10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2024 20:07
Farkında mısınız, çoğumuz hiçbir şeyin farkında değiliz. Ya geçmişteyiz, ya gelecekte.. Oysa gerçek mânâda bir tek, şu an'dayız. Görünürde bunun farkındayız ama aslında değiliz. Geçmiş kesindir, gelecek ise belirsizdir. Şu an ise, farkında olduğumuz kadarıyla bizimdir! Sahip olduğumuz benliğin, hayatın akışında gerçekleştirdiğimiz reaksiyonların, bilinçli bir şekilde yaptığımızı zannettiğimiz eylemlerin.. Farkında değiliz! Dünya üzerindeki bütün karanlıklar, insanın kendi karanlık yanıyla hesaplaşmamasından ortaya çıkıyor. Çünkü dünyadaki bütün savaşlar, insanın kendi içerisindeki savaşlardan beslenir. Kendiyle kavgası olanın herkesle kavgası olur.. Peki biz bunun ne kadar farkındayız? Biraz mı? Hiç mi? Bana soracak olursanız "hiç" derim. Hiç.. Çünkü biraz farkında olunmaz. Ya farkındasın, ya farkında değilsin. Farkında olmadığımız içindir ki; hayatımızın çoğu zamanı bir şeyleri sorgulamak ile geçiyor.
FarkındalıkOsho · Ganj Yayınları · 20161,449 okunma
Hayal Kırıklığı Eserlerinde Bugün; Çocuk Psikanaliz
4/10
·400 syf.·
2026 149. kitabı
Melanie Klein'ı, Eğitim Fakültesi'nde Çocuk Psikolojisi dersi alırken tanımıştım. Eros ve Tanatos üzerinden yürüttüğü düşünceleri ilgimi çekmişti. Ne zamandır okumak istediğim kitaplardan biriydi Çocuk Psikanalizi lakin genel olarak hayal kırıklığına uğradım. Evet, Psikanaliz, hepimiz iyi kötü biliyoruz Freud ve teorimini fakat Klein olduğundan eserin daha farklı olmasını beklemiştim. Öncelikle, bazı yerlerde çeviri akıl karıştırıcı geldi. Vaka örnekleri ile açıklanan bölümlerin, oyun terapisi bağlamında aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum. Vaka örnekleri bittikten sonra kitap akıcılığını ve anlamını kaybetti benim için. Aynı kelimeler ve düşünceler tekrar tekrar yazıldığından bazı yerlerde okurken paragraf ya da sayfa atladım birkaç kez. Klein bile daha önce bundan bahsettim filan yazmış. Hani madem bahsettiğinin farkındasın; 400 sayfa yazacağına 150-200 yaz, en azından kalitesini kaybetmesin. Mesleki bağlamda olmadıkça okumanızı önermem.
Çocuk Gelişimi
Çocuk PsikanaliziMelanie Klein · Pinhan Yayıncılık · 201593 okunma
Reklam
Unutma Beni Apartmanı Eleştirim
Puan vermedi
Bir kitap için "okuyun" ya da "okumayın" demek bana göre değil.Kitaplar mutlaka birileri içindir ve o birileri bazen siz olmazsınız. Bu kitap benim için değildi.Eğer senin içinse okumaktan zarar gelmez belkide. Kitabın içindeki cinsellik bölümleri ergenliğe yeni girmiş biri tarafından yazılmış gibi iğrenç.Zamanımızın yazarlarının cinselliğe çok dem vurduğunu biliyorum.Ama her 10 sayfada en az bir seviyesiz cinsellik insanı irite ediyor.Sonu ne zaman gelecek acaba diye beklediğiniz bu bölümler her defasında daha ilginç bir iğrençlik kazanıyor. Ayrıca bir şekilde hayatının en iç noktasına kadar girdiğiniz süreyya karakteri tuzu fazla olmuş çorba gibi bunalım yaratıyor.Başınızı ağrıtıyor.O kadar rahatsız oluyorsunuz ki onun yaşamından, acaba kitabın neresi iyi olacak diye bekliyorsunuz. Ben daha önce bu kadar hastalıklı bi insanı anlatan roman okumamıştım.Ve hastalıklı olması yetmiyor iyi insanlar hayatından ışık hızıyla çıkıyor.Kalanlar yani okuyacaklarınız genel olarak sorunlu kişiler oluyor. Sakın herkesi anlamaya,yaptıklarını anlamlandırmaya çalışmayın çünkü bir şekilde anlamlandırdığınız şeylerin daha kötüleri önünüze geliyor.Sanki tüm kaçmaya çalıştığımız insanlar tek kitapta toplanmış.Üstelik kitap duygularımla o kadar oynadıki kendimi içinde hissettiğim birkaç sayfada rıdvana duyduğum güven onun yaptıklarıyla sarsıldı. Ayrıca kitapta değinilmesi gereken çok yer var.Normalde olsa ayrı ayrı tüm önemli gördüğüm noktaları paylaşırdım ama sanırım önemli noktalarında kitapla beraber kapanmasını istiyorum.Ve belkide zihnimde böylece kitabı cezalandırıyorumdur... Ne diyeyim ben sana süreyya...Hastalıklı kararlarının altında kurtulmaya çalıştığın bir benlik var.Cevapsız sorularla boğuşup duruyorsun.Farkındasın ama uzaklaşamıyorsun.Mecbursun sanki bu iğrençliği
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,2bin okunma
9/10
·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:31
Herkese merhaba, Bazı kitaplar bittiğinde kapanmaz, içinde kalırsın. Sırça Fanus benim için tam olarak böyleydi. Kitapta çok başarılı bir gazeteci olan Esther'in intihar girişiminde bulunmasıyla hayatındaki değişiklikler anlatılıyor. Esther’i okurken onu anlamaya çalıştım. Çünkü onun mücadelesi bir seçim yapmak değildi; hiçbir seçeneğin kendisine ait hissettirmemesiydi.   Etrafındaki herkes bir ihtimal gibiydi: Dr. Nolan’da iyileşmenin mümkün olduğu bir dünya vardı. Annesinde 'olması gereken kişi'. Betsy’de kusursuz, sorunsuz bir hayat. Doreen’de özgürlük. Joan’da insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi… Ama Esther hiçbirine tam olarak ait değildi. Belki de en büyük sıkışmışlık buydu.   Sırça fanus metaforu ise aklımda en çok kalan şey oldu. Dışarıda hayat akıyor, insanlar konuşuyor, gülüyor ama sen sanki camın arkasından izliyorsun. Her şeyin farkındasın ama hiçbirine gerçekten dahil değilsin.   Kitap boyunca hissettiğim şey üzüntüden çok, bir zihnin sessizce verdiği mücadeleye tanıklık etmekti. Ve belki de bu yüzden bu kitap, bir hikâyeden çok bir his bıraktı bende. Yıllar sonra bu satırları okuduğumda, Esther’i değil o sıkışmışlık hissini hatırlayacağımı biliyorum.   Şuna da değinmek isterim: Yazar zamanında bu kitabı kendisinden parçalara yer verdiği için takma isimle yayınlatmış. Merak edip yaşam hikayesini okuduğumda gerçekten sarsıldım.   Kitaptaki en çarpıcı sözle son veriyorum: "Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma
Çabulka
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 122. kitabı
Karanlık olamaz, aydınlık olmazsa... Tatlı anlaşılamaz, acı olmazsa... Birinizin varlığı, diğerinizin varlığına bağlıdır... Yaşamak, farklılıklarla mümkündür.  Sen sende olanların değil, alıştıklarının farkındasın.Gerçek, alıştıklarının ötesindedir oysa. Belki o zaman anlarsın kaçtığın şeyi. Bilmediğin şeyden kaçamazsın.  "Her şey zaman için yaşıyor, çünkü zaman ölmüyor" dedi. Koca ömrünü düşünürken sarf ettiği bu cümleden utandı. "Belki de zaman bizim için yaşıyordur."  Zaman, içinden geçilmesi gereken bir labirentten başka bir şey değil. Herkes bu labirentten geçmek zorunda.  Savaşa sormuşlar yolun nereyedir diye, barışa demiş! Barışa sormuşlar nereye gidiyorsun diye, savaşa demiş! #cabulka #yoklukgöğününkuşları #yektavekitaplar
1000Kitap
CabulkaAli Bektaş · 101 Fikir Sanat · 202373 okunma
Reklam
Reklam