Athena Liu'nun Hayaleti
7/10
·303 syf.··
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:31
Sarı Yüz hakkında iyi yorumlar olduğu gibi kötü yorumlar da oldukça fazlaydı. Ben iyi yorum yapacağım çünkü kitabın konusunu beğendim. Yazar olma hayaliyle yanıp tutuşan bir insanın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini, ahlaki ve etik açıdan inceleyebiliyoruz bu kitapta. June, ilk yazarlık denemesinde oldukça başarısız olmuştur ve onun elde etmek istediği her şey sahip olan Çinli-Amerikalı arkadaşı Athena'yı aşırı derecede kıskanmaktadır. Athena'nın ansızın ölmesi sonucu June onun yeni kitabı için oluşturduğu taslakları alır ve taslaklar üzerinde çalışarak kendi kitabını doğurur. Tabi buna ne kadar kendi kitabı diyebilirsek. Karakter kendi içinde çok defa çatışmalar yaşıyor ama kendi yalanına kendisi inanacak düzeye geliyor en sonunda. Bu süreçte ise Athena Liu'nun hayaleti peşini asla bırakmıyor. Bir kitabın, yazarın kaleminden başlayıp raflarımıza yerleştiği sürece kadar neler yaşandığı da etkileyici bir şekilde anlatılmış. Ayrıca günümüzde popüler kültür üzerinde ırkçılığın etkisine de vurgular yapılmış. Kitap oldukça akıcı ilerledi, severek okudum. Kitabın dilinde bazı rahatsız edici ögeler de bulunuyor ama bir yandan da bunun doğallık kattığını düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Okuduğum kadar susmak, sustukları kadar konuşmak istiyorum...
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:54
Bu bir oyun değildi, bu bir gerçekti. Dini, dili, ilmi, mezhebi farketmeksizin gerçek bir hikâye. Ne de olsa 'KADIN' her yerde 'KADIN'dı değil mi? F(ü-i)ruzan; ne kadar parlayan, parlayıcı demekse kadınlarımızın hayatları bir o kadar karanlık. Belki de buna nispeten adı öyle oldu çıktı. İyiye yormak bir yerde, umut etmek... Hepsinin hayatı da böyle geçti ya, neyse... SUSMAYALIM KADINLARIMIZ !!! Çünkü biz sustukça çoğalıyor. Zulüm de zalim de çoğalıyor heya! Fatih Gezer'i tebrik ediyorum bu kadar incelikli bir kitap yazdığı için. Erkekler her zaman kadın ruhundan anlamıyor demeden önce bu kitabı okuyalım ki bir erkeğin de anlayabilir olduğunu hatırlayalım. Bunları taraflı bir şekilde söylemiyorum inanın. Zaten yazarımız da kitabında karakterlerine bol bol erkeklere sövdürmüş. Köküne kibrit suyu falan ;) Dünya o kadar zor bir hâl aldı ki, hele kadınlar için. Üç asır önce de aynıydı şimdi de aynı dedirtiyor kitap. Ne yazık ki haklı... Ayrıca ilk defa karşılaştığım bir şey de şu ki; yazarımız kitabına özel şarkılar yapmış ve hepsi de şahane! Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Fatih Gezer Firuzan
FiruzanFatih Gezer · Everest Yayınları · 2025460 okunma
Reklam
Puan vermedi·664 syf.··
2026 7. kitabı
“Traduttore, traditore: Bir çeviri eylemi, her daim bir ihanet eylemidir.” Genç yazar R.F. Kuang’ın eserleri zamanla fantastik edebiyattan alternatif tarihe kayarken, 2022 yılında yayınladığı Babil çoğu açıdan titizlikle işlenmiş, dolu dolu bir deneyim sunuyor okura. Karşımıza bir anda çevirmenler devriminin görkemli hikâyesini anlatan, hareketli ve kapsamlı bir eser çıkıyor. 