Kendi İçindeki Cennet ve Cehennem
Ak sakalı göğsüne dökülen, yüzündeki her çizgi seccade başında geçen gecelerin uykusuzluğunu fısıldayan altmış yaşındaki Korkut Ali, mahallenin sessiz bir köşesinde kendi içine dönük yaşardı. Onun dünyası, ahşap rahlesinin üzerinde açık duran Kur’an-ı Kerim’in sayfaları arasındaydı. Ne zaman cehennem ateşini, o harlı ve azap dolu ayetleri okusa, yüreği bir yaprak gibi titrer, gözlerinden süzülen yaşlar sakalını ıslatırdı. Allah korkusu ve sevgisi, onun damarlarında dolaşan kan gibiydi. Bir gece, yüreğindeki o bitmek bilmeyen Mekke özlemiyle istihareye yattı. Gönlü sükunetle dolmuştu. Çok geçmedi; onun cami çıkışındaki o içli, vakur sohbetinden etkilenen mahallenin hayırseveri Lütfü Bey, bir gün elini öpüp ona umre müjdesini verdi. Korkut Ali, o an altmış yıllık gövdesini unuttu, adeta çocuk gibi sevindi. İçini kavuran özlem, kutsal topraklara yaklaştıkça daha da büyüdü. “Ah,” diyordu kendi kendine, “Kabe’nin gölgesinde yaşayan insanlar ne şanslı, ne güzel nasipli kullardır kim bilir...” Gel zaman git zaman, dualarla uğurlandı, uçak biletleri kesildi ve Korkut Ali o çok hayal ettiği kutsal topraklara ayak bastı. Oteline yerleştiğinde kalbi göğsüne sığmıyordu. Odasının kapısını kilitleyip resepsiyona inmek üzere koridora adım attı. Tam yan odanın önünden geçerken, kulaklarına anlam veremediği birtakım sesler çalındı. Adımlarını yavaşlattı, kulak kabarttı. İçinden, “Herhalde benim gibi yaşlı biridir, beytullahı görmenin heyecanıyla hıçkıra hıçkıra ağlıyordur” diye geçirirken, sesler aniden yükseldi. Bu sesler, bir çiftin mahrem anlarında çıkardığı, o kutsal iklime hiç yakışmayan seslerdi. Korkut Ali’nin yanakları utançtan alev alev yandı. Başını önüne eğip, adımlarını hızlandırarak oradan kaçtı. Ertesi gün, nihayet Kabe’nin o büyüleyici meydanındaydı. Gözleri yaşlı, tavaf
Duygu ve Düşünce
Bir konuda ne kadar güçlü olursanız olun, var olan gücünüzün tamamını göstermeyin. Çünkü insanlar, bir konuda ne kadar güçlüyseniz size o kadar çok yüklenirler. Ayşe ESMER
Reklam
Gökyüzü, insanların kavgasız ve gürültüsüz ortak paylaşabildiği tek alan olabilir. Üstelik bedava... Ayşe ESMER
Sen
Öldürttün beni! Sıkılmış bir kurşuna! Issız bir sokakta, Faili meçhul bir karanlıkta... Şiirsel bir duygu değildi, Sana olan sevgim, Sadece kendimi senin kimliğinde bulmak istedim. Kürt kadınların başında beyaz tülbent, Benle seni anımsatıyordu... Tenin esmer! Bir halkın rengi temsil ediyordu, Meçhule giden kurşunları sıksanda, Yalnızlığım sen öldürttün...
Şiir
Bazı şeyler son bulduğuna göre konuşabilirim artık başka şeylerden.O dindar yorum yazan kişi baya geziyor böyle mağara vs tam benim kafada hesabı açmış hani para bulmasa da gezer gibi gizli saklı yerler dikkatini çekiyor aynı ben bende de tuhaf yerlere merak var kaçırdım onu yaa esmer sadece benlik değil ama yakışıklı hani dgdhd
Hayat mottom... "Rızkımı veren hüdadır, kula minnet eylemem" diye diye mücadele vererek; rabbimin de yardımıyla güçlü bir kız olup çıktım. Ayşe ESMER
Reklam
Reklam