Bir Ders Odasında Tanpınar
8/10
·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 12:17
“Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, bana her okuduğumda başka bir yerinden seslenen nadir romanlardan biridir. 1954’te Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildikten sonra, Tanpınar’ın ölümünden bir yıl önce (1961) Remzi Kitabevi tarafından kitaplaştırılan roman, Abdullah Uçman’ın deyişiyle “… yazarın mazi ile sıkı bir hesaplaşmaya girdiği, özellikle Cumhuriyet’ten sonraki yıllarda bizzat devlet eliyle kurulan, esas itibariyle geçmiş ile yaşanan zaman arasında bocalayan, ayaklarını basacak sağlam bir zemin bulamayan birtakım insanların trajikomik hallerini anlatır.” Bu anlamda roman, Türk edebiyatının en güzel ironik romanlarından biri kabul edilir. Kitabı hem fakülte yıllarımda hem de 2020’lerin başında iki defa okudum. Çoğu kişinin aksine benim gözde Tanpınar romanım “Huzur” değil, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”dür. Tanpınar romanda bürokrasiyi, işe yaramayan ve kadro ihsası için açılan kurumları, yaşadığı zamanı yakalayamayan toplum tiplerini, Doğu-Batı arasında sıkışmış insanları ve sahtekârlığın neredeyse millî bir kimlik hâline gelişini ince bir alayla anlatır. Estet tavrından hiç ödün vermeden, sapasağlam bir roman mimarisi ve hayran olunacak bir üslupla üstelik. Prof. Dr. Mehmet Kaplan, 1940-1962 yılları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar’la birlikte çalışan, onun çok yakınındaki bir edebiyat profesörü. Tanpınar’ın öğrencisi aynı zamanda. 1962’de vefat eden Tanpınar’ın eserlerinin 70’li yıllardan sonra yeniden baskı yüzü görmesini sağlayan, hatta hayattayken yazdığı son yazı da Tanpınar’la ilgili olan Mehmet Kaplan’la yine fakülte yıllarında tanışmıştım. Hocanın gerek “Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar” serisi, gerek “Şiir Tahlilleri” ciltlerini öğrencilik yıllarında ve sonrasında satır satır okudum. Onun Tanpınar’la ilgili yazdığı “Yavaş Yavaş Aydınlanan Tanpınar”
Edebiyat
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Üzerine 20 DersAbdullah Uçman · Dergâh Yayınları · 202512 okunma
7/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
Selçuk Altun’un Hayat Romanlardan Daha Tuhaf üçlemesinin ilk kitabı. Ben önce ikinciyi, sonra üçüncüyü okumuştum ama metinlerarasılık yoktu, o yüzden sıralama çok önemli değildi. Ayrılık Çeşmesi Sokağı’nda, sık sık karşıma ansiklopedik bilgiler yüzünden garip gelmişti Selçuk Altun’un tarzı… Ama okudukça alıştım, sevdim. Ardıç Ağacının Altında kitabında da çokça biyografik bilgi vardı. Hedefini ‘kırk yaşına gelmeden kendi işini kurmak, bu süreçte saygın bir estet, sonra ‘iş bilir’ bir koleksiyoner olmak’ diye çizen Erkan Sipahi’nin hikayesi var bu kitapta. Hedeflerine adım adım ulaşan Erkan, evleneceği kişiyi Da Vinci’nin ilk kadın portresi Ginevra de Benci’ye ad ve soyadlarındaki ikişer harflik örtüşmeden dolayı seçiyor. Karısı ile en yakın arkadaşının (ki birbirlerinden hazzetmiyorlar) aynı araçta trafik kazasında ölmesi üzerine komplo teorileri arasında bunalıma düşen Erkan, Tirebolu’da dedesinin evindeki ardıç ağacıyla dertleşmeye gidiyor. Çocukluğundan başlıyor anlatmaya Erkan. Babasını, annesini, dedesini ve hiç sevmediği babasına benzeyip kadın düşkünü bir adam oluşunu… Babası yüzünden bir türlü iletişim kuramadığı oğlunu… Bu kitapta anlatıcılar katman katmandı. 1980’deki işkence dolu cezaevlerinde aklını yitiren Zihni, babasıyla ilişkisini yeniden kurmak için onun geçmişindeki insanlarla iletişime geçen oğlu Taner, çok başarılı olsa da kamburu yüzünden hayatı ıskalayan ama Erkan’a ömür boyu sadakatle bağlı Ekrem…
Ardıç Ağacının AltındaSelçuk Altun · İş Bankası Kültür Yayınları · 2017190 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·136 syf.··
2025 54. kitabı
Söylemeye gerek var mı, varsıl... söylemeye gerek var mı bibliyofil... söylemeye gerek var mı, estet... söylemeye gerek var mı, gözü açık bir Selçuk Altun karakteriyle daha karşı karşıyayız. Bu kez hikâye biraz yavan, dolambaçsız. Kendinizi sadece klasik bir Altun karakterinin birinci tekil ile anlattığı maceraya bırakıyorsunuz. Üsküdar'ın Selimiye'sinden, Diyarbakır'ın hapishanelerine uzanmış darbe dönemi işkencelerini dinlerken kendinizi Oslolu bir sahaf için nadir bir kitabı aramaya başlamış buluyorsunuz. Yanınızda eşlikçi olarak Marcel Proust ve Werner Herzog var. Selçuk Altun severler için eski bir dostla karşılaşmak olabilir. Ama beklenti daha fazla olmamalı.
