Puan vermedi·384 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:00
Araf (Puhdistus / Purge), Estonya’nın karanlık yakın tarihini, Sovyet işgalini ve hayatta kalmak için ödenen o korkunç bedelleri iki kadının kesişen yolları üzerinden anlatır. Roman, 1992 yılında, Estonya’nın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını yeni kazandığı o kaotik günlerde başlar. Estonya kırsalında, dış dünyadan kendini soyutlamış, kendi halinde yaşlı bir kadın olan Aliide Truu, bir sabah bahçesinde baygın halde, hırpani görünümlü genç bir kadın bulur. Bu genç kadının adı Zara'dır. Zara, Rus mafyası tarafından pasaportuna el konulup Batı'ya seks işçisi olarak satılan ve kendisine eziyet eden satıcıların elinden kaçarak Aliide’nin bahçesine sığınan bir kurbandır. ​Kitap, bu iki kadının mutfaktaki sessiz gerilimiyle başlar, ancak sayfalar ilerledikçe kurgu bizi 1940'lara, İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki Sovyet işgali yıllarına, Estonya'nın en karanlık dönemine götürür. İki farklı zaman dilimi iç içe geçer. Genç Zara'nın 90'larda bedeninin sömürülmesi ile yaşlı Aliide'nin 40'larda KGB askerleri tarafından uğradığı tecavüz ve şiddet arasında kan dondurucu bir paralellik kurulur. ​Zamanla ortaya çıkan asıl sarsıcı gerçek ise şudur: Zara rastgele bir yabancı değildir. O, Aliide'nin yıllar önce Sibirya'ya sürgüne gönderilmesine neden olduğu öz kız kardeşi Ingel'in torunudur. Geçmişin hayaletleri, Aliide’nin mutfağında ete kemiğe bürünmüştür..
ArafSofi Oksanen · Pegasus Yayınları · 2011519 okunma
Kütüphanemin baştacı
Puan vermedi·688 syf.··
2026 54. kitabı
Bu kitabın satılmasını uygun bulmuyorum. Bu kitap her Türk gencinin okuması gereken bir kitaptır. Genç nesile Vatan-Millet sevgisini ve değerini aşılayacaktır. Atalarımızın bizlere bıraktığı bu ülkenin ve verilen canların anlamını açıklayacaktır. O yüzden satılmamalı bence herkesin ulaşabilmesi için ücretsiz olmalı.Benimle beraber çoğu kişi bu kitabı her Türk okusun istiyor.Doğru fakat 1.4 milyon nüfuslu Estonya'dan 1.4 milyar nüfuslu Hindistan'a kadar her yerde Atamızın isminin verildiği müzeler, caddeler, mahalleler vs. var. Bu yüzden bu kitabı bütün dünya insanları okumalıdır. Türkiye Cumhuriyeti kurucusu M.Kemal Atatürk'ün ağzından ülkemizin kuruluş hikayesi, yaşanılan zorluklar ve sonrası düzen hakkında detayların verildiği önemi,Mustafa Kemal'in cümlelerini, fotoğraflarla desteklenmiş, gençler için baş yapıt. Anlayamadılar, anlayamadınız, anlayamadık. Onu kimse anlatmadı. Yalancıyı, dalkavuğu çıkardılar ekrana. Unutturmak istediler. Unutmadık. Kalbimiz vatan aşkıyla çarpıyorsa kalbimizin attığını kim unutturabilir? Kimse anlatmadıysa biz de kendi ağzından dinlemeliyiz vatanı kurtarmak için verdiği savaşı. Yalancılara ve dalkavuklara inanmayı bırakmalıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyorum... Ne mutlu Türküm diyene
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 22:10
"SİBİRYA'DAN BALKANLARA ŞAMANLAR VE CADILAR" "Sibirya şamanlarının örgütlü ve kendine has bir sınıf oluşturup oluşturmadıklarını söylemek güçtür. Elimizdeki bu verilerden yola çıkarak bir nevi ruhban kasti şeklinde, böylesi münferit bir toplumsal sınıfın bulunmadığı söylenebilir. Güçleri ve çeşitli türdeki tanrı ve ruhlarla olan ilişkilerine binaen farklı mevkilerde bulunabilseler de aralarında hiyerarşik bir ayrım olduğu da söylenemez. Yakut şamanları kudretlerine göre üç zümreye ayrılırlar. Ak ve kara ayrımı, yani özellikle iyi bir ya da kötü varlıklarla münasebete giren şamanlar için yapılan ayrım Yakutlarda mevcut değildir. “Emekhet”lerin kudretine göre Yakut şamanları aşağı, orta ve ulu olarak ayrılırlar." Bir akademik derleme nasıl okunur sorusuna yanıt arayanlar için bu kitap, aslında soruyu baştan değiştiriyor: “Neden bir akademik derleme heyecan verici olmasın?” Ceren Sungur editörlüğünde hazırlanan çalışma, tam da bunu yapıyor. 21 makale, farklı coğrafyalar, farklı disiplinler, farklı yazarlar… Karmaşa olma potansiyeli yüksek bir malzeme, ama öyle değil. Şaman… İnsanlık tarihinin kenarına iliştirilmiş bir figür değil; aksine, kültürlerin derinliklerinden süzülüp gelen, toplumların anlam arayışına yön veren güçlü bir aracı. Her toplumun kendi normları içinde şekillenen bu figür, yalnızca bir “ruh çağırıcı” ya da “büyücü” değil; aynı zamanda bir anlatıcı, bir şifacı ve çoğu zaman görünmeyenle görünen arasında köprü kuran bir rehberdir. Şamanizm, çok eski devirlerden itibaren Orta Asya’daki Türk halklarının inanç sistemlerini ve bu inanca bağlı olarak geliştirdikleri teknikleri ifade eden bir terim. Şamanlar ise; bir din görevlisi, şifacı ya da büyücü olarak karşımıza çıkıyor. Türklerin İslamiyet’e geçmeden önceki inanç sisteminin temelini oluşturduğu
Edebiyat
Sibirya'dan Balkanlara Şamanlar ve Cadılar - Cilt 1Kolektif · Pinhan Yayıncılık · 202291 okunma
BİR KAYMAKAMIN GÖZÜNDEN YAKIN GEÇMİŞİMİZ
7/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 09:13
Ali Küçükaydın'ın milletvekilliği döneminde sık sık gidip Zamantı, Göksu, Seyhan vadilerinde yapılan HES hoyratlıklarını dile getirirdim. Ben ona "köy okulları köy karakolları kapatılıyor, HES'ler, yollar bahane edilerek dereler, ırmaklar kurutuluyor, su yatakları hafriyatla dolduruluyor, dağlar, köyler boşaltılıyor, etnik kaydırma yöntemiyle Türkler Anadolu'dan atılıyor" derken, o tek kelime etmiyor, sanki beni duymuyor, sadece susuyor, susuyordu. Her gidişimde sitemler ederek, bir daha onunla görüşmeme kararı alıyor, sonra çaresizce tekrar gidiyordum... Aradan yıllar, yıllar geçti. Bir gün sahaflardan Estonya doğumlu Alman Etnolog Ulla Johansen'in "50 Yıl Önce Yörüklerin Yayla Hayatı" adlı kitabını araştırırken, onun "Ulla-Yörük Obasında Bir Alman Kızı" kitabıyla tanıştım. Kitabını bir solukta okudum. Ulla, sanki bir kitap değil, bitip giden kadim bir kültürün, medeniyetin üzerine söylenmiş bir ağıt, bir çığlıktı. Kitabı ikinci kez okuduktan sonra kapsamlı ve uzun bir inceleme yazdım. Ve bu incelememi kendisine de gönderdim. Kitap ve inceleme yazım üzerine uzun bir telefon sobetimiz oldu. Fakat ben onun doğanın, çevrenin adeta imha edilmesine, Anadolu'nun gönüllü milisleri olan Yörüklerin, köylülerin zorunlu göçe tabi tutularak dağların, köylerin insansızlaştırılmasına sessiz kalan siyasetçi Ali Küçükaydın'la Yörük yazar Küçükaydın'ın aynı kişi olduğunun hala farkında değildim. Bunu, Deli Habip kitabı çıkıp kendisiyle yüz yüze görüşünce ancak fark edebilecektim. Siyasetteyken haksızlıklar, hukuksuzluklar, karşısında (çaresizce) susarken, yazarken haksızlığa, hukuksuzluğa tahammülü olmayan biri vardı karşımızda. Son Yörük Küçükaydın, "Bir Kaymakamın Serencamı" kitabında da yine bir öğretmen, kaymakam, vali, milletvekili olmanın ötesinde dürüst, namuslu, yasa ve
Bir Kaymakamın Serencamı "Dün"Ali Küçükaydın · Gufo Yayınları · 20261 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 23:10
Çok gezen mi daha iyi bilir, yoksa çok okuyan mı? Peki ya bir yandan okurken diğer yandan da gezme imkânı bulanlar? Küçük bir bavul ve rehber kitaplarıyla Orta Asya'dan Avrupa'ya, Kafkaslar'dan Ortadoğu'ya 45 yıldır gezen "seyyah" İlber Ortaylı'ya eşlik etmek isterseniz İLBER ORTAYLI SEYAHATNAMESİ tam size göre... Türklerin özlemini çeken Hayfa'dan "Muhteşem Osmanlı İmparatorluğu" sergisinin yapıldığı Japonya'ya; Karlofça Antlaşması'nın imzalandığı ve bir daha Türklerin girmemesi için kapıların örüldüğü Sırbistan'dan Türkiye tarihinin önemli dönüm noktalarının yaşandığı Şam'a; 19. yüzyıl Kafkasya'sından kovulan halkların Osmanlı tarafından yerleştirildiği Ürdün'den dünyanın en orijinal müzelerine sahip İran'a; her köşesi tarih olan St. Petersburg'tan Orta Asya medeniyetini gözler önüne seren Buhara'ya; coğrafi konumu, mimari güzellikleriyle gezip görmeye değer ve her birinde Osmanlı Balkanlarının trajik bir sahifesi yatan Tuna kalelerinden etnik bakımdan renkli olması hasebiyle "karışık dondurma" denilen Makedonya'ya; Balkanlarda Osmanlı dönemini en çok yaşatan Prizren'den en iyi muhafaza edilen Türk halılarına sahip Erdel kiliselerine; yıllarca savaş halinde olmamıza rağmen kültürümüzden etkilenen eski Avusturya'dan tarihinde Mustafa Kemal gibi büyük komutanlar yetiştiren Selanik'e, bir ucu Türkiye'ye bir ucu Britanya adalarına uzanan, medeniyetin merkezi Roma'dan arşivleri ve müzeleriyle meşhur Vatikan'a; Otranto'dan Venedik'e; Estonya'dan Ukrayna'ya; Japonya'dan Singapur'a, Louvre Müzesi'nden British Museum'a muhteşem bir yolculuk...
İlber Ortaylı Seyahatnamesiİlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 20164,981 okunma
9/10
·124 syf.··
2024 27. kitabı
·
164 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2024 00:00
Litvanya, Letonya ve Estonya halklarının sözlü geleneğinden, doğa inançlarından ve pagan köklerinden süzülüp gelen halk masallarının derlemesidir. Feodalitenin ve kilisenin baskısı altında ezilen köylülerin, doğaüstü varlıklar, hayvanlar ve devler aracılığıyla dile getirdikleri ilkel adalet arayışını ve hınçlarını yansıtır. Tarihsel maddecilik gözüyle okunduğunda, ilkel komünal ilişkilerin hatırası ile sınıflı toplumun eşitsizliği arasındaki o kültürel çatışmanın kodlarını barındırır. Çarlık Rusyası'nın asimilasyonuna karşı kültürel bir direniş formu olarak da değerlendirilebilecek, folklorik değeri yüksek bir kaynaktır.
Baltık MasallarıAnonim · Yar Yayınları · 20201 okunma