten,durumun çarpıtılmış olduğunu göremezsiniz.Bu durum size bütünüyle çok gerçekmiş gibi gözükür.Yarattiginiz cehennem yanilsamasi çok inandiricidir.
Fakat,zihinsel çarpıtmalar olmadığında,benlik değerinizi düşük veya kendinizi depresif hissedemezsiniz.
Ayrıca benlik değeriniz görünümünüze,yeteginize,sohretinize veya servetinize de dayalı olmaz.Marilyn Monroe,Mark Rothko,Freddie Prinz ve birçok ünlü intihar kurbanı bu acımasız gerçeği ispat etmişlerdir.
Onaylanmadigi ve veya başarılı olmadığı zaman kendine güveni hiç yokmuş gibi gözüküyordu.Kendisini, başkalarının ona nasıl baktığıyla ve ne basardigiyla ölçüyordu.Onaylanma ve başarı istekleri karşılanmadiginda,Eric bir hiç olacağını hissediyordu; çünkü içsel hiçbir desteği yoktu.