Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CqGQ-kdoRUQ
Hangimizin içinde bizi bizden uzaklara sürükleyen bir şeytan yok ki?
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. Kitap önerisi alabilmek için yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
Sabahattin Ali'nin bugüne kadar okuduğum sadece birkaç kitabı olmasına rağmen onun kitaplarında fark ettiğim önemli bir yön var. Her yazar insanı nefreti, sevinci, arayışı, hüznü, dürtüleri ve diğer yönleriyle bütünsel olarak ele almayı başaramıyor. Ama Sabahattin Ali, kendi kurguladığı karakterlerle insana has dertleri okuruna net bir şekilde aktarabiliyor.
Bu kitap bana hangi kitabı hatırlattı dersiniz? Fyodor Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler kitabındaki Ivan Karamazov'un kendi şeytanıyla olan mücadelesini gördüm bu kitapta. Ivan sanki Türkiye'ye gelmiş, adını Ömer olarak değiştirmiş ve yepyeni bir çevre oluşturmuş gibi geldi. Ama değişmeyen tek bir şey vardı bu iki karakter için: İnsanın dünyada bulunuş biçiminden dolayı çektiği evrensel varoluş sıkıntısı.
Kitabı okurken aklımdan hep Ingmar Bergman'ın Persona filmindeki "Başkalarına karşı sen ile yalnızkenki sen arasındaki uçurum" repliği geçti. Ömer'in başkalarına karşı rol yaptığı Ömer ile kendi içiyle yaptığı diyaloglar arasında uçurum kadar fark vardı. Macide'nin de öyle. Keza bizlerin de... Zaten bu kitabı okuyan herkes kendisini ya Ömer ya da Macide gibi hissetmemiş midir?
Çünkü Ömer gibi ben de başkalarından çok kendimle konuşurum. Macide gibi ben de arkadaşlarımla konuşurken ortak bir nokta bulamamaktan şikayetçiydim, arkadaş çevremi değiştirdim. Bedri gibi ben de kafamdan bir türlü atamadığım insanlara sahiptim. İşte Sabahattin Ali bu yüzden Sabahattin Ali... Onun karakterlerinde
YouTube kitap kanalımda en çok abartılan kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını yorumladım: ytbe.one/ADxRNdYqvDk
Spiritüel yolculuklar, evrenle kurulan derin bağlar, insanın sonsuzluğu... EYVAH! Yoksa bu kitap Simyacı vol2 mi?
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerilerini incelemek için yorumlar kısmına bakmayı unutmayın.
Son zamanlarda bu kitabı pek çok kişinin okuduğunu görüyorum. Merak edip kitabın sayfasına gireyim dedim. Bir de baktım, başlığında "Goodreads Yılın En İyi Romanı" yazıyor. Dedim oha, demek ki bu kitabın yazarı öyle bir şey yazmış olmalı ki, yıl içerisinde yayımlanan onbinlerce kitabın kalitesini geçmiş olsun. "Yılın En İyi Romanı" sonuçta. Düşünsenize... Fakat sonra ne mi oldu?
Hani Simyacı kitabı evrenin işaretleri, evren işbirliği, evrendeki her şeyin benim için var olması şeklinde kişisel gelişim soslu bir masal anlatıyor ya, bu kitap da buna çok benziyor işte. Al Santiago'yu, yerine Nora'yı koy. Biraz da üstüne spiritüelizm baharatı ekle. Artık anlatıla anlatıla kabak tadı vermiş kelebek etkisiyle birlikte pişir. Al sana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı. Afiyet olsun.
Ön kapağında "Bestseller" yazısı vurgulanan, arka kapağında objektiflikten uzak "Çok iyi bir hikaye", "Baştan çıkarıcı bir roman", "Bu kitabı herkes alsın!" yorumlarından geçilmeyen kapakları görünce neden bu tür klon kitaplardan uzak durmam gerektiğini de her geçen gün daha iyi anlıyorum. Ben böyle kitaplar okumak istesem giderim Migros'a, ayçiçek yağı almışken bir de yanına Migros Edebiyatı kitaplarından alırım, aynı şey olur yani.
