Puan vermedi·312 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 22:13
Gece Açan Çiçekler, yazarın okuduğum ilk kitabı ve bende yazarın kurgu gücüne, anlatımına, diline karşı hayranlık uyandırdı. Uzun zamandır okuduğum kitaplar arasında, merak duygumu her sayfada canlı tutarak ilerlememi sağlayan bir kitap oldu... Peki kitap neyi anlatıyor derseniz; "Geçmişten kaçamazsınız, üstünü örtemez yok sayamaz unutamazsınız.. Ancak onunla yüzleşerek yaşamaya devam edebilirsiniz.." tam olarak bunu anlatıyor derim. Roman İki farklı zamanda iki farklı neslin hikayesini tek aile üzerinden anlatıyor. Kahramanların yolu nerede kesişecek bu sırlar nasıl çözülecek diye merakla okuyorsunuz. Tarihi dokunuşlar zaman zaman kurgu mu gerçek bir hikayemi bu heyecanı yaşatıyor insana. Parçalanmış bir aile, birlikte ama bambaşka dünyalarda yaşayan insanlar, hem sık düğümlerle bağlı hem birbirinden oldukça uzak ruhlar, İç hesaplaşmalar, dış çatışmalar. Bu nedenle kitabın geneline hakim yoğun duygusal bir atmosfer var. İki farklı zamanın ortak noktası ise mekan Canfeda Konağı namı diğer Uğursuz Konak, (kitabın adeta ana karakteri diyeceğim çünkü bir mekadan öte yaşayan hatırlayan sır saklayan sanki yaşananları anlatan bir karakter gibi.) Olaylar büyük abla Halide'nin anlatımı ile ilerliyor ve dört kardeşin yıllar sonra konakta buluştukları gece anlattıkları ve anladıkları ile çözümleniyor. Ve hikaye; aşka feda edilen bir hayatın, geçmişte esir kalan bir ruhu kurtarmasıyla son buluyor... Siz de bu iki yolun kesişme hikayesini, merakla bazen içiniz ürpererek bazen gözleriniz dolarak bazen öfkeyle söylenerek okuyorsunuz... Bitince geride içime çöreklenen bir hüzün kaldı bana... Handan'a, Derviş'e, Reyhan'a, Halide'ye ve bir de zavallı Eşref'e... Kaleminize sağlık Tarık Tufan, diğer kitaplarınızdan alıp okumak için can atıyorum.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Peki ya hayaletlerin dili olsaydı…
10/10
·312 syf.··
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:30
Tarık Tufan’ın bütün kitaplarını okumuş biri olarak son kitabı içinde gönlümden geçenleri ifade etmek istiyorum. Bu sefer kitabın kapağından başlayacağım. Romanın kilit kahramanı olan Handan Hanım… Kitabı henüz okumamış olup , sadece kapağını görenler için sadece bir portre gibi görünebilir ama kitabın son sayfanını da çevirip kitabı kapattığınızda tekrar kapağına dönüp ahhh Derviş Ali’nin dünyevi aşkı Handan Hanım ile tekrar göz göze geleceksiniz. Ahh ki ne ahhh geçmişteki büyük aşkın torunlara kadar sirayet edişine kulak kabartıp onların dünyasına dalacaksınız. Yazarımız çok değişik karakter ve konuları ele alarak bir anda romanın tam ortasına düşüveriyorsunuz. Tabiri caizse gökten düşer gibi o döneme düşünüyorsunuz. Vefa semtindeki Canfeda Konağına konuk oluyoruz. Konağa hapsolmuş olan Halide ( ki bunu sonradan anlıyoruz ki ruhu burada sadece ) ve kardeşlerinin birbirlerine kavuşma ve yüzleşme anlarına tanıklık ediyoruz. Koca konağın dili olsa da geçmişten o güne kadar olan acıları ağlaya ağlaya ya da sevinçleri kahkahalarla duvarlarından bangır bangır ifade edebilse… Konakların dili olsa da konuşabilse… Bu kitaba dair çok şey konuşmak istiyorum. Nedendir emin değilim ama… Osmanlı zindanlarına düşen Derviş Ali’den , Ressam Zonaro’ya kadar çok güzel hisler yaşadım. Derviş Ali ile beraber hem Handan’a olan aşkı hem resime hemde dervişliğe olan bir sürü ana tanıklık ettik. Ressam Zonaro’yu yakından tanıyıp onunla o sanat zevkini paylaştık. Handan ile konaktan , iyiliğinden ve aşka olan geçişine tanıklık ettik. Cihangir , Zeliha ve Nihal’in hem iç yüzleşmelerine hemde birbirleriyle olan yüzleşmelerine tanıklık ettik. Eşref yan kahramanımız az görünürümüz olsa bile Halide ve Derviş Ali’yi tek gören kişi olarak kalbinin saflığını ve güzelliğini gördük. Aslında o ( tabiri
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Reklam
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 15:04
Herkese Merhaba Bugün sizlere Abdurrahman TuncelAbdurrahman Tuncel kaleminden Eşref-i Mahlukat İnsanEşref-i Mahlukat İnsan kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 126 sayfalık bir kitap •Sayfaların arasında özünü bulacağın bir eser. Abdurrahman Tunçel'in kalemini daha önce Kafiye kitabıyla tanımış ve sevmiş biri olarak, bu kitapta da o derin, felsefi ama bir o kadar da içten üslubuyla ruhuma dokunmayı başardı. •Hepimiz bir koşturmaca içindeyiz. Maddi imkanlar, teknoloji, konfor... Dış dünyayı kontrol etme konusunda harikayız ama içeride neler oluyor? Yazarın altını çizdiğim şu tespiti beni benden aldı: "Maddi kudretin zirvesindeyken, ruhun vadilerinde büyük bir yoksulluk yaşamak." Kalabalık şehirlerin ortasında, en modern imkanlara sahipken neden bu kadar yalnız ve eksik hissediyoruz? Çünkü bedenimizi doyururken ruhumuzu gurbette bıraktık. Bu kitap, o gurbet hissinin ilacını arıyor. Kalbimiz aslında bir ayna. Ama o aynanın pasını, tozunu yani hırslarımızı, egomuzu silmeden içindeki cevheri görmemiz imkânsız. •Fizik, matematik, kimya... Hepsi aslında kâinattaki o muazzam nizamı anlamak için birer araç. Her bilim dalı bizi aslında tek bir hakikate, o eşsiz sanatçıya götüren bir köprü. Her keşif, aslında O'nun sanatını okumak değil mi? Yaratılmışların en şereflisi olmak öyle sadece bir etiket değilmiş, meğer bir ömürlük sorumlulukmuş. En çok bu tabiri sevdim. •Eserin sonlarına doğru Kâmil İnsan olma yolunun neden hep çileden geçtiğini anlıyoruz. Acılar ve zorluklar aslında bizi dönüştüren, içimizdeki gizli cevheri ortaya çıkaran birer tahavvül koridoru. Yazar, modern insanın bencil egolarından kurtulmasını bir özgürleşme manifestosu olarak sunuyor. Kendini tanımak, aslında en büyük özgürlüktür. •Bu kitap benim için sadece bir okuma değil, bir nefes alma molası oldu. Modern hayatın dayattığı
Eşref-i Mahlukat İnsanAbdurrahman Tuncel · Harika Yayınları · 20265 okunma
Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet: İttihat ve Terraki
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba! Bugün diğer eserlerini de severek okuduğum Tarihçi, Süleyman Tekir Hocamızın eseri ''İttihatçılık - Doğuş'' adı kitabını incelemek için buradayım. Bir solukta okuduğum daha çok İttihatçılığın doğduğu dönemi anlatan, üyelerinin hayatlarını, inandıkları dava uğruna yaşadıkları zorlukları, çektikleri sürgünleri çok güzel bir şekilde anlatmış. Bende bir Tarihçi olarak Hocamızın eseri vesilesiyle İttihat ve Terraki adına birkaç şey söylemek istiyorum. İttihat ve Terraki Cemiyeti'nin kuruluşu, bir gecede olan bir olay değil; baskıcı bir yönetime karşı duyulan öfkenin, vatanın elden gittiği korkusunun ve gençlerin dünyayı değiştirme arzusunun birleştiği uzun bir süreçtir. Öyle ki cemiyet, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde damgasını vuran, gizli bir cemiyet olarak kurulup zamanla devletin mutlak hakimi haline gelen en güçlü siyasi organizasyondur. Modern Türkiye'nin siyasi genetiğini anlamak için bu yapıyı bilmek çok kritiktir. İttikat ve Terraki, 1889 yılında İstanbul'daki Askeri Tıbbiye Öğrencileri tarafından gizli bir dernek olarak kurulmuştur. Temel amaçları, 2. Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimini sona erdirmek, anayasayı (Kanun-i Esasi) yeniden yürürlüğe koymak ve meşrutiyeti ilan ederek imparatorluğu parçalanmaktan kurtarmaktır. Hareketin düşünce temelini, Batı tarzı modernleşmeyi savunan ''Jön Türkler'' oluşturur. İttihatçıların en belirgin özelliği, vatanın elden gittiğine dair duydukları derin kaygı ve bu durumu düzeltmek için kendilerini ''seçilmiş'' hissetmeleridir. Onlar için bireysel hayatın, ailenin veya paranın bir önemi yoktur. (Kitapta da görüldüğü üzere Yıldız yani Sultan Abdülhamid ittihatçı kimseleri kendi safına çekmek için belirli miktarda para teklif eder, ama hiç kimse o parayı kabul etmez.) Her birinde
