CELÂL TECELLİSİNDE NEFSİN PAYI YOKTUR...
(...) Celâl tecellisinde nefsin payı olmaması, nefsin, her ne gaye uğruna olursa olsun, belâdan, ezâdan ve mahrumluktan hoşlanmamasından olsa gerektir. Ama bu yolun sahte serüvencileri de yok değildir. Eski Stoacılar, “cevr ve cefâya tahammül”ün felsefesini geliştirmişlerdi. Yine Hind’de ve başka yerlerde bunun misâlleri vardır. Günümüzde nefsine ezâ ettirmekten hoşlanan “mazoşist” ve başkasına ezâ etmekten hoşlanan “sadist” tiplemeleri ve anlayışları bilinmektedir. Ama bunlar, felsefeli hâliyle de, felsefesiz hâliyle de tasavvufun haricindedir. Çünkü bu türlü nefse ezâ, Şeriatin kabul edebileceği bir şey olmadığından, altından yine nefsin, bir başka sûrette hortlayacağı açıktır.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Halil Naşid imzasıyla), Tasavvuf Yoluna Dair Deneme
Akademya Yazıları
Bilimli Felsefeli Edebiyat
“Bilim ve felsefeyle kardeşçe bir birliktelik içerisinde ilerlemeyi reddeden bir edebiyatın, öldürücü ve kendi varlığına kast eden bir edebiyat olduğunun anlaşılacağı günler, uzak değil.” Baudelaire.
Sayfa 137 - YKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oblomov:(
Başarılı bir hayatı anlamsız ve yorucu bulan Oblomov için tembellik geçici bir ruh hali değil, bir yaşam biçimidir. O alelade bir aylak değildir, felsefeli bir tembeldir! Hiçbir şey yapmamasının nedeni düşüncesizliği değil, tam tersine aşırı düşünmesidir. Çok "düşüncel bir kaybedendir ! Aslına bakarsanız
H.G Wells:
"İnsanın henüz yaktığı bir kibrittir bilim. İnsan kendisini bir odada sanıyordu -tapınma anlarında bir tapınakta- ve yansıyan ışığının, üstünde muhteşem sırların yazılı olduğu duvarları, uyumlu biçimde felsefeli sistemlerin kazındığı sütunları ortaya çıkaracağını düşünüyordu. İlk heyecan geçtikten sonra, ateş apaçık yanarken sadece ellerini, kendini ve üstünde durduğu bölgeyi görmek, çevresinde insan rahatlığı ve güzelliğiyle karşılaşmayı beklerken yine karanlığı görmek... tuhaf bir his."
Sayfa 222·Kitabı okudu
Cemil Meriç'in deyişiyle "uyku ile uyuşukluk arasında raks eden" bir hayat yaşayan Oblomov, kendine söz geçiremeyen, içindeki tembelliğe yenilmiş bir insan olarak görülebilir. Oysa o bundan daha fazlasıdır! Oblomov, felsefeli bir tembeldir! Hiçbir şey yapmamasının nedeni düşüncesizce bir "serserilik" değil, aksine aşırı derecede düşünmesidir.
İhtiyacımız olan, teknolojiyi terk etmek değil felsefeli ve ölçülü kullanmak. İyi alışkanlıkları pekiştirerek hayallerimizi gerçekleştirmek, ideal kendimize ulaşmak, başkalarının hayatlarını adım adım takip etmekten daha değerli değil mi?
Sayfa 155·Kitabı okudu