"Küçük Beyciğim; mutlaka bekârlığında bir kızın günahına girmiş ve ahını almış olacaksın. Çok okumuş yazmış bir hanımdan işitmiştim. Gönül, Allah'ın kâbesiymiş, onu yıkanın iki yakası bir araya gelmezmiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bugün bizlerin derdi yok. Dertsiz olan bizler, daha iyi olmak için çaba göstermeyi bir zul sayar olduk. Derdimiz olmadığı için amaçsız savrulan yapraklara döndük. Nefsimiz, kendi istekleri peşinde koşturuyor. Hâlbuki derdi olan bir insan, o derde doğru yönelir. Belki üzülür, belki ağlar. Ama o dert; insanın yüreğini gerçekten olgulanştırır,insanı duyarlı hale getirir. Mevlana'nın, "Hamdım,piştim,yandım."sırrını altında yatan, bir dertten başkası değildi. Necip Fazıl'a Çile'yi yazdıran da çileden başkası değildi. Dert; insanı vicdan sahibi yapar. İyi bir anne-baba, iyi bir yönetici, iyi bir evlat haline getirir.
Acımız,kötü bir evlat olamamaktan değil,anne-babalarımıza kırgınlıklarımızı meşru kabul edememekten,onlara karşı olumlu hislerimizin yanında olumsuz olanları da dürüstçe,suçluluk duymadan sahiplenememekten geliyor.
Kalp, kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir şey
oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama
evlat gibi bir şey yine de, ne yapabilirsin ki? İşte ben de
bir ağaç tepesindeki karargâhıma çekildim, kalbime öz evladımmış gibi bakıyorum.
İnsan olarak bir evlat dünyaya getirmenin nihai amacı büyüdüklerinde saygı duyulacak bireyleri yetiştirmek değil, bireyleri hak ettikleri sevgi ve saygıyla beraber yetiştirmektir.