Öpsem Öldürürler Öpmesem ÖldümSelçuk Altun · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202583 okunma
10/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 16:04
Mindenkinek jó estét!" İlk önce şunu söyleyeyim, Sandor Marai ' size derin ve en içten teşekkürlerimi sunarak, ebedi ruhunuz karşısında saygıyla eğiliyorum böyle bir Masterpiece' i insanlığa kazandırdığınız için. "İşin aslı, Judith ve sonrası " ile, insan ruhunun en ince ayrıntılarına dokunarak, zamanın ve medeniyetin katmanlarını, insanın içsel çatışmalarını ve arzularını öylesine keskin ve zarif bir dille anlattınız ki, her satırda insanın kalbine dokunan bir yankı bulmak mümkün..... Öyle ki, Novella beklentilerimin çok ötesinde bir şedevr çıktı ister bana ötürdüğü duygu yoğunluğu, isterse de karakterlerin psikolojik derinliği olsun, her satırında insanın varoluşuna dair çok güçlü ve sarsıcı temalar işlenmiş..... Daha önce yanlış hatırlamıyorsam sadece birkaç kitapta böyle bir Affective Outburst yaşadım - İlki Markus Zusak'ın - Kitap Hırsızıydı .... Dün gibi hatırlıyorum, 2019' yılında bir kız arkadaşın tavsiyesine uyarak gönülsüzce almışdım kitapçıdan ve okumak değil de sözün əsl, salt manasında kitabı yaşatıkdan sonra aynen Sandor Marai gibi Markus Zusak'da yüzümde hafif bir tebessümle, gözlerimin sevinç gözyaşları ile yaşarmasına sebep olmuştu. Sözümona melanxoliyadan değil de kaliteli, nirvanatik emosiyalarla yüklü bir metini okuma şansını yakaladığım için..... Ayrıca bu kabilden olan Ayn Rand - Hayatın Kaynağı, Paulo Coelho - Zahir, Marcel Proust - Kayıp zamanın izinde gibi kitapları okuma fırsatı bulduğum için de Fortuna'ya derin minnetlerimi sunarım) Bana kalırsa ölmeden önce okunucaklar listine əlavə olunmalı bir başyapıt) Wishing everyone an enjoyable and pleasant reading experience......
Edebiyat & Roman
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,485 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 15:48
Kierkegaard Regine Olsen adında on yedi yaşında bir kızla nişanlanır, bir sene sonra da kitapta da ipuçlarını bulabileceğiniz sebeplerden nişanı bozar ve Berlin’e kaçıp Ya/Ya Da‘yı bitirir. Bazı temel otobiyografik özellikler yüzünden Kierkegaard’ı “baştan çıkarıcı” Johannes’le özdeşleştirenler olsa da günlük, kurmaca ağırlıklıdır. Aslında, kitapta ne sıradan bir baştan çıkarıcı sözkonusu ne de alışıldık bir günlük: Johannes, kendini etik, estetik ve erotik içerimleri olan bir aşk bilgeliğiyle donatmış sıradışı bir baştan çıkarıcı; bir estet, bir “erotist.” Ayrıca özgürlük düşkünü biri. Hem kendisinin özgür olması gerekiyor, hem de baştan çıkardıklarının. Günlüğe gelince; her ne kadar bazı tarihler göze çarpıyorsa da okurun en az hissedeceği şey günlük formu olacak; en çok hissedeceği ise ironik gözlemlerle bezenmiş sıkı bir roman tadı. Özgürlükçü bir erotist estetin baştan çıkarma üzerine klasikleşmiş gözlemleri…
Hayata Dair
Baştan Çıkarıcının GünlüğüSoren Kierkegaard · Ayrıntı Yayınları · 20192,381 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
Beğendi
·
2024 121. kitabı
"Hayat bir filmdir, her karenin ya tadını çıkar veya ondan bir ders çıkar." Tanrı'ya ulaşma merhalesinde olanlar için kutsal olan ardıç ağacının anlatıya eşlik ettigi bir aile hikâyesi #ardıçağacınınaltında Ağacın altında uykuya dalarak ağacın sıcaklığını hisseden Erkan, oğlu Taner ve diğer karakterlerin gözünden Erkan derken üç bölüm halinde ilerleyen#kitap #estet kavramını düşündürüyor tıpkı #aile nedir, ne değildir kavramı gibi. Erkan'ın yaşamı, özellikle hayata bakışı, ilişkileri ve kadınlara olan merakı derken en yakın arkadaşı ve eşinin ölümü ise ilginç bağlantıların kader ve keder ikileminde sürüklüyor okurunu. Üçlemenin ilk kitabıydı ve tatilde okudum yine büyük bir merakla. Entelektüel baş karakterin çocukluğunu okuyunca bumerang gibi onu bulan evliliği tesadüf müdür diye düşünüyor insan. Hayat ilginç bir döngü sonuçta. Kentler onları gören gözlerle birer sanat eserine dönüşürken insanlar da onları anlayanlarla birer enstrüman gibi değil midir? O ince ayarı bilmekten geçiyor sanırım dengeli bir yaşam.. "Nefes aldığın her saniyenin keyfini sür, en azından etrafındakilerin salaklığını izle." diyor ya #selçukaltun ağız dolusu tebessüm ettim. Çocuk yetiştirmek, ebeveyn olmak gittikçe zorlaşıyor günümüzde. Tıpkı değerlerine sahip çıkmak gibi... Para var huzur var diyemiyor Erkan... Dedesi de diyemedi ama babası hiç diyemedi...Oğlu da diyemeyecek... Kanayan yaraların sızısı hep baki... Bu kitabın bir sinema filmi olmasını çok isterdim...
Ardıç Ağacının AltındaSelçuk Altun · İş Bankası Kültür Yayınları · 2017190 okunma