Biz zulüm ayında, güneş çağıyız.
Hira'dan feyz alan, Tanrı'dağıyız.
***
Şurada anlaşalım; Karakoç Beğimiz bir Alperen'dir. Hem alptir, hem de erendir. Ocakların il ve ilçe şubelerinde yapacağı herhangi bir başkanlık iflah etmezdi onu. Hatta vekillik ve dahi bakanlık; erişemezdi onun statüsüne.. Milli Mücadele yıllarında; cephede binlerce subay ve komutan varken, cephe gerisinde birkaç kumandan vardı. Bunlardan biri de Merhum Mehmet Akif Ersoy'du. Mehmet Akif, halkı cihada davet edici ve cepheye sevk edici birçok destan şiiri yazmış ve diyar diyar gezerek; meydanlarda bu şiirleri okumuştur. Şiirin yol gösterici ve yola revan edici yönüne en büyük emsal de budur. Epik şiiri şahlandıran ve şahikalara çıkaran birkaç şairimizden biridir Karakoç Beğim.
Yüreğindeki mücadele aşkını şiirle alazlandıran ve iştiyakını nesirle palazlandıran nice genç mühevves, Karakoç şiirleriyle kuşanmıştır silahını.
2003 yılında katılmış olduğu bir TV programında Karakoç Beğimiz, en sevdiği şiiri olarak şu şiiri işaret etmişti;
İSYANLI SÜKUT
"Gitmişti makama arz-ı hâl için,
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim...
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı,
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, sigara sardı.
Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.
İçmedi, masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı,