Fatmanur

Fatmanur
@fatmanuroksuz
Bugün kendime kattığım bilgilerle, deneyimlerle yoluma ışık tutuyorum. Yarın aydınlattığım geleceğimde bugünkü çabamı unutmayacağım. instagram.com/cleo_fatma?igsh...
"Her Şeye Kadir Olan Tanrım, Seninle konuştuğum için yüreğim kalbimden fırlayacak gibi, fakat Senin korkunla bedenimde sarsılan, çırpınan kalbi yaratan yüreğimdeki korkularımı dualarımda dile getiren bu dudaklarımı yaratan Sen değil misin? Senden korkuyorum ve Sana olan korkumdan sevgine sığınıyorum, çocuklarım için endişeleniyorum, değersiz sözcüklerimle sonsuzluğuna sığınıyorum. Beni ne akıllı yarattın ne de kurnaz, bu nedenle bilmiyorum nasıl yatıştırabilirim öfkeni, kendimden bahsetmek dışında, bir zamanlar öfkemi nasıl dindirdiğimi anlatmam dışında. Söz daha ağzımdan cıkmadan ne diyeceğimi bildiğini biliyorum, kullarının söyleyeceği her sözcüğü daha ses olup dudaklarından dökülmeden bilirsin Sen, her eylemi biz fani kullarının elinden çıkmadan önce bilirsin Sen. Fakat yine de yalvarırım sana, bu günahkâr kulunun hatırına dinle söyleyeceklerimi sabırla." Bunları söyledikten sonra Rahel başını eğdi. Fakat Tanrı yine de diz çökmüş ve başını eğmiş Rahel'in ağladığını gördü. Acı içindeki kadını dinleyebilmek için öfkesine an ara verdi. Fakat Tanrı'nın dinlemesiyle gökteki her yer boşlukla kaplandı ve zaman öldü. Hiçbir rüzgâr esmeye cesaret edemiyordu, şimşek saklanıyor, sürüngenler sürünmüyor, kanatlılar uçmuyor, hiçbir ağızdan nefes çıkmıyordu. Saatler susmuştu ve Keruvlar bekliyordu. Çünkü Tanrı'nın dinlemesiyle tüm yaşamlar nefes almayı bırakmış, gökyüzünde gürültü kesilmişti; Güneş bile dönmüyordu, Ay dinleniyordu, tüm akıntılar onun varlığı karşısında sessizliğe bürünmüştü.
Sayfa 4·Kitabı okudu
1000k
Fatmanur
Çok aşağılarda, yeryüzünde insanlar Rahel'in kendileri lehine konuştuklarından habersiz, Tannr'nın onu dinlediğinden habersiz korkudan sinmişlerdi. Çünkü ilahi konularda o kadar bilgisizlerdi ki gökte neler olduğunu tahmin bile edemezlerdi. Gördükleri tek şey, başlarının üzerindeki firtınanın dindiğiydi. Fakat umutla başlarını göğe çevirdiklerinde bulutların bir tabutun kapağı gibi simsiyah olduğunu gördüler, karanlık da tehdidini hâlâ sürdürüyordu. İşte o anda yine çok korktular ve sessizlik ölü bedeni saran bir kefen misali buz gibi sardı etraflarını.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Siddhartha, içinde bir hoşnutsuzluk beslemeye başlamıştı. Ve hissetmeye başlamıştı ki, babasının sevgisi, annesinin sevgisi, ayrıca dostu Govinda'nın sevgisi onu her zaman mutlu kılamayacaktı, açlığını gideremeyecek, karnını doyuramayacak, ona yetmeyecekti. Saygıdeğer babası ve öbür öğretmenleri, bilge Brahmanlar bilgeliklerinin en büyük ve önemli kısmını kendisine sunmuş, kendi feyizlerini onun beklenti içindeki testisine akıtmışlardı ama Siddhartha testinin bir türlü dolmadığını, aklının bu kadarla yetinmek istemediğini, ruhunun dinginliğe kavuşup gönlündeki açlık ve susuzluğun giderilemediğini sezmeye başlamıştı. Kutsal suyla yıkanmak iyi, güzeldi ama suydu yıkanılan nihayet ve su günahlardan arındırmıyordu, manevi susuzluğu dindirmiyor, yürekteki sıkıntıyı silip atamıyordu.
