Vergilerimizle yaptırdığınız ihtiyaç dışı camiler, bu ülkede okunan son özgür ezanların ve Allah’a hakkıyla inanan son neslin birer mezar taşı hükmündedir.
Elbette bir gün sizler de gideceksiniz ama bu beton yığınları, ateist ve deist olmuş bir gençliği çağırmakta yetersiz kalacaktır. Çünkü onlar açken seslerini duymadınız. Girdikleri sınavları kazananları mülakatta elediniz, intihar ettiler; yine görmediniz, kanları üstünde ekmek yediniz.
Haklı olarak, vatanın hakkına girdiğiniz milyonlarca evladını da bu camilerde görmeyeceksiniz. Umrunuzda olduğunu sanmıyorum, çünkü betona verdiğiniz değeri yıllar önce Bosna Hersek’te, Vişegrad’da görmüştüm. Soykırım sebebiyle şehirden gitmiş olan Boşnak ailelerden 45’i geri dönmüştü. Siz, o ailelerin hiçbirinin varoluş çabasıyla ilgilenmediniz. Vişegrad’da savaştan hiçbir zarar görmemiş olan Sokollu Köprüsü’nün yol bağlantısının, tarihi yapıya uygun restorasyonu için milyonlarca dolar bütçe ayırdınız. 45 Boşnak aile zamanla 30 oldu, bir sonraki sene 15’e düştü, sonra 8’e… En son gittiğimde ise yalnızca 4 aile kalmıştı. Vişegrad artık, üzerinden sadece Sırpların geçtiği bir köprüye dönüşmüştü.
O an anladım, sizin işiniz insanla değil betonla.
Bosna’dan et ithalatı dediniz; Türkiye’den giden bir batakçının Bosna’da kurduğu şirkete (Bosna Et) ihaleyi verdiniz. O da Bosna Ziraat Bankasını dolandırdı ve zararın mimarı olan yönetici, Bosna’da otel sahibi oldu.
Sizi bir kez daha tanıdım.
Arnavutluk’ta, Makedonya’da, Sırbistan’da, Bulgaristan’da, Bosna Hersek’te yaptığınız hiçbir işin hayrını yerel halk görmedi. Gördükleri ise harcadığınız tutarın yüzde onuyla yapılacak işlerdi.
Yüzde doksan ise servet transferi oldu. Sahte diplomalar satan üniversiteler kuruldu, beş-on sene süren cami onarım ihaleleri alan şirketler paraları