Öksürmek
Azericede öskürmek diyorlar, Türkçesi öksürmek. Hadisenin adı metatez, yani birinin dili dönmemiş, s-k yer değiştirmiş. Fakat hangisi? Bana sorarsanız Azericesi esastır, bizimki sonradan olmadır. Sebebi şu. Türkçede kimsenin pek üzerinde durmadığı bir +kIr- eki var. İnsan ve doğa seslerini taklit eden fiillerin yapımında kullanılmış, bundan 300-500 sene önce körelmiş, yani artık bu ekle yeni fiil üretilemiyor. Misal: ba-gırmak, ça-gırmak, çı-gırmak, bö-gürmek, hay-kırmak, hıç-kırmak, ö-gürmek, süm-kürmek, ge-girmek, püs-kürmek ya da püf-kürmek, fış-kırmak. Eşek sesinin aslı anırmak değil an-gırmak, eski kaynaklarda öyle yazılır. Tükürmenin aslı tüf-kürmek olmalı, çünkü arada sonradan kaybolan /f/ sesi olmasa bugünkü dilde *tüğürmek biçimini almış olurdu sanıyorum. Osurmak tahminimce os-gurmak'tan evrilmiştir, yazılı belge yok ama öyle. Eski Türkçede bir de sı-gırmak var, ıslık çalmak veya cıvıldamak anlamında. Sığırcık kuşunun adı oradan gelir, sığırdan değil. Üç tane istisna geliyor aklıma: öksürmek, aksırmak, tıksırmak. Ayrı bir +sIr- eki mi var? Hayır. Üçünde de /ks/ ikilisinin bulunması ipucudur. Sanırım bir tarihte öskürmek bozulup öksürmek olmuş, sarmısaklasak da mı saklasak ilkesi uyarınca. Aksırmakla tıksırmak da daha sonra ondan benzetme yoluyla türetilmişler. Bu da analoji yoluyla kural üretmeye örnek. Hatalı kullanımdan bir kural türemiş, yerleşmiş. Şimdi buna dayanıp, ne bileyim, bıksırmak yahut füksürmek diye bir kelime yaratsam kimse çok yadırgamaz. Neymiş? Dilde hiçbir şey - hatta yapım kuralları ve ekleri bile - Allah'ın emri değilmiş, zamanla değişirmiş.
Sayfa 102 - Liber Plus Yayınları / Kelimebaz'ın karnında kalanlar / 15 Aralık 2009
Dilbilimi-Etimoloji
Fakat bir yerde doğmuş olman illaki oraya ait olduğun anlamına gelmez.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Düşünmek, Varlık'ın huzurunda durmaktır. Düşünmek eyleminin bu yönü, vukufiyet kelimesinin etimolojik kökeninde çıkar karşımıza. Bir şeyin kökenine inmek, onu derinlemesine anlamak manasındaki vukufiyet kelimesi Arapçada v-k-f kökünden gelir ve "durmak" demektir. Türkçede ise düşünmek kelimesi "düşmek" ile aynı kökten gelir ve bir şeyi tam manasıyla kavramak ve künhüne vâkıf olmak için onun "içine düşme"yi yani onun hakikatine nüfuz etmeyi ifade eder. 
Bazen bir şeyi korumak için onu gözümüzün önünde saklamamız gerekir.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Alıntı
Hayat, kazanamayacağımız bir savaştır. Asıl soru şu; barış içinde mi ölmek istiyoruz, yoksa son nefesimize kadar savaşmak mı? Ben savaşmayı seçiyorum.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Son otuz yılda sosyal ve kültürel açıdan öyle çok ve hızlı değişimler yaşandı ki, bu olguyu kışkırtan tek bir neden söylemek çok zor: 70'li yıllardan itibaren, o güne dek kadın ve erkek arasında var olan ve ailenin klasik yapısını oluşturan geleneksel ilişkileri altüst eden bir davranış evrimi yaşandı. Hepimiz bu devrimden daha adil bir dünyanın doğacağından emindik; bu yeni dünyada kadınlar kurban rolünden sıyrılacaklar ve gerçekliğin farkında olan kahramanlar, eşlerinin bilinçli arkadaşları olacaklardı. Erkekler de değişmişti; kişiliklerinin tutucu yönlerini terk etmişlerdi ve önyargı ve kıskançlık barındırmayan yeni zamanlarla yüzleşmeye hazırlardı. O günlerden bugüne kadar kırk yıl geçti ve kadınların tartışılmayan ve tartışılması mümkün olmayan fetihlerinin ötesinde belirginleşen durum, dişi modelin erkek modele amansızca uyum sağlamış olması oldu. Birbirimize uyduk, çünkü daha önce de söylediğim gibi medyanın bize -büyük bölümü yiğitçe direnen bilinçli kadınlara-sunduğu imge sadece baştan çıkarma ve haz verme nesnesi olan bir dişiden başka şey değildir. Uyum sağladık, çünkü cinselliği üreme kavramından sıyırmış olmamız erkeklerden özgürleşmemizi sağladı. Kendimizi gerçekleştirebiliriz, ikili serüvenlerine taşkınlıklarını dışa vurma gözüyle bakan erkekler misali biz de keyfimize göre farklı serüvenler yaşayabilir ve bunu duygulara bulaştırmadan yapabiliriz. Doğurganlığımızı yönetmeyi, anneliği hayat amaçlarımızın son sıralarına ötelemeyi öğrendik; ne var ki zaman saatinin hızla ilerlemeye başladığını fark ettiğimiz zaman da annelik arzusunun dayanılmaz dürtüsünü hisseder olduk. __Bir şekilde toplumun pornografikleşmesi durumu ortaya çıktı. Her şey cinsellik etrafında döner oldu - sergilenen, konuşulan, yaşanan, tüketilen, paylaşılan bir cinsellik.
Sayfa 74·Kitabı okuyor