Leylan

Leylan
@feridelyl
Dilê we yê germ, rûyê we li ken bû...
Art History
Lisans
18 Mayıs
10 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
@feridelyl·
·
sabitlendi
Düştüğümüz yerden tanırsın bizi...
Gümbürdüyor yerin altı, sarsılıyor gök kuleler Özgürlüğe gebe toprak, doğuracak bizi yeniden Ellerim ceplerimde, adımlarım minnetsiz Gamsız yürüyorum mezar diplerinden Ölülerimize yeminimiz var, dirilerimize müjdemiz Üşüyen çocuklar güneşten emsin, öksüz kalmış aşıklar kavuşsun, Alın terine sevda karışsın diyedir kavgamız Bir madalya takılmayacak göğsümüze Olsa olsa yağlı bir ilmek boynumuza Belki kör bir kurşun sırtımıza Ne adımız vardı bizim ne pasaportumuz Düştüğümüz yerden tanırsın bizi Kır çiçekleri biter toprağımızda Ya da bir gelincik bütün kızıllığıyla Zulme isyan etmiş toprağın çocuklarıyız biz Geliyoruz olağanca heybetiyle Az kaldı bak, Gümbürdüyor yerin altı Sarsılıyor gök kuleler Özgürlüğe gebe toprak doğuracak bizi yeniden…” Selahattin Demirtaş
Şiir
Reklam
Seninle ben birbirimizi unutsak dahi aslında hiç unutmayacağız. Aramızda bir şey kalmasa bile hep bir şeyler kalacak.. Bir gün öldüğümde, bir yanım hep senin içinde yaşayacak. Ama hiçbir sokakta karşılaşmayacağız. Sen ve ben.. Artık birbirimizi hiç görmeyeceğiz. Ya da uzat ellerini, dokun güneşe, yazın kışa soluşunu dindir. Anla, bir ömre sığmaz seni sevmek Anlat, sana kavuşamamanın kaç ölüm ettiğini onlara. Son defadır bazı şeyler, anlayamazsın. Son kez sarılırsın, son kez hoşçakal dersin, son kez sevilirsin, son kez görürsün. Fotoğrafta saçlarını ellerinle tararsın, fotoğrafına saatlerce bakarsın da rastlantılar bile başka sokaklara çıkarır seni, son defa göremezsin. Seni ne kadar özlediğimi söyleme fırsatım olmadı hiç. Akıp giden manasız sesler arasında sesini özledim. Saçının kokusunu ise saçına taktığım çiçeklerin kokusundan daha çok özledim. Seni unutmadım denemedim bile. Ne bugün, ne yarın Ölüme, acıya ve yokluğuna alışmadım.. ... Seni saf bir güzellik için sevmedim, ruhunun ışıltısını, gözlerinin buğusunu, heyecanlanınca ve üzülünce titreyen sesini, o masum çocukluğunu sevdim.
Ayrılık
BIÇAK KEMİKTE
Eti geçti, duydun mu? Bıçak kemikte. Duymadınsa duy artık behey Allah’ın kulu, bıçak kemikte. Duy da silkin n’olursun bu ne biçim uyku bu. Bıçak kemikte Verilmemiş alınmış hep, yük vurulmuş dağlar gibi insanlık bu mu? Çalıyor sömürünün imdat çanları, kımılda da kurtar şu onurunu bıçak kemikte.  Topraksa paylaşılmış kıyılarsa yağmalanmış, umut hacizde, ya bu neyin puştluğu bu sana yokluk sana yasak sana dam insan değil hâşâ bir yağmacı soyu bu, bıçak kemikte. Üretensin yaratansın yürütensin dağları, bakma öyle kilit kilit, duvar duvar. Yetsin artık bu susku bıçak kemikte. Anasın boynun bükük babasın kolun kırık oğullar kan içinde. Kaldır artık başını kalsın benim dâvam dîvana kalsın demiş ozan. O dîvan sensin artık bıçak kemikte... Hasan Hüseyin Korkmazgil
Bu sene öğrendiğim en büyük ders, hiçbir şeyi zorlamamak. Konuşmalar, arkadaşlıklar, ilişkiler, ilgi, sevgi! Zorlama olan her şey, uğruna savaşmaya değmiyor. Akan akıyor. Neyse, o!
Öylesine
Kelimeler… Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”
Edebiyat
Reklam