9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 517. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 20:50
Ahmed Hilmi, “Okuyucularla Bir Hasbihal” başlıklı takdim yazısında “Fena bir şiiri okuyan bir adam, biraz vakit kaybetmiş olmaktan başka bir zarar görmeyebilir, lakin yanlış ve mûzır bir ahlâkî ve felsefî düstûru okuyup da hakikat diye kabul eden bir adam, olabilir ki saadetini ve belki maîşet zevkini ve hatta hayatını zehirler.” dedikten sonra bu eseri meydana getiren temel düşünceyi ise şöyle açıklıyor: “Medeniyeti taklidî bir surette almanın zararlarına doğrudan doğruya maruz olan vatanın gençleridir. Hem de yalnız yüksek tahsil ve lise tahsili gören ve görmek isteyenleri değil, sirâyet etme ve umuma yayılma suretiyle bütün vatan gençleridir… Bu milleti Avrupa’dan körü körüne ve en âdileri arasından eğreti olarak alınan beş on felsefî düstur ile diğer bir kalıba şekillendirmeye kalkışmak... Şekli itibarıyla kahkahalarla gülünecek fakat öldürücü ve vahim neticeleri itibarıyla ağlanacak bir hâlettir. Zaten böyle câhilâne bir emelin, velev ki, saf bir niyetle olsun, hiçbir iyi ve güzel netice veremeyeceğini tecrübeyle görüp anlamayan kalmadı…” Filibeli Ahmed Hilmi eseri üç maksadı ihtiva edecek tarzda tasnif ettiğini söyler. Buna göre, eser ilk olarak “Vâcibü’l Vücûd-ı nâ-mütenâhîyi” ispat maksadıyla yazılmıştır. İkinci olarak eser “felsefe-i mâ bâde’t tabîiye-metafizik/fizikötesi felsefe” kitabı vazifesini görecektir.Üçüncü olarak da bu eser, “materyalizm mesleğine ve küfür meşrebine sâlik olanların göstermek istedikleri delillerin ve sebeplerin fennen ve hikmeten kıymet ve keyfiyetini apaçık bir suretle muhâkeme ve tenkit imkânını” verecektir. Bunu yaparken mevcut fenlerin son fikirleri ve bunlardan sahîh surette çıkabilen neticeler, bu neticeleri kendisine meslek edinenlerin haksız fikirleri, “sırf fen ve hakikat namına ve medeniyet âleminin en büyük ulemâsının
Allah’ı İnkâr Mümkün müdür?Filibeli Ahmed Hilmi · Büyüyenay Yayınları · 201980 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 6. kitabı
Felsefe, ilahiyat ve kelam terminolojisine hakim olmaksızın anlamakta çok zorlanacağınız bir içerik olmuş. Evrim konusunda çok bir şey söylediğini düşünmüyorum. Benim anlayabildiğim kadarıyla evrim ve varlık konusunun İslam Felsefesi ve kelamı açısından imkanı üzerine yazılmış bir eser.
Evrim RisalesiÖmer Türker · Ketebe Yayınevi · 096 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·172 syf.··
2026 14. kitabı
Hay bin Yakzan İbn Sînâ (Avicenna)Hay bin Yakzan, büyük İslam filozofu, hekimi ve âlimi Ebû Ali el-Hüseyn b. Abdillâh b. Sînâ’nın (ö. 428/1037) kaleme aldığı, alegorik ve sembolik nitelikteki kısa risâlelerinden biridir. Bu eser, yazarın “meşrikî hikmet” (işrâkî felsefe / doğu hikmeti) anlayışını yansıtan üçlü bir seri içinde yer alır; diğer iki metin Risâletü’t-Tayr (Kuş Risâlesi) ve Selmân ve Absâl’dir. Hay bin Yakzan, İbn Sînâ’nın felsefî sisteminin mistik ve sezgisel boyutunu sembolik bir anlatım yoluyla ortaya koyduğu en önemli metinlerden biri kabul edilir. Eserin yapısı, bir yolculuk ve rehberlik alegorisi üzerine kuruludur. Anlatıcı, uykudan uyanır ve karşısına “Hay bin Yakzan” adlı nurânî, genç ve güzel bir zat çıkar. Bu zat, “Uyanık oğlu Diri” anlamına gelen ismiyle, insan nefsinin uyanışını ve hakikate yönelişini temsil eder. Hay bin Yakzan, anlatıcıyı (insan ruhunu sembolize eden) doğudan batıya doğru bir yolculuğa çıkarır. Yolculuk sırasında çeşitli coğrafî ve metafizik bölgelerden geçilir: Batı ülkeleri (maddî âlem, duyusal dünya ve gaflet), Karanlık ve sisli bölgeler (nefsânî arzular, cehalet ve şehvetler), Aydınlık ve nurânî sahneler (aklî âlem, melekût âlemi), Nihayet “Fa‘âl Akıl” (etkin akıl / active intellect) ile irtibat kurulan en yüksek mertebe. Bu yolculuk, İbn Sînâ’nın epistemolojisinde merkezi yere sahip olan “etkin akıl” (el-akl el-fa‘âl) kavramını merkeze alır. Etkin akıl, insan aklının soyutlama ve kavrayış yeteneğini aydınlatan ilâhî menşeli bir cevherdir. Hay bin Yakzan’ın rehberliği, nefsin bu etkin akılla birleşme (ittisâl) sürecini sembolize eder. Yolculuk esnasında karşılaşılan engeller (dağlar, nehirler, karanlık vadiler), nefsin arınma aşamalarını; ulaşılan nurânî zirveler ise mistik sezgi (hads) ve vahdet-i vücûd’a yakın bir idrak
1000Kitap
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
Çocuk felsefesi alanında benim bildiğim tek yazar rahmetli. Dünyaya bakış açısı çok farklı olan bir adam. Tam bir sanatçı gibi olan biteni derinlemesine hisseden farklı ve sade cümlelerle okuyucuya yansıtan bir kişilik. Bir şizofreni dünyaya nasıl bakar, olan biteni nasıl algılar çok iyi yansıtmış. Sade, anlaşılır, düşündürücü, okurun da yorum katabileceği cümleler ve harika çizimler. Bu kitap bir kaç aydır başucu kitabım. Çocuk kitapları fuarından almıştım ama hakkında yazmak yeni nasip oldu. Muhakkak okuyun.
Felsefe
Şizofreni RisalesiMevlâna İdris · Başka Kafa Yayınları · 2019114 okunma
Stoacıların Başucu Kitabı..
8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 20:42
"Bedenin bu hayatta direnirken, ruhunun pes etmesi yüz kızartıcıdır." Sy 58 Roma'nın beş iyi imparatorundan birisi olan Marcus Aurelius'un "Kendime Düşünceler" (Meditations) kitabı, Roma İmparatoru'nun kendi kendine yazdığı notlardan oluşan eşsiz bir eserdir. Bir felsefe risalesi veya başkalarına hitaben yazılmış bir öğüt kitabı olmaktan ziyade, Aurelius'un kişisel düşüncelerini, gözlemlerini ve Stoacı felsefenin prensiplerini kendi yaşamına nasıl uyguladığına dair derinlemesine bir içsel yolculuğun kaydıdır. Kitap, imparatorun savaş meydanlarında ve seferler sırasında kaleme aldığı düşünülen, bölümler halinde düzenlenmiş kısa pasajlardan oluşuyor. Kitabın temelinde, dış koşullardan bağımsız olarak içsel huzura ve dinginliğe ulaşma çabası yatar. Aurelius, gerçek mutluluğun ve iyi bir yaşamın dış etkenlere değil, kişinin kendi karakterine, düşüncelerine ve eylemlerine bağlı olduğuna vurgu yapar. Bilgelik, adalet, cesaret ve ölçülülük gibi Stoacı erdemlerin peşinden gitmenin önemini sık sık hatırlatıyor. "İçini kaz. İyinin kaynağı içindedir ve sen kazdıkça fışkırmaya hazırdır." Sy 73 Velhasıl kelam Kendime Düşünceler kitabı spesifik olarak bakılırsa bir imparatorun kişisel felsefe günlüğüdür. Stoacı öğretileri kendi iç dünyasında sindirme ve yaşamın zorlukları karşısında bilgece ve erdemli bir duruş sergileme çabasını yansıtır. Dış dünyaya değil, kendi içsel dünyasına odaklanarak huzuru bulma, hayatın geçiciliğini kabul etme ve rasyonel düşünceyle hareket etme konularında yol gösterici ve benim de başucu kitaplarımdan birisi olmuştur her zaman. En beğendiğim alıntı da şuydu; "Lambanın ışığı sönünceye kadar etrafını aydınlatır ve parlaklığını yitirmez. İçindeki adalet, gerçek ve ihtiyat sen ölmeden evvel neden sönsün?" Sy 128
Felsefe
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Muazzam
9/10
·56 syf.·
2025 49. kitabı
İmam Gazali’nin bu eseri, felsefe bilimlerinin, özellikle varlık felsefesinin temelini oluşturan sorunun yanıtını arayan risalesi diyebiliriz. İnsan Nasıl İnsan Oldu? sorusunu insanın yaratılması ve evrenin var oluşu ile bütünleştiren bir bakışla, Kur’an’da Hicr Suresi 15:29’da geçen “Ona ruhumdan üfledim” ayeti hasebiyle nefh ve tesviye kavramları üzerinde duruyor. "İnsan nasıl var oldu?" sorusuna kısa ama yoğun ve etkili bir yanıt sunmuş her zamanki gibi. Kitap boyuncaİmam Gazali Hicr suresinin ilgili ayeti de dahil 7 soruya yanıt veriyor. Bu sorular, kişinin varlığını anlaması noktasında çok isabetli, aklı son derece mutmain eden yanıtları ile kıymetli bir vesileye dönüşüyor. Soru cevap şeklinde ilerleyen, sayfa sayısına nazaran derin olan; fakat soyut düşünme odaklı olması sebebiyle hızlı okumaya elverişli olmayan bir eser. Fakat yine o konunun özüne tam olarak isabet etmiş yorumları ile İslam’a yaklaşımda bir nevi ölçüt gibi olduğunu her bir satırında hissettiriyor. Kitaptan aldığım notlar ve ilk defa rastladığım detayların küçük bir kısmını kısaca aktarayım. Kitabın temelinde ruh kavramı, nasıl yaratıldığı yaklaşımı işleniyor. Ruhun ne akıl ne kalp olduğunu ifade ediyor Gazzali. Allah’ın “Ona ruhumdan üfledim” demesiyle, insana ruh bahşetmesinin Allah’tan bir cüz, yani bir parça olarak düşünülmemesi; bunun sadece Allah’a “benzerlik” açısından anlamlandırılması gerektiğini savunuyor. İlgili benzerlik zata, sıfatlara ve fiillere ilişkindir (s.40). Bu noktada Gazzali bizi hulûl (parça-bütün) düşüncesi kavramıyla tanıştırıyor. Bu düşünceye göre Tanrı’nın yansısı olan kâmil insanla Allah arasında bir tür parça-bütün ilişkisi söz konusudur ve yansı, yansıyanın bir parçası ve uzantısıdır. Bu bakış açısının Allah’ın mutlak ve aşkın varlığıyla bağdaşması son derece güçtür(s.28). Bu yüzden
Din İslam
İnsan Nasıl İnsan Oldu?İmam Gazali · Ketebe Yayınları · 2023463 okunma