- O da annesinin kollarında şimdi, dedi Mr. Omer. - Ah zavallı kardeşim öldü mü? -Çare bulamayacağın şeye fazla kafa yorma, dedi Mr. Omer. Evet. Bebek öldü.
Sayfa 159 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Godard
Geçen yıl Godard benden, o zamanlar adı Sauve qui peut (la vie) (Kaçan Kurtulur [Hayat]) olan bir filminin kısa bir sekansında oynamamı istemişti. Ben oynamak değil ama, onunla kısa bir söyleşi yapmak istedim. Bunun üzerine beni çağırdı, 79 Ekiminde oluyor bu, gittim Lozan'daydı görüşme; görüşme yerinin ve saatinin, her şeyin ayarlandığını söyledi. Beni bir okula götürdü; teneffüsün ya da derslerin başlama saatiydi, unuttum, öğrencilerin inip çıktığı tahta bir merdivenin altındaydık. Söyleyişi yaptık. Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. O da benim söylediklerimden bir şey anlamıyordu; bunun nedeni sadece okulun o cehennemi andıran gürültüsü değildi; neyse, bundan bir söyleşi çıktı. Sonunda güldü ve: ''Bu yerde konuşmak için seni kaldırıp ta Paris'lerden buralara getirdim, düşünsene,'' dedi. Sonra birbirimizi daha iyi tanıdık galiba, ona karşı büyük bir dostluk besliyordum. Galiba o zamana kadar onunla benim, sinemayla ilgili sorunlarımız birbirinin tersiydi, özellikle metin görüntü ilişkisi konusunda. Ama kim bilir, belki de değildir, bu onun ne diyeceğine bağlı, bir şey diyecek olursa... Okuldan sonra bir arabanın içinde, ama şehirde dolaşan, giden bir arabanın içinde, kayıt yaptık. Bandı dinledim. Söylediklerimiz galiba zaman zaman, kırmızı ışıklarda, bayağı anlaşılıyor. Ayrıca Lozan'ın bir binadan öbürüne uzanan üst geçitleri hakkında da ilginç şeyler vardı yanılmıyorsam. Ben bunların güzel olduğunu söyledim. O da bu geçitlerden çok atlayan olduğunu söyledi. Sanki intihar etmek için mahpus yapılmış, dedim. Evet, dedi.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ama neyi teselli edecekler ki? O sözler boşlukta süzülüp kayboluyor. Ne zaman geleceği belirsiz ama geleceğinden zerre şüphe olmayan o korkunç an, bir gün ortaya çıkacak. Ve o, bu anı beklemeye zorlanmış, beklemeye alışmış. Beklemek belki de işkencenin kendisinden daha ağır, daha yıpratıcı bir ceza; evet evet, kesinlikle öyle.
Sayfa 46·Kitabı okudu
On Beşinci Söz
Evet, zeminde ezdad içtima etmiş, eşrar ahyara karışmış, içlerinde münakaşat başlamış; o sebepten ihtilafat ve ızdırabat düşmüş ve ondan imtihanat ve müsabakat teklif edilmiş ve ondan terakkiyat ve tedenniyat çıkmış.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
Halide Edip
İkinci romanı "Vurun kahpeye" hakikaten çok mühimdi. Zira, zafer elde edildikten sonraki rota ve tandans gösteriliyordu. Din düşmanlığını, fanatizmi, tutulacak sakat yolun önderliğini bu kitap yapıyordu. Evet, Anadolu'nun vuracağı kahpeler vardı, vardı ama vuramadı, otobüsü kaçırdı.
Sayfa 87 - Timaş·Kitabı okuyor
Edebiyat
… ne görsem beğenirsin bu dağ başındaki kente benzemeyen kentteki bu küçük dar kapı nın ardında? Bir kitapçı dükkanı! Evet, bir kitapçı dükkanı.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı