1975 yılının en büyük transferi, gazinocuların sahneye çıkarmak için yıllardır uğraştığı Filiz Akın'dı. Filiz Akın da tıpkı meslektaşı Fatma Girik gibi solist altı olarak sahneye çıktı.
Sayfa 148·Kitabı okudu
...Diğer yandan Fatma Girik beni şikayet ediyor. Doğalcı çalıştığımız için pencereden gelen ışığı esas alıyorum. Tabii öbür tarafta yüzünün diğer bölümü karanlıkta kalıyor, o da bunlar rahatsız oluyor. Gerçek hayatta Fatma Girik, Kadir inanır'dan 4 yaş büyük. Filmde onun annesini oynuyor. Biçimle onu ikna edici kılmam gerekiyor ama bu durumda işim zor. Fatma Girik'in beyaz yaldızla saçını boyaması onu yaşlandırmıyor ama onda bir inat başladı "illa böyle yaşlanacağım" diye. Sette makyajcı da yok. Bu sefer Fatma Girik'e kırık ışıklar yapmaya çalıştım. Işıkları kontrol etseydim görüntüyü estetize ederdim. O zaman annesi değil karısı rolünde olurdu. Arayı açmak için ışığı o şekilde kullanıyordum sonra Şerif Gören geldi ve bana Fatma Girik'in benden şikayetçi olduğunu söyledi.
Sayfa 95 - yılanların öcü filmi·Kitabı okudu
Politik görüşü neydi Filiz Akın'ın? Fatma Girik ve Türkan Şoray solcuydu; sendika hareketlerinin içindeydiler, mitinglere katıldılar. Örneğin sansüre karşı 5-7 Kasım 1977'de İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüşleri unutulabilir mi? Fatma Girik okudu Sinemacılar Andı'nı: "Biz Türkiye sinema emekçileri, siz yüce halkımızın onuruna yakışan filmler yapabilmek için yollara düştük. Sizin dertlerinizi dile getiren filmler yapabilmek için yollara düştük. Bugüne kadar bu yoldaki tüm çabalarımızı engelleyen çağdışı sansürün ve her türlü baskının kaldırılması için yollara düştük."
Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Bugünkü Türkiye'ye tercüme edersen, nedir 'haddini bilmezlik' biliyor musun? 'Haddini bilmezlik' rasyonel, akılcı otoritenin kaybıdır. Şimdi, bak, insanın insanı kullandığı yerde, öğretmen-öğrenci, eski deyimiyle şakirt-mürşid arasındaki rasyonel otorite yok oluyor. Kimse karşısındakinin kendisinden daha bilgili, daha üstün olabileceğini kabullenmiyor. Herkesin kendisini her mevkiye layık gördüğü, herkesin 'en iyi yeri kapmak' için savaşta olduğu bir ortam oluşuyor ki, Beşiktaş Belediye Meclisine tombalacıyı üye yapan anlayış da budur, efendim, Fatma Girik'i Şişli'ye layık gören cüret de budur, 'k'yi, 'g' okuyanın TRT spikerliğine soyunması da budur! Bize her gün her saat 'bu mevkiye getire getire bunu mu getirmişler!' dedirten, benim makûs seçim dediğim şey budur. Hatta şunu da söyleyeyim, Türklerin kitap okumamasının nedeni de budur! Kimsenin kimseden öğreneceği bir şey yok! Anlıyor musun? Bu ülkede herkes herkesten daha akıllı olduğu için her şeye her an yeniden başlanır.
Sayfa 357 - boyut yayınevi, beşinci baskı, ekim 1993
30 yıl önce Fatma Girik gibi, laik, özgürlükçü, eşitlikçi, insan haklarında rol model sanatçımızı belediye başkanı seçen, Tayyip Erdoğan'a ilçe belediyesi bile teslim etmeyen Türkiye ... 30 yıl sonra, nasıl oldu da, sanatçıların dilinin koparıldığı, tarikatların cirit attığı, İstanbul Sözleşmesi'nin yakıldığı, özgürlüklerin yok edildiği, insan haklarında inim inim inleyen "tek adam" rejimine savruldu? Bu senaryoyu kim yazdı?
Vay Fikret abi! Yeşilçam bestisin, mübarek. :)))
Fikret öyle böyle bir Fikret değildi zira, Yeşilçam karmasıydı adeta, Tarık Akan'ın boyunu, Kadir İnanır'ın yüzünü, Ekrem Bora 'nın saçlarını, Türkan Şoray' ın kirpiklerini, Fatma Girik'in gözlerini, Ediz Hun'un tenini, Fikret Hakan 'ın da adını al, al sana Fikret Çaylıyayla...