Yalnızca yaşamın gizi ölümde değil, ışığın gizi de karanlıkta, iyinin gizi kötülükte, doğrunun gizi yanlışlıkta, evetin gizi hayırdadır! Bu yüzden yaşamak isteyen her Faust, yaşamı, tıpkı bir sevgiliyi kucaklar gibi, onun her şeyini duyumsamak, her yanını kucaklamak, her şeyin tadına varmak isteyen her tutkulu ölmeye hazırlanmalı, kendini ölümün içine koymalıdır. Bir an yoğun bir biçimde yaşamayı başarabilirsek, yaşam ağır bir ölümdür, her kösnü, bu uzun can çekişin onca sıçrayışından, ölüm hırıltısından biridir yalnızca.
Her şey nasıl da örüyor Bütün'ü,
Can buluyor ve yaşıyor biri diğerinde!
Nasıl da yükselip alçalıyor göğün güçleri,
Birbirine uzatıyor altın kovaları!
Bereket kokulu kanatlarla
Gökyüzünden süzülürken dünyaya
Çınlatıyorlar ahenkleriyle tüm kainatı!
Ne temaşa ama! Ah, fakat sadece bir temaşa!
Nerenden yakalarım seni, engin tabiat?
Bağrını nereden? Sen ki kaynağısın her hayatın,
Yerin göğün tutunduğu
Yorgun yüreğin sokulduğu -
Fışkırıyor, içiriyorsun, bense böyle açlık çekiyorum?
Umudum, ruhun gücünden ve dilinden,
Bazı sırlarını öğrenmek hayatın.
O zaman kurtulurum eziyetinden
Bilmediğim şeyleri söylemenin;
İdrak ederim esasen dünyayı
Neyin bir arada tuttuğunu.
Görürüm tüm etki gücünü ve tohumunu,
Laf ebeliğiyle de artık uğraşmam.
Çektiğim eziyeti, ey parlak dolunay,
Keşke son kez görüyor olsan,