• 1008 syf.
    ·20 günde·Beğendi·8/10
    Dostoyevski'nin son romanı olan Karamazov Kardeşler gerçek anlamda tam bir final niteliginde olan bir baş yapıttır. Muhtemelen üstad insan bir romanda aradığı her şeyi bulabilir mi sorusunu kendisine ve sormuş ve bence ustalık eseri olan Karamazov Kardeşleri yazmaya başlamıştır.
    Roman bir baba üç kardeşten çok daha fazlası var: Din-Bilim çatışması, Doğu-Batı sorunu, Sosyalizm, Feodalizm, Ahlak sorunları, Hukuk, Toplum yapısı, Aile yapısı, Felsefe... Saymak bile mümkün değildir. Ve bunun en güzel yanı da bunları asıl hikayeyi bozmadan karakterler ve diyaloglar içerisinde akıcı bir şekilde gerek alegorik olarak gerek açık bir şekilde okuruna sunmasıdır.
    Karakterlere geçecek olursak, yoğun ve önemli karakter sayısı o kadar çok ve incelemesi o kadar zor ki benim buna ne yetkinliğim ne de zamanım var. O yüzden sadece bazı karakterler hakkında bir kaç kelime yazmak istiyorum.
    İvan, Dimitri ve Aleksey birbirine taban tabana zıt üç kardeş.Herkes bu kardeşler arasında birisini kendisine yakın hisseder. İvan aklın, Dimitri cesaretin, Aleksey ise sevginin temsilcisidir.Dimitri saf, gururlu, delikanlı( Bizdeki anadolu insanını) temsil ediyor. Aleksey gerçekte var olamayacak kadar temiz ve gerçekte olamayacak kadar sevgi dolu bir karakter.Bu karakterlerden İvan kendime en yakın gördüğüm karakterdir. Özellikle Büyük Engizisyon Yargıcı bölümü bu nedenle beni en çok etkileyen kitap bölümleri arasında en üst sıralarda yer edinmiştir.
    Baba Karamazov(Fedor Paylovic) ahlak yoksunu, vurdumduymaz, alkol ve kadın düşkünü, hayatta kendi uzerine yüklenen babalık görevi gibi hiçbir görevi yerine getirmeyen bir karakter olarak çizilmiş. Ve bunun sonucunda böyle bir babanın baş rolü oynadıgı bir ailede ortaya çıkabilecek facialar üzerinde durulmuştur. Avukat Fetyukovic'in savunmasında üzerinde durduğu üzere ben de sormak istiyorum. Bu babanın hiç mi suçu yok ?
    Yekaterina İvanovic Mityaya olan aşkında dolayı tabiri caizse her türlü saçmalığa aşağılanmaya maruz kalmasına rağmen son raddeye kadar aşkından vazgecmeyen ama yeri geldiginde bunun uğruna çok çirkinleşen bir kadın.
    Son olarak Gruşenka'dan bahsetmek istiyorum. Bir çok çevre tarafından bir baba ve ogulun katili olarak görülebilir kendisi, hatta bir ahlak yoksunu, düzenbaz olarak görülebilir. Ama ben kendisini romanda en masum karakterlerden biri olarak görüyorum. Yaşadıklarının, yaşattıkları yargılanmadan önce göz önünde bulundurulmasını istiyorum ki gercekten aşkı bulunca amansızca peşinden gidecek kadar cesur bir kadın kendisi :) .

    Bütün karakterler hakkında bir seyler söylemek isterdim gercekten ama buna ne yetkinliğim ne zamanım var. Ki zaten beni asıl etkileyen hikaye degil kesinlikle. Dostoyevski'nin hikaye ile birlikte hikayenin içinde yaptigi sosyolojik, felsefi, dini, toplumsal tartismalardır beni etkileyen. Kitabı bitirince bunu gercekten hissediyorsunuz ve bir taraf secmek zorunda da degilsiniz. İyi okumalar.... :)
  • Yeryüzünde uzun süre kalmayacağız, bir sürü saçma sapan şey yapıp, abuk sabuk sözler söylüyoruz. Bu nedenle birbirimize iyi bir söz söylemek için bir araya geldiğimiz elverişli fırsatları kaçırmamalıyız.

    /Fetyukoviç/
    Dostoyevski
    Sayfa 1118 - İş Bankası Kültür Yayınları, Cilt II, 1.basım
  • Ancak güç arttıkça beraberinde getirdikleri de korkunçlaşır!

