Harcanan emeği;şiiri, şiirin ne olduğunu yüzyıllarca yaşatma kavgasını önemsemeyen düzen işbirlikçilerine, onun yapmacık katılımcığına tokat gibi çarpan bir avuç fındık kadar insan, bizler, biz, gelecek nesillerin şimdiki zamandaki savaşçıları, şiiri yaşatmak için hep direndik. Çocuğu ölürken ona kalp masajı yapmaya çalışan anne gibi.
Ama, hayvan değiliz ki anladık: Değmiyor. Kendi kendini yemek, çırpınmak yetmiyor. Kimse faşizmden, onun olanaklarından vazgeçip aramıza katılamıyor. Suçu birbirlerinin üzerine atarlarken kucaktan kucağa gezen suça çeviriyorlar bizi. Ama o halde, kendini devrimci, sosyalist, hümanist, estet sananlara, bu değerleri kullanarak maymunluğunu sürdürenlere, canı sıkıldıkça sunulan bir alternatif olarak mı yaşayacağız gezegende? Bize sanki bir armağanmış gibi sunulan dergilerde, yayınevlerinde, etkinliklerde bunların yöneticisi karanlık ruhların kapitalizm organlarını kaldırmak için mi çırpınacağız? Şiirin, evrenin ikramını geri çevirmezken hayat bizi düzüp gidecek mi? Buna ne hakları var?!
Yanıt vereyim: Var. Hakları var. Çünkü onlar, bu! Onlar despotizmle yönetilmeyi hak eden halkların çocukları; onlar isyan bayrağı açmışken zamanla o bayrağın kumaşını üretip satmayı planlayan sahte yoldaşlar, sahte arkadaşlar, sahte kimlikler...
Ama, hayvan değiliz ki anladık: Değmiyor. Kendi kendini yemek, çırpınmak yetmiyor. Kimse faşizmden, onun olanaklarından vazgeçip aramıza katılamıyor. Suçu birbirlerinin üzerine atarlarken kucaktan kucağa gezen suça çeviriyorlar bizi. Ama o halde, kendini devrimci, sosyalist, hümanist, estet sananlara, bu değerleri kullanarak maymunluğunu sürdürenlere, canı sıkıldıkça sunulan bir alternatif olarak mı yaşayacağız gezegende? Bize sanki bir armağanmış gibi sunulan dergilerde, yayınevlerinde, etkinliklerde bunların yöneticisi karanlık ruhların kapitalizm organlarını kaldırmak için mi çırpınacağız? Şiirin, evrenin ikramını geri çevirmezken hayat bizi düzüp gidecek mi? Buna ne hakları var?!
Oxford'da başarılı olmuştu ama hangi mesleği seçeceği hakkında fikri yoktu. Estet olduğuyla övünerek dolaşmak iyiydi, hoştu ama güzel şeyleri takdir ederek hayatını nasıl sürdürebileceğini bilmiyordu. Şair olmaya ya da edebiyat eleştirileri yazmaya karar verdi. Hayatta bildiği tek şey eline geçen paraları har vurup harman savurmaktı.
“ Kültürlü bir kişide entelektüel bir incelik, güzellik konusunda estet'ce bir sevgi vardır. Kayalar arasında akan bir ırmak, bir kuş cıvıltısı, ince bir duman, bir kitap, dostluğun verdiği huzur onun için sonsuz bir haz kaynağıdır. “
Ayak bileklerinin üzerinde çorapları gevşemiş. Hiç tasvip etmiyorum bunu: ne zevksizlik. Bu aklı bir karış havada edebiyatçı milletinin hepsi böyle. Hayalperest, puslu, sembolist. Estet bunlar.