Geçmiş bile değişir. Geçmişte bırakılan izler silinemez, geri alınamaz, yeniden yapılamaz, tersine taranamaz. Hatırlama bu yüzden trajiktir. İnsana bir devamlılık, aitlik, belli bir zaman aralığında yaşanmış bir kişisel tarih duygusu verir fakat bunu daima asla geri dönülemeyecek olan bir zamanın çoktan kaybedilmiş olması bilgisiyle birlikte yapar, katı bir bilgidir bu, hatırlamak acı verir, -sevindirirken bile- ve geçmişi tekrar kazandırmaz.
Kendisi de gözünün önünden türlü türlü istikbal levhaları geçirdiği halde bunları kıymetli birer eşya gibi saklıyor, hatta sık sık düşünerek şekillerini bozmaktan korkuyordu.
Fakat içimizde bizim ahlak tarafımızda hiçbir şekilde münasebeti geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın, gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut yahut ensene doğru serince esen bir rüzgâr yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister. Fakat söz aramızda, iş bunun tamamıyla aksinedir.