Batı hayranları, bizi yani kendi milletlerini, henüz teşekkül eden ve milli varlığını elde etmeye çalışan, yeni doğmuş bir cemiyet sayacak derecelere geliyor; tarihimizin ve ecdadımızın büyüklüğünden şüphe ediyor, bizi hakir görüyorlar.
Bu acaip düşünce ve bilgilerle dolan zihinler, onları, sonunda şuna sevkediyor: Ruhların vatan değiştirmesi ve fikren göç!...
Bütün felâketlerimizin kaynağı olan şu zararlı kanaat, acaba bize nereden geldi? Fikrimizce bütün bu fenalıkları doğuran: Batı medeniyetini anlamadan taklit edişimizdir.
Toplumların gelişmesi kanununa hakkıyla vâkıf olmadığımız içindir ki, başka milletlerin kanun, nizam ve anayasalarıni iktibâs edecek olursak, bütün işlerimizde ve idaremizde, onlar kadar gelişmeye nâil olacağımıza inanıyoruz.
Bu uğursuz inanç yüzünden meydana gelen fenalıkları saymak uzun sürer. Yalnız şunu söylemek yeter ki: Bu inanç, bizim kendi kendimizi islâha olan itimadımızı tükettiği gibi, aynı şekilde, başkalarının bize karşı olan itimat ve hürmetini de yok etmektedir.
Hiç olmazsa, bu acı ve elîm tecrübelerden, gelecek için bir ibret dersi alsak da, büsbütün iş işten geçmeden, bozukluğu mümkün olduğu kadar tâmir etmek hususunda bize yardımı dokunsa.