1000Kitap
İttihatçılık - DoğuşSüleyman Tekir · Kronik Kitap · 2023629 okunma
İbnü'l Arabi Metafiziği
Puan vermedi·424 syf.··
2026 5. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 01:32
İbnü’l Arabi daha çok mistiszm ve tasavvuf alanında kategorize edildiği için felsefe kitaplarında pek yer bulamamıştır. Ancak kurduğu sistematikle belki de atanamamış ateistlerin dillerine pelesenk olan Spinoza’nın Tanrı’sından daha çok konuşulmayı hak ediyor. İlk iş olarak İbnü’l Arabi öncesindeki benzer sayılabilecek bazı görüşleri anlamakta fayda var. Hakikatin, görünen evrenden çok farklı olduğu fikri oldukça kadim bir bilgi olsa da yazılı olarak günümüze ulaşan felsefe tarihine bakacak olursak Platon’un idealar fikrinden bahsetmek gerekir. Ona göre deneyimlenen şeylerin, göremediğimiz hakikatleri mevcuttur ve bunlar da şey’lerin aslı olan değişmez özler, yani idea’lardır. Nesneler ancak katıldıkları idea’lar ölçüsünde vardırlar. Söz konusu idealar’ın tanrılarla ilişkisi net değildir. Zira yerleşik inanç çok tanrılı bir sistemi dayatmaktadır. O’na göre evreni düzenleyen bir akıl vardır. Ayrıca “iyi ideası” da en yüksek ilkedir ve neredeyse Tanrı’ya denktir. Özellikle Tanrı ispatı açısından Aristo’dan bahsetmemek olmaz. Onun Platon’daki idealar ve gerçeklik gibi iki ayrı dünyası yoktur. Şeyler doğada gözlemlediğimiz madde ve formlardan ibarettir. Buradaki tek istisna, yaratıcı ilke, yani Tanrı’dır, ancak o bile idealar evrenindeki gibi ikilik oluşturmaz. Ona göre evren sürekli hareket halindedir ve her hareket eden şey bir hareket ettirici gerektirmektedir. Ancak bu döngü sonsuza kadar geri götürülemeyeceğinden ilk hareket ettirici gerekir. Bu ilke Tanrı olarak olarak adlandırılabilir ancak Aristo’nun tanrısı burada kalır. Zira evrene müdahil, irade sahibi bir tanrı değildir onunki. Ancak tam bir pasiflik de söz konusu değildir, çünkü Tanrı saf düşüncedir ve evrenin nihai amacıdır. İbn Sina’nın zorunlu ve mümkün varlık anlayışının kökenleri -sistematik açıdan
İbnü’l-Arabî MetafiziğiEkrem Demirli · Sufi Kitap Yayınları · 201347 okunma
Beni yıkabilecek ne kaldı ki bu dünyada?
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 16:03
"Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır." Sevgili ✰ Yıldız ✰✰ Yıldız ✰ ile Gece Açan ÇiçeklerGece Açan Çiçekler kitabını ortak okuduğum için çok mutlu oldum, kitabın güzelliğine biraz daha güzellik eklendi:)) Kitap bittikten sonra ikimiz de görüşlerimizi, hissettiklerimizi anlattık. Ve şunu yine net bir şekilde anladım ki, kitaplar aynı ama duygular farklı. Yıldız, handan'a en çok üzülürken ben Halide için üzüldüm. Derviş Ali zaten ortak noktasıydı ikimizin de. Çünkü çok zor bir hayatı olmuştu derviş Ali'nin. Öyle bir aile ki herkes biraz yaralı... Cihangir, Zeliha, Nihal ve en çokta Halide... Annesinin sevmediğini kim sevebilir? Babasının bile kandırdığı bir kızı kim inandırabilir insanlara? Ama Halide inandı Nedim'e ve hayatın acı yüzü ile bir kez daha karşı karşıya kaldı, çünkü Nedim hiçbir şey demeden çıkmıştı hayatından. Ne demişti Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran "Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz." Derviş Ali, Halide ve Eşref'in buluştuğu sayfaları hüzünlü bir mutluluk ile okudum. "Kitabın sonu nasıl olabilirdi diye konuştuğumuzda, bana göre kesinlikle böyle bitmesi en olması gereken yerdi diye düşünüyorum. Yani çok tadında bitirmiş kitabı Tarık TufanTarık Tufan Benim klâsik vedam ile kapatalım incelemeyi. "Ailenin açtığı yaraları kapatmaya zamanın gücü yetmiyordu. Belli ki hâlâ acı çekiyordu. Syf252" Tek temennim acı çekmediğimiz mutlu olduğumuz bir hayatımız olur yaşadığımız sürece. Sağlıkla ve kitapla kalın.
Alıntı
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Reklam
Reklam