19. yüzyıl Oxford’unda, dünyanın dört bir yanından yalnızca bir iş için yetiştirilip İngiltere’ye getirilen “Gevezeler”: Gümüş işçiliği ve çevirinin ustaları, geleceğin şekillendiricileri. Aldıkları eğitim, zorlayıcı sınavlar, yerine getirmeleri beklenen görevler ve hizmet ettikleri amaç… Peki, görünürde kusursuz işleyen bu sistemin çöküşü neye bağlı olabilir? Bu soruyu ve daha fazlasını irdelemekten çekinmeyen Babil, ırkçılıktan sömürgeciliğe, ulusların yükselişinden emperyalizme dek pek çok temayı ustalıkla işliyor. 664 sayfa uzunluğuna rağmen Kuang ne gereksiz anlatımlara sapıyor ne de anlatımın ritmini kaybediyor. Örneğin Oxford’un ihtişamı ve gümüş işleme sistemi, kitapta zekice kurgulanmış bir sihir mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Herhangi bir abartıya kaçılmadan vurgulanan çeviri ve dilin önemi ise, kitabın dil bilime cesurca göz kırpmasından ibaret. Etimolojiye değinilen sahneler ise bu büyülü çerçeveyi daha da zenginleştirmekte. Kuang’ın zarif dili ve akıcı anlatımı, Babil’in eleştirel temasıyla ustalıkla birleşiyor ve sonuçta ortaya, tüm bu görkeminin altında, iğne ipliğine bağlı dengelerle örülmüş bir sistem çıkıyor: Babil. Şunu da belirtmek gerekiyor ki yer yer eklenen dip notlar okuma deneyimini desteklerken, zamanla okuru tam olarak tatmin etmiyor. Babil’i okumak meraklı zihinlerde pek çok soru işareti yaratmak için biçilmiş kaftan. Ayrıca, gittikçe artan ivmesi ve çarpıcı sonu
1000Kitap
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,924 okunma
Bunların gerçekte var olması daha korkunç
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:45
Haşhaş Savaşı R. F. Kuang 10/10 "Hiç onların da," dedi yavaşça, "bizim hakkımızda aynı şeyi söylediğini düşündün mü?" Arkadaşlar bu kitap beni çok yaraladı. Savaşı, verilen kayıpları okumak beni yıktı. İçim kan ağladı yani. Kitap zaten başlar başlamaz evleneceğini öğreniyoruz Rin'in. O sahnelerini okumak o kadar rahatsız ediciydi ki anlatamamm. O üvey teyze olacak kadın var yaa. Yatacak yeri yok. Kız daha reşit olmamış, anlayabiliyor musun kız daha reşit olmamış ve gerd*k gecesinde nasıl davranması gerektiğinden bahsediyor. Ya sende kadınsın ya. Git kıza adet döngünün anlat. Her ay olunan kadına özgü şeyi anlatmak yerine gecenin nasıl geçeceğinden bahsediyor. Bu noktada Rin'i aşırı tebrik ettim. Kız az daha zorlasa atomu parçalayacaktı. Bu kızın azmi ve başarısı beni aşırı mutlu etmişti. O evlilikten kurtulduğu için ve kitap boyunca bir daha bu olaya takılmadan yoluna baktığı içinde Rin'i çok sevdim. Sinegard'a kabul aldığında sanki kendim kabul almışım gibi mutlu oldum. Ama kendini bir halt sanan kişiler yüzünden onuda zehir ettiler (Nezha mesela hdksjshsj) Biz binbir zorluk çekip oraya gelmişiz birde buraya ait olmadığımızı söylüyorlar. O Jun hoca var yaa. Kanka seninde yatacak yerin yok. Götün sağlam tabii boş boş triplere giriyon. Savaş başladığında diyorum ki herhalde bu adam ciddileşir ve bizim üstümüze gitmez diyorum. Salak herif hala bize laf sokma derdinde. Neyse Sinagard'a geçen zamanları okumak çok eğlenceliydi (kitapta tek eğlenebilidiğim kısımlar onlar oldu zaten) Hele sene sonu bunlar sınavlara girdiklerindeeee. Nezha'yı nasıl alt ettik lan. O kısım çok iyiydi. Zaten anlmıştım bu kızım speerlı olduğunu. Ama şunu merak ediyorum, Rin'in gerçek ailesi kim? Rin nasıl kurtulabildi? Nasıl bir savaş yetimi olarak anıldı? Ve bunlar diğer kitaplarda bahsedecek mi
Duygu ve Düşünce
