Puan vermedi·136 syf.·
2026 80. kitabı
Spoiler içerir! Toprak Ana, Cengiz Aytmatov'dan okuduğum ilk eser oldu. Benim için okunmakta geç kalınmış bir eser olduğununun farkındayım. Çok okunduğunu, çok beğenildiğini, kitaplarla haşır neşir olan bir çok insanın okumasa bile kitap hakkında bilgi sahibi olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu düşüncelere sahipken, bir çok kişinin bu kitabı okumuş olduğunu bildiğim halde yine de yazmak istedim, belki göğsümün üstüne çöken ağırlıktan, boğazımın düğümlenmesinden bir nebze kurtulmama yardımcı olur. Hani kitapta hikayesini dinlediğimiz Tolganay Ana tüm derdini toprağa anlatıyor ya, ben de anlatırsam biraz rahatlarım belki diye düşündüm. Bu kitap geride kalanların, evlatlarını, kocalarını savaşa göndererek geride yürekleri ağızlarında bekleyenlerin hikayesidir. Aslında her şey çok güzel başlamıştı. Toprağını eken, kendi emekleriyle ürettikleri ürünlerle yaşamını sürdüren mutlu ve huzurlu insanların hikayesi anlatılırken, işgal başlıyor ve her şey tersyüz oluyor. Önce en büyük oğlu askere çağırılıyor Tolganay Ana'nın, sonra eşi ve diğer iki oğlu da kendilerini cephede buluyor. Sonra Tolganay Ana ve gelini Aliman için bekleyiş başlıyor. Herhangi birisinden bir mektup, bir haber alabilmeyi umut ederken bir yandan da ürettikleri ürünleri cepheye, askerlere gönderdikleri için açlıkla, sefaletle mücadele etmeye çalışıyorlar. Umutla bekleyiş devam ederken bir gün ilk acı haber geliyor... Tolganay Ana'nın en büyük oğlu, Aliman'ın eşi Kasım'ın hayatını kaybettiği haberi köye ulaşıyor. Ve sırayla diğer çocuklarının ve eşinin de acı haberleri... Bir anneye, bir eşe çocuklarının ve kocasının ölüm haberlerini vermek, o annenin bu haberi ilk işitişi, algılayışı, nasıl bir duygudur, nasıl bir acıdır ifade etmek mümkün değil sanırım... Zaten yazarın müthiş anlatımıyla bu acıyı iliklerinize
İnceleme
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
10/10
·74 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:30
Dönüşüm bir solukta okuduğum ve beni içine çeken bir kitap oldu.Yazarın bize anlatmak istediğini anladığımızda çok etkilenerek okuyacağımız fakat anlamadığımızda ise ben ne okuyorum diyeceğimiz bir kitap. Kısaca konusuna değinmek gerekirse ana karakterimiz olan Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmesi ile başlıyor ve biz kitap boyunca insanların Gregor'a karşı tavrını okuyoruz. Gregor şu zamana kadar ailesi için çalışmış,çabalamış ve ailesini seven onlara bağlı bir karakter.Yine işe gideceği bir sabah uyandığında bir bakıyor ki böceğe dönüşmüş,burada beni en çok etkileyen şey böyle bir değişime rağmen Gregorun umrunda olan tek şeyin işe geç kalmış olması oldu,bir böceğe dönüşmektense işe geç kalmamak onun için daha önemliydi. Ailesinin Gregoru gördüğü kısımdaki tavırları da dikkat çekiciydi özellikle babası Gregora karşı tiksinti ve nefret içerisindeydi,annesi yıkılmıştı,kızkardeşi ise ilk başlarda onu hala abisi olarak görsede ondan tiksiniyordu ve zaman geçtikçe onu abisi olarak görmeyi de bıraktı ki bence Gregora en büyük yıkımı yaşatan da kızkardeşiydi. "sevgili anneciğim,sevgili babcığım,bu böyle devam edemez.Belki siz farkında değilsiniz ama ben farkındayım.Şu yaratığın önünde ağabeyimin adını telaffuz etmek istemiyorum,bu nedenle tek bir şey diyeceğim:bundan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız.Biz insan olarak ona bakmak,ona tahammül etmek konusunda elimizden geleni yaptık,sanırım kimse bizi bu konuda en ufak bir şekilde suçlayamaz." işte kız kardeşinin bu sözleri bardağı taşıran son damlaydı.Kızkardeşi Gregorun onları anlamadığını savundu oysaki kitap boyunca bir şeyleri anlayan tek kişi Gregordu ve ailesi onu hiç anlamadı,Gregoru yaraları,acıları,yalnızlığı ve tutsaklığıyla baş başa bıraktılar en sonunda Gregor daha fazla dayanamadı ve herkese göre
