(...) Celâl tecellisinde nefsin payı olmaması, nefsin, her ne gaye uğruna olursa olsun, belâdan, ezâdan ve mahrumluktan hoşlanmamasından olsa gerektir. Ama bu yolun sahte serüvencileri de yok değildir. Eski Stoacılar, “cevr ve cefâya tahammül”ün felsefesini geliştirmişlerdi. Yine Hind’de ve başka yerlerde bunun misâlleri vardır. Günümüzde nefsine ezâ ettirmekten hoşlanan “mazoşist” ve başkasına ezâ etmekten hoşlanan “sadist” tiplemeleri ve anlayışları bilinmektedir. Ama bunlar, felsefeli hâliyle de, felsefesiz hâliyle de tasavvufun haricindedir. Çünkü bu türlü nefse ezâ, Şeriatin kabul edebileceği bir şey olmadığından, altından yine nefsin, bir başka sûrette hortlayacağı açıktır.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Halil Naşid imzasıyla), Tasavvuf Yoluna Dair Deneme