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,078 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 62. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:01
Gemide Yer Yok susuzluğun ve kıtlığın hüküm sürdüğü, insanların hayatta kalabilmek için silahlandığı belirsiz bir gelecekte geçen etkileyici bir distopya. Ancak kitabın asıl gücü kurduğu dünyadan çok, bu dünyayı bize anlatma biçiminde yatıyor. Roman, evinde yalnız olan bir adamın bir gün yaşlı bir kadını evine almasıyla başlıyor. Başlangıçta masum görünen bu yardım, zamanla adamın hayatını tamamen değiştiren bir sürece dönüşüyor. Yaşlı kadının kızı, torunları, sonrada damadı eve gelmeye başlıyor. Bir süre sonra evin sahibi olan adam, kendi evinde yabancılaşmış, hatta sığınmacı hâline gelmiş gibi hissediyor. Evin kontrolü yavaş yavaş elinden kayarken adamın hissettiklerinin dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Kitabı benim için özel kılan şey anlatım tarzıydı. Roman boyunca neredeyse hiç diyalog yok. Diğer karakterlerin ne söylediğini, ne düşündüğünü bilmiyoruz. Olayları yalnızca anlatıcının zihninden takip ediyoruz. Bu yüzden anlatılanların ne kadarının gerçek, ne kadarının anlatıcının yorumları ve varsayımları olduğunu hiçbir zaman tam olarak kestiremiyoruz. Bu belirsizlik romana ayrı bir gerilim katıyor. Yazarın kurduğu distopik atmosfer oldukça başarılı. Dünyanın hangi zamanında ve nerede geçtiğini bilmiyoruz. Ancak kıtlık, güvensizlik ve insanların birbirlerine karşı duyduğu korku her satırda hissediliyor. Bu yönüyle kitap yalnızca bir felaket sonrası hikâyesi değil; insan doğasına, mülkiyet kavramına ve hayatta kalma içgüdüsüne dair bir sorgulama da sunuyor. Kitap boyunca yapılan Nuh'un Gemisi göndermeleri de dikkat çekici. Nuh'un Gemisi normalde kurtuluşun simgesiyken burada "Gemide yer olmaması" fikri öne çıkıyor. Anlatıcı kendi yaşadıklarını değerlendirirken zaman zaman bu metafora başvuruyor. Bir yandan evine aldığı insanları kurtarmaya çalışırken, diğer yandan kendi
Edebiyat
Gemide Yer YokÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 2019189 okunma
​Alıntı Yapılamayacak Kadar Ağır Bir Gerçeklik
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:06
Toprağa Düşen Sevdalar töre ve namus kılıfıyla işlenen cinayetlerin sosyolojik ve insani boyutunu ele alan, okuması her ne kadar yürek istese de farkındalık için şart olan bir eser. F. Vildan Yirmibeşoğlu kurbanların hikayelerini ajitasyondan uzak ama sarsıcı bir dille aktarıyor. Toplum olarak nereye evrildiğimizi, neleri normalleştirdiğimizi sorgulatan cinsten. Toprağa Düşen Sevdalar Edebi bir keyif aramayın, bu kitap tamamen bir yüzleşme ve adalet arayışı. Toprağa Düşen Sevdalar toplumun karanlık yüzüyle okuyucuyu doğrudan yüzleştiriyor. Okurken öfke, üzüntü ve çaresizlik hislerini bir arada yaşıyorsunuz. Kitapta altını çizdiğim o kadar çok sarsıcı cümle oldu ki... Fakat içerdiği ağır ve hassas konular (+18) sebebiyle topluluk kurallarını ihlal etmemek adına bunları burada paylaşamadım.. Kitabın bendeki sarsıcı etkisini kelimelerle anlatmak bu yüzden çok zor. Bittiğinde uzun süre etkisinden çıkamayacaksınız. Toprağa Düşen Sevdalar F. Vildan Yirmibeşoğlu
Araştırma-İnceleme-Insan ve Toplum
Toprağa Düşen SevdalarF. Vildan Yirmibeşoğlu · Sözcü Kitabevi · 20228 okunma
Reklam
Reklam