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu nasıl karakter bu nasıl final SPOİLER
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
her şeyden önce değişen P.O.V sistemini beğendim ama dört bakış açısında kalmak biraz yetersiz olmuş son savaşta nyxin bakış açısından cyra ve ronan ile olan dövüşleri görmek isterdim hazır nyxden konu açılmışken başka bir konudan devam edelim ilk kitaptan beri gördüğümüz tanıdığımız sevdiğimiz gelişimine şahit olduğumuz bir karaktere bu son uygun mu gerçekten, yazar sanki "ya, ben bir final savaşı yazıyorum birilerini öldürüp dram yaratmalıyım" Demiş gibi ne olduğu belirsiz bir karakter ile gelip boş yere hiçbir işlevi olmayan bir ölüm yaşadı nyx, ölmeseydi eğer hiçbir şey değişmezdi her neyse biraz daha bu konu hakkında konuşmaya devam edersem buraya sığmaz gelelim başka bir meseleye, lin konusuna bu kitabın elimizde dört ana karakteri var diğer üçünün zaten tamamen onlara ayrılmış koskoca kitapları var yani yaşayacakları gelişimleri tamamlamışlar bu kitapla artık hikayelerine bir nokta koyacağız ama lin öyle değil biz lin ile yeni tanıştık ondan bir gelişim bekleriz yok geldiğinde neyse gittiğinde de oydu karakter hiçbir gelişim göstermedi sözde gösterdiği fiziksel gelişim ise bana gram geçmedi andros ile aralarında olan şey ise aşırı muğlak bırakıldı kardeş siz nesiniz neden böylesiniz gram cevap yok tam diyoruz aha bişey olacak tak ikiside ölüyor yani lin konusunda azda olsa bir gelişim okuyup dahada bağlanmak isterdim özgüvenine yersiz diyenler olmuş ama diğer karakterlere göre daha farklı psikolojideki bir karakter okumak güzel hissettirdi en sevdiğim karakterler ise kesinlikle irithel ve euria irithelin aradan geçen 7-8 yılda geçirdiği devasa gelişim hoşuma gitti baya, okurken gururlandım o derece eurianın ise kafasındaki sesler ikilemler aldığı fevri kararlar aşırı hoşuma gitti güç ve hırsın insanı nasıl parçaladığının canlı örneği bildiğin, drystan ve zaiden
Edebiyat
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202681 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 58. kitabı
Rüya Görme Sanatı – Carlos Castaneda Belki de henüz hazır olmadığım için ama bu kitapta anlatılanların büyük kısmını anlamakta zorlandım. Önceki okuduğum kişisel gelişim ve farkındalık kitaplarıyla kıyasladığımda, bana doğrudan uygulanabilir veya net çıkarımlar sunan kısmı oldukça az geldi. Hatta bazı bölümlerde ne anlatıldığını takip etmekte bile zorlandım. Buna rağmen ilginç bir durum yaşadım. Kitabı dinlediğim süreçte rüyalar üzerindeki farkındalığım ve hakimiyetim gözle görülür şekilde arttı. Daha önce kendiliğinden yaşadığım bazı deneyimleri artık daha bilinçli fark etmeye başladım. Bu konuda hâlâ yolun başında olduğumu düşünüyorum ve daha fazla uygulama yapmam gerektiğinin de farkındayım. Kitap bittikten sonra beni en çok şaşırtan şey ise niyetlerimin gerçekleşme hızındaki değişim oldu. Bunun gerçekten kitapla mı ilgili olduğu, yoksa dikkatimi ve farkındalığımı belirli konulara yönelttiğim için mi böyle hissettiğim konusunda kesin bir şey söyleyemem. Ancak normalde uzun sürede gerçekleşmesini beklediğim bazı şeylerin beklediğimden daha hızlı sonuçlanması dikkatimi çekti. Genel olarak bu kitap benim için "anladım" diyebileceğim bir kitap olmadı. Fakat "etkisini hissettim" diyebileceğim kitaplardan biri oldu. Belki ileride tekrar dinlediğimde bugün kaçırdığım noktaları daha iyi görebilirim. Şimdilik bende bıraktığı izlenim, açıklamaktan çok deneyimlenmesi gereken bir kitap olduğu yönünde.
1000Kitap
Rüya Görme SanatıCarlos Castaneda · Butik Yayıncılık · 2018126 okunma
8.5-9
9/10
·700 syf.··
2026 157. kitabı
·
99 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:36
!hafif spoiler! 8.5-9 arasıydı benim için. Gölgeler kraliçesi kadar mükemmel bir kitap değildi cam şato destanının en iyi kitapları arasında ilk üçe belki girer. Genel olarak deneyimlerimden memnunum fakat bu kitapta şehvet diğer kitaplara göre çok daha ön plandaydı. Bu beni rahatsız etti iki de bir biri biriyle bişey yaşıyordu ama sorun değil uzun olmayan sahneler olduğu için çoğunu geçerek hallettim. Savaş sahneleri mükemmeldi, özellikle Lysandra nın deniz ejderhası olup savaştığı sahneler inanılmazdı. Aelin zekasını defalarca kanıtladı, güçlü kadın karakter okumak çok hoşuma gidiyor. Rowan ile ikisinin arasındaki bağ çok hoşuma gidiyor. Dorian güçlü ve daha kararlı biri olarak çıktı karşımıza. Manon, benim küçük deli cadım, ekibe katılmasını bekliyordum zaten ama katılınca çok mutlu oldum. Aedion'a BAYILIYORUM. Fenrys ve Gavriel da çok bağlandığım karakterler oldu. Elide yi seviyorum yine zekasıyla etkileyiciydi. Lorcanı son sahneye kadar seviyordum bu kitapla ilgili tek pişmanlığım çapraz okuma yapmadan okumuş olmak, yapmam gerektiğini bile bile yapmadım canm 6. Kitabı hiç okumak istemiyor dürüst olmak gerekirse, bu yüzden direk 5i bitirdim. 6 konusunda napıcam bilmiyorum sıkıcı olduğunun farkındayım... Ve bahsetmek istediğim son bir nokta var, baskı ve dizgi. Allah için bu kitabın edisyonu neden bu kadar berbat? Sonlara doğru o kadar fazla yazım yanlışı ve o kadar fazla hata vardı ki kitaptan soğudum. Bütçem el verse seriyi ingilizce alıp okurdum bu baskıya katlanmaktansa.
Duygu ve Düşünce
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,813 okunma
Bana Bir Çıkış Değil, Bir Uçurum Gösterdi
Puan vermedi·279 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 17:00
Cehenneme Övgü’yü bitirdiğimde hissettiğim ilk şey şaşırtıcı bir nötrlük oldu. Ne büyük bir hayranlık ne de derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Romanlarda kendimi genellikle daha rahat hissediyorum, yazarın ne demek istediğini daha kolay yakalayıp yorum yapabiliyorum. Ama düşünce ve deneme kitaplarında o kadar güçlü olmadığımı düşünüyorum. Bir şeyleri kaçırıyor ya da yeterince derin kavrayamıyor olabilirim diye sorguluyorum kendimi. Bu kitapta da tam olarak öyle oldu. Gündüz Vassaf’ın değindiği konular önemsiz değil. Eğitimden aileye, otoriteden özgürlük anlayışına kadar birçok kritik meseleye dokunuyor. Ancak kitap boyunca bende oluşan en baskın his şuydu: Sanki bir uçurumun kenarındayım ve yazar sürekli aşağıyı göstererek “burası cehennem, düşersen ölürsün” diyor. Tamam, farkındayım ama ben o sırada “nasıl kurtulurum?” diye çıkış yolu arıyorum. Vassaf ise bana sadece karanlığı ve tehlikeyi gösteriyor, çözüm konusunda ise bilinçli bir sessizlik tercih ediyor. Belki de bu yüzden anlatılanlardan çok, anlatılma biçimine takıldım. Yazar yer yer topluma ayna tutmaktan ziyade topluma kızgın gibi yazmış. “Bakın, sonunda bunlar olacak” der gibi bir tonu var. Bu öfke bazı okurları sarsabilir ama bende “neden bu kadar uç örneklerle genelleme yapıyor?” sorusunu yarattı. Verilen örneklerin çoğu bana fazla aşırı ve gerçek hayattan kopuk geldi. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle bazı çarpıcı cümleleri ve aforizmaları. Altını çizdiğim, aklımda kalan birçok güzel ifade oldu. Fakat zamanla şu soruyu sormaya başladım: Bu kadar etkileyici cümleler gerçekten derin bir düşünce bütünlüğü mü sağlıyor, yoksa güzel yazılmış cümlelerin büyüsüne mi kapılıyoruz? Bir diğer sıkıntım da yazarın kendi tezlerini zaman zaman çürütmesiydi. Bir bölümde susmanın, konuşmamanın değerinden bahsederken
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma