Puan vermedi·147 syf.··
2026 254. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:12
Kitap güzel başlamıştı samimi diliyle anadoluda bir köyde gezintiye çıkmış gibi hissetmiştim ama birkaç yerde hayal kırıklığı yaşadım. Kitaplık açılışına duanın zararı yoktur derken faydası yoktur ama zararı da olmaz gibisinden bir kinaye hissetmiştim ama tam emin olamamıştım ki köyün imamına ''Allah kazancı mübah saymıştır. Üzümden şarap yapmakla kazancımızı sağlıyoruz. Allah bunu yukarda görüp durur biz işimize bakalım. Bakınız sapla samanı karıştırmayınız Allah Kuranda şarabın sarhoş olup gönül kıracak derecede içilmesini yasaklamıştır. Sağlık için her gün bir bardak şarap içmek faydalıdır.'' şeklinde nasihat verdirince yazar emin oldum. Dini konuya hiç girmeyebilir yazar ama fetva verecek derecede özellikle gençleri ve dini bilinci olmayanları etkileyebilecek dini safsataları kitapta sunmak yakışmaz diye düşünüyorum. Kitabın ana fikri herkes okusun çok doğru ama okuduğu şeyleri de iyi seçmek şartıyla.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Osmanlı hukuk geleneğinde fetva müessesesi, şer‘î hükümlerin toplumsal hayata tatbiki noktasında en kritik mekanizmalardan birini teşkil etmiştir. Bu müessesenin işleyişini, sınırlarını ve müftînin taşıması gereken ahlaki ve ilmi nitelikleri belirleyen "Edebü’l-Müftî" türündeki eserler, Osmanlı hukuk metodolojisinin (usûl-i fıkh) önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda, Mehmet Fikhî el-Aynî’ye atfedilen Risâle fî Edeb’il-Müftî, müftülük makamının sorumluluklarını ve bir müftünün fetva verirken riayet etmesi gereken temel prensipleri ele alan kıymetli bir metindir. Eserde öne çıkan başlıca temalar şunlardır: Müftünün Nitelikleri: Fetva makamında oturan kişinin sahip olması gereken ilmi birikim (içtihat derecesi veya fetvada ehliyet), takva, feraset ve adalet gibi hususlar detaylandırılır. Fetva Verme Adabı: Bir soruna cevap verilirken dikkat edilmesi gereken usul; kaynaklara müracaat biçimi, meselenin vaka ile uyumu ve müftünün kendi görüşü ile nakil arasındaki denge. Sosyal ve Siyasi Sorumluluk: Fetvanın toplum düzeni üzerindeki etkisi ve müftünün, devrin yöneticileri ile halk arasındaki nezih duruşunu korumasına dair ahlaki tavsiyeler. Fetva Kaynaklarının Hiyerarşisi: Hanefi mezhebi içerisinde hangi eserlerin (zâhiru'r-rivâye vb.) fetvaya esas teşkil edeceği ve ihtilaflı meselelerde nasıl bir yol izleneceğine dair teknik bilgiler. Mehmet Fikhî el-Aynî, eserini kaleme alırken yalnızca teorik bir fıkıh kitabı yazmakla yetinmemiş, aynı zamanda dönemin fetva bürokrasisinin ihtiyaç duyduğu pratik bir kılavuz oluşturmayı amaçlamıştır. Risale, şu açılardan büyük önem taşır: Dili ve Üslubu: Müellif, teknik fıkıh terimlerini kullanırken Osmanlı ilmiye sınıfının kullandığı veciz ve ağırbaşlı üslubu başarıyla yansıtır. Uygulamaya Yöneliklik: Eser, sadece "fetva nedir"
Risale Fi Edebil-MüftiEbū’l-Feyż Meḥmed Fıḳhī el-ʿAynī el-Ḥanefî · İsam Yayınları · 20181 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·102 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:45
Gönül bir müftüdür ki istemediği şey için pek kolay fetva vermez... Sevgili arkadaşlar bu akşam #şemsettinsami nin #taaşşukıtalatvefitnat kitabını yorumlayacağım sizlere. Kitap 1872 yılında yayımlanmasına rağmen çevirisini çok güzel bir kişinin yaptığından dolayı bir çırpıda okunacak bir kitap tabii ki dersten alınacak... Tanzimat döneminin sosyal yapısını dönemin en büyük sorunu olan gençlerin birbirini tanımadan evlendirilmesinin yarattığı felaketleri kadınların ev hapsinde tutulması ve eşya gibi satılmasını eleştirmektedir.. Kitaba gelecek olursak Aksaray'da mütevazı ve temiz bir evde 55 yaşlarında nakış isteyen Saliha hanım ile 18-19 yaşlarında elinde kitap olan ancak derin düşüncelere dalmış Talat bey yaşamaktadır . Dadı Talat Bey'in artık büyüdüğünü ve evlenme çağının geldiğini düşünür Saliha hanım oğlunu evlendirmeye ikna etmeye çalışır. Talat bey Rıfat ve Saliha Hanım'ın oğlu terbiyeli akıl ve güzel bir gençtir babası öldükten sonra annesi onu özenle büyütmüştür neşeli ve nazik bir genç olan Talat bey bir süre sonra derin düşünceye dalar yüzü gülmez olur ve zayıflar.. Talat kalemden eve giderken tütüncü Hacı Mustafa'nın dükkanına uğrar fitnatı pencereden görür ilk görüşte hoşlanır ve devamlı Hacı Mustafa'nın dükkanına uğrar Fitnat Hacı Mustafa'nın üvey kızıdır Zekiye hanım Hacı Mustafa'ya varmadan evvel İstanbul'da memuriyette bulunan bir zatla evlenmiş adam birkaç ay sonra vefat etmiş Zekiye hanım hamile kalıp bir kız dünyaya getirmiştir sonra Hacı Mustafa ile evlenmiştir.. Acaba fitnatin hayatı gerçekten boylemidir?? Ali bey oldukça varlıklı ve köşkte cariyeleriyle yaşayan bir adamdır bir gün öfkesine yenik düşerek eşine haksız yere boşar ve hiç uğruna evden kovar.. Evlerine gelen Şerife hanım cariyelerine dikiş nakışı öğretmeye gittiğinde Ali Bey'in bu
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Timaş Yayınları · 038,1bin okunma
10/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Her evde bulunmalı. Her müslüman aklına takılan soruları iyi anlamak için en azından ömründe bir kere okumalı. "Bir Müftünün Kaleminden FETVALAR "Fetva" en kısa ifadeyle, dinî konuda görüş belirtmek olarak tanımlanabilir. İslâm'ın ilk asırlarından beri fetvaya ihtiyaç duyulmuştur. Müctehid ulemâ Kur'an ve Sünnet'te hükmü açıkça ifade edilmemiş meselelerle karşılaştıklarında tüm gayretlerini sarf ederek ictihadda bulunmuş ve meseleleri bir sonuca bağlamışlardır. Böylesine bir gayretin sonucu olan fetvalar, Kur'an ve Sünnet'e uygun olmak ve ümmetin icmasına da muhalif olmamak kaydıyla geçerlilik kazanmışlardır. Muhtelif mecralardan gelen sorulara verdiğimiz cevapları bir araya getirdiği-miz bu eserde yer alan fetvalar, Hanefi mezhebinin görüşleri dikkate alınarak, ayrıntıya girmeden, insanların günlük hayatta karşılaştığı problemlere pratik çözümler sunmak gayesiyle hazırlandı."
Bir Müftünün Kaleminden FetvalarHasan Çınar · Diyanet Vakfı Yayınları · 202223 okunma
Bidayet ve Hidayet ile dolu içerik
10/10
·79 syf.·
2026 16. kitabı
Mart sayısında kapak konusu olarak Büreyde Bin Husayb (r.a.)’i işleyen Yedi Kıta Dergisi, zengin tarihi ve dini içerikleriyle dikkat çekiyor. Ramazan ayının yoğunluğu nedeniyle dergiyi ancak bayram sonrası tamamlayabildim; çok şükür 2 Nisan öncesinde bitirmiş oldum. Dergide öne çıkan konulardan biri, Osmanlı medeniyeti ve ev mimarisi üzerineydi. Osmanlı evlerindeki kapı ve pencerelerin mahremiyet anlayışına göre nasıl tasarlandığı, kapılardaki tokmakların cinsiyeti simgelediği gibi incelikler oldukça ilgi çekiciydi. Ayrıca, Çanakkale Cephesinde askerlerin fetva almış olmasına rağmen Ramazan ayında oruçlarını büyük bir gayretle tuttuğunu anlatan yazı, özellikle ibadet azmi açısından etkileyiciydi. Kapak konusu Büreyde Bin Husayb (r.a.) ise derginin en güçlü bölümlerindendi. Peygamber Efendimiz’le tanışması, İslam’a ilk katılması, ilk sancaktar oluşu ve cennetle müjdelenen sahâbilerden olması detaylı bir şekilde aktarılmış. Rıdvan Biatına katılan ilk sahâbelerden biri olması ve Peygamberimizin yanında uzun yıllar bulunmuş olması, onun ne kadar özel bir sahâbi olduğunu ortaya koyuyor. Huneyn Savaşı ve Mekke’nin fethi sırasında sancaktar olarak görev alması, devlet katipliği yapması ve oğulları üzerinden hadis rivayetlerine katkısı da anlatılmış. Ayrıca, Horasan’da vefat eden son sahâbi olması onu tarih açısından da önemli kılıyor. Dergide beni en çok etkileyen kısım, Peygamber Efendimizin Büreyde Bin Husayb (r.a.)’e öğrettiği dua oldu. Dua şöyle: “Allah’ım ben zayıf ve aciz bir kimseyim, rızanı kazanmam için sen beni kuvvetlendir. Beni perçemimden tutarak iyiliğe götür. Son elimi İslamiyet kıl. Allah’ım ben acizim, sen beni kuvvetlendir. Ben zelil bir kimseyim, sen beni izzetlendir. Ben fakirim, sen beni zenginleştir.” sayısında kapak konusu olarak Büreyde Bin Husayb
Yedikıta Dergisi - Sayı 211 (Mart 2026)Yedikıta Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 202613 okunma
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma