MOMO'nun anlam arayışı
Puan vermedi·56 syf.··
2026 40. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 04:21
Okuma alışkanlığı kazanmak isteyenlere tavsiyemdir. Duygusal terkedilmişlikle mücadele eden MOMO dünyaya karşı güvensiz, alaycı ve erken yaşta yetişkinleşmek zorunda kalmış bir çocuktur. Babası tarafından sevilmediğini düşünen annesinin onu terkettiğine içerleyen karakter, okuduğum her sayfada sanki bana şunu soruyor. Bir insan sevgi görmeden büyürse hayata nasıl tutunur? Siz tam soruyu cevaplayacakkken ortaya Mösyö İbrahim çıkıyor. Her şeye rağmen MOMO'yu bağrına basan, gittiği yolda arkasında duran kimi zaman ışık tutan MÖSYÖ İbrahim benim favorimdir. Bir diğer önemli tema da mutluluk meselesidir. Kitapta mutluluk, insanların çoğu zaman düşündüğü gibi sahip olunan şeylerle ilişkilendirilmez. Daha çok hayatı kabul etme biçimiyle ilgilidir. Mösyö İbrahim'in bilgeliği burada yatar. Hayat kusurludur ama yine de sevilmeye değerdir. Bu yüzden kitap, baba-oğul ilişkileri, yalnızlık, aidiyet ve sevginin dönüştürücü gücü üzerine kısa olmasına rağmen beklenenden daha derin bir eser olarak okunabilir.
Duygu ve Düşünce
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 340. kitabı
Mark Twain, İnsan Nedir? (What Is Man?) adlı bu sarsıcı felsefi yapıtında, yaşlı bir adam ile genç bir adam arasında geçen sorgulayıcı bir diyalog üzerinden insan doğasının gizemlerini ve eylemlerinin arkasındaki gerçek motivasyonları konu alır. Yazar; insanın aslında kendi kararlarını veren özgür bir iradeye sahip olmadığını, aksine dış etkenler, kalıtım ve çevre tarafından şekillendirilen karmaşık bir makineden ibaret olduğunu savunurken; fedakarlık, şöhret, din ve vicdan gibi kavramların temelinde aslında yalnızca "kendi iç huzurunu sağlama ve nefsini tatmin etme" dürtüsünün yattığını, insanın bencil doğasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren rasyonel, ironik, determinist ve sarsıcı bir dille işler.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·80 syf.··
2026 333. kitabı
Ali Fuat Başgil, Gençlerle Başbaşa adlı bu kült ve zamansız başucu kitabında, geleceğini inşa etme aşamasında olan gençlerin başarılı, ahlaklı ve irade sahibi birer birey olarak yetişebilmeleri için izlemeleri gereken yolları ve hayat prensiplerini konu alır. Yazar; kendi akademik ve hayati tecrübelerinden yola çıkarak, başarılı olmanın önündeki en büyük engeller olan tembellik, yılgınlık ve kötü alışkanlıklarla nasıl mücadele edileceğini anlatırken; iradenin terbiyesini, planlı çalışmanın önemini, zaman yönetimini ve karakter gelişimini, doğrudan gence hitap eden samimi, yol gösterici, yapıcı ve didaktik bir dille işler.
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
ISTANBULUN RUHUNU ANLATAN HİKAYELER
Puan vermedi·134 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:19
#okudumbitti - Son Kuşlar Sait Faik Abasıyanık Sait Faik Abasıyanık ’ın 1952 yılında yayımlanan bu eseri yazarın hayattayken basılan son öykü kitabı aynı zamanda.Kitap, yazarın Burgazada’daki günlerinden, İstanbul’un kenar mahallelerinden, balıkçılardan, çocuklardan ve küçük insanların sessiz dünyasından izler taşıyor. Hikayeleri okurken aynı duyguları paylaşmamak elde değil. Rum karakterlerini özellikle seçmesi,hikayelerin merkezine koyması ve en ince ayrıntısına kadar sanırım yazarın en büyük zaafı. Bu o dönem İstanbulu düşünüldüğünde aşina olunacak bir durum tabi ama Sait Faik'in edebi dili hikaye ile eşdeğer bu kadar güzel olur ancak diyebileceğiniz türden. ​Yazar bu eserinde, ilk dönem öykülerindeki o coşkulu insan sevgisinin yanına, insanın doğayı ve kendi türünü yok etme eğilimine karşı duyduğu derin bir kırgınlığı ve hüznü de ekler. Deniz denilince akla ilk gelen yazar olan Sait Faik İstanbul'un yoğun atmosferinden uzak deniz ile iç içe insan hikayelerine davet ediyor bizleri. Son Kuşlar " hikayesi, insanın doğaya verdiği zararı, bencilliğini ve modernleşmenin getirdiği yıkımı usta bir dille anlatan, hüzünlü ve çevre odaklı bir hikaye. ​"Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı. Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde sarı yapraklarla birlikte kuşların da mavilikte akıp gittiğini göremeyeceğiz. Bizden söylemesi..."
