Aslında kızlar aşkı arkadaşlığa tercih ediyorlar. Evlenmek, çocuk sahibi olmak için çok aceleci davranıyorlar. Erkekleri bir tür sigorta, hayat garantisi gibi görmek istiyorlar.
Çin devleti, zaman zaman güncellediği bazı genelgelerle, aşağıdaki belli başlı fiilleri “radikallik belirtisi” olarak ilan ediyordu:
•İslam’a uymayan şeyleri dışlamak ve kötülemek
•Dindarlarla dini konularda tartışmak
•Şincan bölgesinde İslam öncesinde yaşanmış dinleri eleştirmek
•Uzun sakal bırakmak
•Başını veya yüzünü tamamen örtmek
•Dini kıyafetleri almak, satmak veya hazırlamak
•İçki ve sigarayı aniden terk etmek
•Dükkânlarda satılan mallar arasında “haram” ve “helal” ayrımı yapmak
•Müzik, dans, spor vb. faaliyetleri “İslam dışı” saymak
•Düğün ve diğer törenlerde dans etmemek
•Kadınlarla tokalaşmamak
•Çocuklarını resmi eğitim kurumlarına göndermemek
•Restoran ve lokantaları Ramazan ayında kapatmak
•İkamet ettiği yeri devletten izinsiz terk ederek başka bir şehre yerleşmek
•Evlerde normalden fazla yiyecek stoklamak
•Evlerin avlularına gizli geçitler inşa etmek
•Evlerde nüfus sayısından anormal derecede fazla yatak ve yorgan bulundurmak
•Mahallelerde evlere yabancıların girip çıkması
•Çocukların belli evlerde düzenli şekilde toplanması
•Küçük çocukları dine ve ibadete zorlamak
•Türkçe, Arapça veya Urduca öğrenmek ve öğretmek
•Cep telefonunda resmi olarak izin verilmeyen uygulamalar kullanmak
•Dini nikâhla evlenmek
Bazı resmi belgelerde sayısı yetmiş beşe kadar çıkarılan bu "semptomlardan" herhangi birini gösteren bir Uygur, doğrudan doğruya "eğitim kampına" sevk ediliyordu.
"Ne yapıyorsun? Evlenmek istemiyorsun. Bunun dünyanın en aptalca sözleşmesi olduğunu söylemiştin."
"Eğer benimle evlenirsen, Elle, bu imzaladığım en iyi sözleşme olacak."
Evlenmek, bir aile kurmak, dogmak isteyen bütün çocukları kabullenmek, bu güvenilmez dünyada onları var etmek ve hatta biraz da yol göstermek benim inancıma göre bir insanın ulaşabileceği en yüksek noktadır.