"Nereye gidiyorsun?"
"Hiç, çıkacağım öyle."
"Son günlerde hâlini beğenmiyorum. Her şey ağzından yarım çıkıyor. Benden bir şeyler saklıyorsun!"
"Ne saklayacağım senden Beyza, yalnız kalmak istiyorum sadece."
"Bu bir sorun işte. Benim dışımda olan bir şey var ve beni dahil etmiyorsun. Ben senin eşinim. Bilmeliyim sana böyle hissettiren şeyi. Dahası ben söylemeden olmalı bunlar. Yalnız kalmak istemen ve benim bunu bilmemem, söylememen doğru değil."
"Beyza abartıyorsun."
"Eve geliyorsun selamsız sabahsız, 5 dakika sonra yalnız kalacağım diye çıkıyorsun, ne bu, ben mi abartıyorum?"
"Bir şey değil."
"Kelimeler bile zorla çıkıyor ağzından.. Ben yok muyum bu evin içinde, beni yok sayıyorsun."
"Beyza saçmalaya başladın iyice. Tamam gitmiyorum bir yere."
"Mesele gitmek veya kalmak değil. Senin beni kendinden uzak tutman, kapıda bırakman. Nereye kadar sürecek böyle?"
"Beyza gitmiyorum, dedim."
"Orhan bunu anlamıyor olamazsın. Orhan.. orhan böyle olmamalı.. nedir bu uzaklık, nedir değişmesi tavırlarının sebebi, beni kendinden uzak tutmanın, hiçbir şey anlatmamanın sebebi ne?"
"Beyza, artık olmuyor. Uzatmasak mı?"
"Olmayan ne Orhan?"
"Ben, bilmiyorum, eskisi gibi hissedemiyorum, böyle, yavan bi tat ağzımda sürekli?"
"Ne demek orhan bu?"
"Ben ayrılmak istiyorum Beyza!"
"....."
"....."
"Biliyor musun Orhan, senin için göze aldığım, sineye çektiğim, belki kalbini kırdığım insanlardan utanıyorum. Sana attığım adımlardan, açtığım duygularımdan, anlattığım yaralarımdan utanıyorum. Kötülükleri sana yakıştıramayışlarımdan, ettiğim dualardan, sana kör olan gözlerimden, en güzel yerine kondurduğum kalbimden.
Bilir misin, yüreğimdeki bu yara bir ömür takip edecek seni, bir huzursuzluk duyduğunda ilk aklına ben geleceğim. Her dışında kaldığın o kalbin ağırlığı altında ezildiğinde sesim