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2026 50. kitabı
Elimde süründü. Pek akıcı bir kitap değildi maalesef. Yazarı severim ama bu sefer sıktı beni. Çeviriden de kaynaklı mantık hataları çoktu ama genel anlamda da çok sevemedim. Okunur mu? Neden olmasın. Ama illaki okunacak diye bir şey yok. Spoiler içeren konuya gelelim En başında bile ilerleyişi tahmin edebiliyorsunuz. Zerre şaşırtmıyor. Kızımız Julliet senaryo yazarı. Babası bir mafya, bu kız da mafya dünyasından kaçıp başka bir yere yerleşiyor ve annesinin kızlık soyadını kullanıyor. Arada tehlikeli durumlar oluyor suç aileleriyle savaş başlıyormuş falan bu yüzden babası Wes isimli bir beyi koruma diye kızının yanına yolluyor. Ateşle barut yanyana durmaz. Bunlar düşüp kalkmaya başlıyor derken wes vuruluyor. Bu arada wes güya polislikten atılmış vince yani kızın babası da onu yanına almış. Daha başta anladım ben olayı. Oğlan muhbirlik yapıyor. Aslında hala polis. Sonra vurulma olayının peşine bunun üstleri baya gelip gidiyor falan bir ara buna telefon veriyorlar gizlice haberleşmek için. Bizim kız telefonu bulup olayı öğreniyor. Sonra wes e diyor ki ya hemen topla eşyalarını git ya da babama derim seni vurur. Adam da eşyalarını toplayıp gidiyor ama kıza aşık bir yandan falan. Üç ay sonra ger dönüyor. Annesi buna gaz veriyor iyi kızdı yapma etme diye. Arada kızın babası tutuklanıyot falan derken bunlar bir daha bir araya geliyorlar. Sonra da evleniyorlar bitti
CrookedVi Keeland · C. Scott Publishing Corp. · 20263 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
Mesa’yı okuyun. Cümleye böyle girmekte beis görmüyorum çünkü bu genç yazarın küçücük ayrıntılarla koca düzeni ifşa etme becerisini daha görünür kılmak gerek. Dramatik büyük olaylara ihtiyacı yok. Onun alameti farikası, insanın içindeki küçük gerilimleri, bastırılmış utancı ve huzursuzluğu okurun sinir uçlarına basarak görünür kılması. İlişkiler içindeki görünmez güç mekanizmalarını açığa çıkarmaya yemin etmiş biri Mesa. Ve bunu öyle iyi yapıyor ki, okurken sıkışmış, boğulmuş hissediyorum. Bir Aşk’ta bunu özellikle ilişkiler üzerinden yapıyordu. Bu kitapta ise en çetrefilli yerden, aile kavramı üzerinden yapıyor. Büyük olaylara, fiziksel şiddete ya da yüksek dramatik kırılmalara başvurmaya tenezzül etmiyor derdini anlatmak için. Çoğumuza sıradan gelen gündelik baskıyı, sevgiyle tahakkümün birbirine karıştığı ince çizgiyi belirginleştiriyor. Aileyi kapalı bir kurum gibi anlatmıyor; ailenin kurduğu yaraların insanın toplumla ilişkisine nasıl sızdığını gösteriyor. Evde yaşadığı sıkışmayı içselleştiren çocukların dışarı çıktığında da “yer kaplama hakkından” emin olamayışı… Aile içinde sürekli denetlenmiş, küçümsenmiş ya da duygusal olarak bastırılmış birinin okulda, arkadaşlıkta, aşkta, iş hayatında kendini doğal bir özne gibi hissedemeyişi… Evde söz hakkı olmayan çocuğun, dışarıda da kolay kolay ses çıkaramayan bir yetişkine dönüşmesi… Karakterleri asla dramatik biçimde “mağdur”laştırmıyor. Daha çok, insanın hayata katılma enerjisinin yavaş yavaş nasıl aşındığını gösteriyor. Kendi tercihlerini ahlaki üstünlük gibi sunan, başkasının yükünü “değer”, “doğallık”, “emek” gibi kavramlarla meşrulaştıran, karşı tarafı itiraz ederse sanki yüzeysel, eksik, suçlu hissettiren baba modeli de maalesef fazla tanıdık. En çarpıcı yanı da bu zaten. Her şey, herkes çok tanıdık.
AileSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025101 okunma