Beden arzuları kontrol ediyordu, arzular da iradeyi. Geri kalan her şey sadece kuru gürültüydü; bilinci kandırıp, bir köleden farklı olduğuna inandıran olgu belliydi.
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarihi tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?
Herşey, var olan herşey, her düşünce, birbirine karşıt iki şeyin birleşimiydi. Varolmak demek, iki karşıt şey olmak demekti, bişeyin karşıtı da olması demekti: Olumlu-olumsuz, ak-kara, tez-antitez... Karşıtlar sürekli savaşım içinde yok olurken yeni bir birleşim çıkıyordu ortaya. Her yeni bileşim de, kendi karşıtının tohumunu içinde taşıyordu. İşte varlık buydu, doğa buydu, tarih buydu...