Bu kitabı Yılın En İyi Romanı seçen jüride de Paulo Coelho ve Elif Şafak gibi yazarlar vardı sanırım. Açıkçası yılın en iyi
YouTube kitap kanalımda okumadan önce ölünmesi gereken Yabancı kitabını yorumladım: ytbe.one/jtUaG022XWM
Bitmeyen toksik aşklar, tecavüz güzellemeleri, mutasyon geçirmiş bir erkeğin adeta bir (erkek)²’ye dönüşmesi... İşte bunların hepsi Yabancı kitabı arkadaşlar.
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
Kitabın bütün hikayesi Ediz'in Doğa'yı kaçırması, yakalanmadan öylece dolaşmaları ve Ediz'in kendi işlerini yaptırdıktan sonra da Doğa ile aralarında toksik bir aşkın başlaması üzerine. İşin tuhafı Doğa da Ankara Emniyet Müdürü'nün kızı. Buna rağmen hiç yakalanmıyorlar, hatta nerede oldukları bile sorgulanmıyor. Yani üzgünüm ama bu kurgunun inandırıcılığı, GTA San Andreas'ta polisin yanından bazuka ile geçerken polisin bunu hiç umursamaması veya aranma seviyen 6 yıldız olmuşken arabanın rengini değiştirip polislerden kurtulmanla eş değer.
Kitap için yazılmış bazı yorumları okumam neticesinde "Doğa maalesef rehinelerin sahip olduğu Stockholm sendromuna yakalanmış, onu anlayışla karşılamanız gerekiyor :(:((" şeklinde Pollyannacı cümlelerle bu kitabı savunanlar gördüm... Emin olun İsveçlilerin böyle bir kitaptan haberi olsaydı hepsi Stockholm'deki Gamla Stan adasına doluşup yanlarına İsveçli yazarları da alıp ilk roketle başka bir gezegene uçarlardı.
İsim benzerliği olarak da can sıkıcı bir gerçek fark ettim... Google'a "Yabancı kitabını oku" diye yazdığınızda ilk sayfada önünüze Albert Camus'nün Yabancı kitabı değil de maalesef hep bu kitap çıkıyor. Eğer inanmıyorsanız kendiniz de deneyebilirsiniz. Camus'nün yerinde olsaydım yazdığım kaliteli bir kitabın
YouTube kitap kanalımdaki yeni videoyu izleyerek insanların neden böyle kitaplar okuduğunu öğrenebilirsiniz: ytbe.one/mDnTL7oeTLA
Cüneyt Özdemir, Acemi Cadı dizisi, eski Kekstra reklamı, Pokemon'daki Roket Takımı... İşte bunların hepsi 4N1K kitabı arkadaşlar.
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önereceğim, o yüzden yazacağınız her yorum sizin için yeni bir kitap önerisi demek oluyor.
Bu sıralar dünyanın en iyi kitaplarından biri olan Niteliksiz Adam kitabını okuyup edebiyatın Everest Dağı'na tırmandığımı biliyorsunuz. İşte yine o dağın zirvesinden aşağı atlayarak yaptığım bu edebi intihar, kafamdaki nöronların havai fişekler gibi bir bir patlamalarına sebep oldu. O yüzden bu incelemeyi evlerinizde sözcüklerden oluşan bir havai fişek gösterisini izlermiş gibi okumanızı tavsiye ediyorum.
Öncelikle kitabın isminden başlamak gerekirse, bu kitabın Cüneyt Özdemir'in 5N1K programındaki N harfinin bir gün gezmeye çıkıp kaybolmasını anlattığını sandım. Hatta diğer harflerle birlikte çeşitli maceralar yaşadıktan sonra da programın isminin 4N1K haline dönüşmesinin hikayesini anlattığını düşünmüştüm. Fakat maalesef ki benim düşündüğüm bu kurgu yerine çok daha cringe bir senaryoyla karşılaştım...
Kitabın daha detaylı yorumuna geçmeden önce bu kitaba ve benim Wattpad kitaplarıyla olan mücadeleme uyum sağlayacak bir şarkı bile buldum. Çünkü kitabın tamamı bence Kekstra'nın eski reklamına benziyor. Hatta 4N1K kitabının yorumu için Kekstra'nın reklamındaki bu şarkıyı burada uyarlamak istiyorum:
"Oğuz tam bir canavar
Tüm Wattpad ondan korkar
Kapıda görünür görünmez
Saklanır 4N1K'lar"
Kitabı okuduğum sıralarda aklımdan sadece