1000k
Fatmanur
Tanrılara sunulan sungulara ve yalvarıp yakarmalara söz yoktu, ama bu kadarcık mıydi hepsi? Sungular mutluluk getiriyor muydu? Sonra, bu Tanrılarda durum nasıldı? Gerçekten Prajapati mi yaratmıştı dünyayı? Atman değil miydi yaratan, Atman, o, biricik varlık, evrende tek varlık? Tanrıları da birer yaratık değil miydi, benim ve senin gibi yaratılmış, zamana bağımlı, ölümlü yaratıklar?
Hoşnutsuzluğumuzun nedeni, isteklerimizin katsayısını daha yukarı çıkarma yönündeki çabalarımızı, bunu engelleyen öteki katsayının sabitliğine karşın sürekli yinelememizdir. İnsan gibi, böylesine yoksul ve gereksinimlerden oluşan bir tür içinde, zenginliğe başka her şeyden daha çok ve daha samimi bir biçimde saygı gösterilmesine ve hatta tapınılmasına ve iktidarın yalnızca bir zenginlik aracı oluşuna şaşmamak gerekir; yine mülk edinme amacıyla, felsefe profesörlerinin felsefeye yaptıkları gibi, başka her şeyin bir kenara firlatılmasına ya da altüst edilmesine de şaşmamak gerekir. İnsanların arzularının esas olarak paraya yönelik olması ve parayı her şeyin üstünde seviyor oluşları, onlara sık sık bir suçlama olarak yöneltilir. Ne ki, yorulmak bilmez bir Proteus olarak, böylesine değişken olan arzularımızın ve çok çeşitli gereksinimlerimizin o anki nesnesine dönüşmeye her an hazır olan bir şeyi sevmek doğal ve hatta kaçınılmazdır.
Alıntı
Fatmanur
Proteus: kılık değiştirme becerisine sahip, yaşlı ve akıllı bir deniz tanrısı.
7/10
·160 syf.··
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2022 13:02
Bu kitapta, bende en çok etki yaratan bir alıntıyla başlayacağım. Alçak ruhlu insanlar, büyük insanların varlığına inanmazlar: Aşağılık köleler, özgürlük sözcüğünü alaycı alaycı gülerler. Peki biz bu aşağılık insanlardan biri miyiz? Sonuçta insan özünde aşağılanmayı, kralcılığı, sürekli olarak dünyevi bir şeye tapınma eylemini bir türlü bırakamıyor. Buna içgüdüsel demek yanlış bir düşünce! Zira sağlıklı insan içgüdülerinin özünde kendini daha yükseğe çıkarmaya ve içinde bulunduğu koloniyi de en iyisi yapmaya eğilimlidir. Peki biz o zaman neden kendini bir krala şartlayan ona tapan ve onun için her şeyi yapan toplumlara şahit olduk? Bu çok hayvansal bir özellik. Gerçekten insan aklıyla düşündüğünde kralcılığın tamamen mantıksız ve kırıcı olduğunun farkına varırdı. Akıl insana özgü bir durum. Peki bundan bağımsız başka bir soru sormak istiyorum. Neden biz insanlar nereden geldiğimizi bir Tanrıya atfetmeden düşünemiyoruz? Neden savaşlarda bir kahramanın çıkmasını bekliyoruz? Üst insandan bahsediyoruz ve bu insanın bizden üstün olduğunu düşünüp ona taparcasına itaat etmeye başlıyoruz. Bizim aklımız yok mu? Biz de kendimizi bir üst insan yapamaz mıyız? Kendimizi geliştiremeyecek kadar mı evrimleşemedik? Tanrı bizi yarattı diyenler Tanrının bizi insan olarak yarattığını kabul ettiklerinde, yaratılan aklı kullanmayı neden reddediyorlar? Neden dünya üzerinde kralcılık oynanmasına ve onlar için savaşılmasına müsaade ediyoruz. Bugün Ukrayna'da yaşanan savaşta ülkelerden çok o ülkelerdeki para babalarının çıkarları olduğunu biliyoruz. Yine de masum insanların ölmesine şahit olduk. Hiç kimse bir şey yapamadı (yapmadı). Neden PKK gibi terörizm örgütleri ve Feto gibi tarikatlara inanıp kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz? İnsanoğlu özgür yaratıldığı halde neden kendini
Düşünce
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Oscar Yayınları · 201917,9bin okunma
Fatmanur isimli okura yanıt verildi
Fatmanur
Öyle öyle genelde iyi yayınlar çok iyi kitaplar seçtik ama araya böylesi de karıştı
7/10
·160 syf.··
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2022 13:02
Bu kitapta, bende en çok etki yaratan bir alıntıyla başlayacağım. Alçak ruhlu insanlar, büyük insanların varlığına inanmazlar: Aşağılık köleler, özgürlük sözcüğünü alaycı alaycı gülerler. Peki biz bu aşağılık insanlardan biri miyiz? Sonuçta insan özünde aşağılanmayı, kralcılığı, sürekli olarak dünyevi bir şeye tapınma eylemini bir türlü bırakamıyor. Buna içgüdüsel demek yanlış bir düşünce! Zira sağlıklı insan içgüdülerinin özünde kendini daha yükseğe çıkarmaya ve içinde bulunduğu koloniyi de en iyisi yapmaya eğilimlidir. Peki biz o zaman neden kendini bir krala şartlayan ona tapan ve onun için her şeyi yapan toplumlara şahit olduk? Bu çok hayvansal bir özellik. Gerçekten insan aklıyla düşündüğünde kralcılığın tamamen mantıksız ve kırıcı olduğunun farkına varırdı. Akıl insana özgü bir durum. Peki bundan bağımsız başka bir soru sormak istiyorum. Neden biz insanlar nereden geldiğimizi bir Tanrıya atfetmeden düşünemiyoruz? Neden savaşlarda bir kahramanın çıkmasını bekliyoruz? Üst insandan bahsediyoruz ve bu insanın bizden üstün olduğunu düşünüp ona taparcasına itaat etmeye başlıyoruz. Bizim aklımız yok mu? Biz de kendimizi bir üst insan yapamaz mıyız? Kendimizi geliştiremeyecek kadar mı evrimleşemedik? Tanrı bizi yarattı diyenler Tanrının bizi insan olarak yarattığını kabul ettiklerinde, yaratılan aklı kullanmayı neden reddediyorlar? Neden dünya üzerinde kralcılık oynanmasına ve onlar için savaşılmasına müsaade ediyoruz. Bugün Ukrayna'da yaşanan savaşta ülkelerden çok o ülkelerdeki para babalarının çıkarları olduğunu biliyoruz. Yine de masum insanların ölmesine şahit olduk. Hiç kimse bir şey yapamadı (yapmadı). Neden PKK gibi terörizm örgütleri ve Feto gibi tarikatlara inanıp kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz? İnsanoğlu özgür yaratıldığı halde neden kendini
Düşünce
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Oscar Yayınları · 201917,9bin okunma
Fatmanur
Merhaba dostum. İyiyim, sen nasılsın? Yayınevini ben pek yorumlamak istemiyorum çünkü pek sevmedim. Okurken çok fazla yazım hatasına rastladım ve bazı yerlerde hiç anlayamadım. Yazım hatası çok fazlaydı ve devrik cümleler, cümle ortasında büyük harfle başlamak yani diyebilirsin abartma ama hani bir kitap çevirisi bence bu kadar batmamalı. Kitabın kendisi gerçekten mutlaka alınıp okunması gereken bir kitap ancak ben yazarın ilk defa bir kitabını alıp okudum. Yazar hakkında ve dönem hakkında bilgi sahibi değilim o yüzden kitap okumadan yorum yapmamalı diye düşünüyorum. Bana eksik bulduğun yerleri tek tek söyledin. İnan gerçekten sacmalamayacak olsam bir iki bir şey yazardım ama bana anlamsız geldi. Çok çok teşekkür ederim seviliyorsun abicim.😌