Bu sefer biraz garipseyerek baktı bana "because that was the fair thing to do ,"dedi .Yani hakkaniyet bunu gerektiriyor diyordu yapılması gereken adil hareket bu.Bunu duyunca o kadar etkilendim ki gözlerim doldu.
Kitaplarda okuduğu insanlarla beraber aynı masada oturmuş yemek yiyordu. Hatta kendisi de o kitapların içindeydi, cilt cilt basılmış sayfaların arasında büyük bir maceraya atılmıştı.
"hepsi bu. Farklı görünüyoruz, birbirimizin yüreğinden geçenleri anlayamayız ama birbirimizi kendimize göre onurlandırabiliiz. Ben sana saygı duyuyorum."
Yani, sevgili dostum, başkalarını kendine göre değerlendirmenin ne kadar budalaca bir şey olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyorum. O kadar çok kendimle uğraşıyorum, yüreğimde öyle fırtınalar esiyor ki, diğer insanları kendi hallerine bırakmayı yeğliyorum ;keşke beni de kendi halime bırakabilseler.