    /Fetyukoviç/
    Dostoyevski
    Sayfa 1110 - İş Bankası Kültür Yayınları, Cilt II, 1.basım
  • Niçin ille de bizim düşündüğümüz, tahmin ettiğimiz gibi gelişmiş olsun olaylar? En dikkatli romancının bile gözünden kaçabilecek binlerce ayrıntısı vardır hayatın.
    Dostoyevski
    Sayfa 746 - Can Yayınları
  • 1025 syf.
    ·18 günde·10/10
    Tanrının varlığı, babalık ve baba katilliğinin işlendiği kitapta Dostoyevski'nin felsefesi olan sevgi, dostluk ve bağlılığın önemi çıkıyor ortaya.. Fyodor Pavloviç Karamazov sorumsuz ve şehvet düşkünü bir babadır. Yaptığı ilk evlilikten, tıpkı babası gibi şehvet düşkünü Dimitri Pavloviç, ikinci evliliğinden iyi eğitim almış nihilist ve aileden kopuk yaşayan ikinci oğul İvan Fyodoroviç ve iyi yürekli hayırlı evlat Aleksey Fyodoroviç dünyaya gelmiştir. Fyodor Pavloviç'in meczup Lizaveta Smerdyaşçaya ile ilişkisinden doğduğu düşünülen, saralı gayrımeşru çocuk Pavel Smerdyakov vardır bir de.. Baba cinayetini hangi oğul veya oğullar işlemiş bunu ne sebeple yapmışlardır, suçlu bulunabilecek mi, Tanrı var mıdır, sorularına cevap veren insana sonsuz inandığı şeyleri bile sorgulatabilen kitabı herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.. İvan ve Alyoşa'nın Tanrı'nın varlığını tartıştığı ve Avukat Fetyukoviç'in Mitya'yı savunduğu kısımlar, İlyuşeçka'nın gururlu duruşu, Kolya'nın yetişkin bir adammışçasına bilge tavırları-ki yanlış hatırlamıyorsam 13-14 yaşlarındadır- beni benden aldı kesinlikle okunması gereken üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap!.
  • 1025 syf.
    ·22 günde·Beğendi·9/10
    Anitk Yunan yazarı Sophokles'in Kral Oedipus adlı bir tragedyası vardır. Hatta bu oyunun Freud tarafından tanımlanmış sendromu bile vardır. Oedipus sonradan annesi olduğunu öğrendiği bir kadınla evlenir, sonradan babası olduğunu öğrendiği bir adamı öldürür. Karamazov Kardeşler'i okurken sıklıkla baba-oğul arasındaki nefreti inceleyen Kral Oedipus sendromu geldi aklıma. Bir kadını paylaşamayan baba ile oğulun arasındaki rekabet...

    Birinci cildini kütüphanede bulamadığım için sadece ikinci cildini okuyabildim ama bu kadarı bile yetti. Yaklaşık 200 sayfa olan mahkeme sahnesini ve 100 sayfayı aşan sorgu sahnesini okuduğunuzda kitabın neden bu kadar kalın olduğunu da anlıyorsunuz.

    Önce kitapta kullanılan üsluptan söz etmek istiyorum. Dostoyevski bu son romanında dönemine göre farklı bir üslup kullanmış. Anlatıcı, her şeyi bildiği halde hiçbir şeyi olduğu gibi açıklamayan, olayları sırası gelince tanrısal bakış açısıyla aktaran, şehirde yaşayan bir vatandaş olarak nakledilmiş. Kahraman bakış açısından büyük bir doğallıkla ve okuyucuya hiç çaktırılmadan tanrısal bakış açısına geçiliyor. Bu da Dostoyevski'nin sadece edebi anlamda değil teknik bağlamda da gayet usta bir yazar olduğunu bizlere gösteriyor. Sevmediğim şey ise bazı aynı sözlerin sürekli olarak tekrarlanması.

    Kitap konu itibariyle üç kardeşin ve muhtemel bir üvey evladın hikayesidir. Fiyodor Pavloviç'in üç oğlu Dimitriy, İvan, Aleksey Karamazov ve evin uşağı Smerdyakov. Kardeşlerden biri birazcık serseri aşık, biri tanrıtanımaz, biri ise papaz. Baba Karamazov en büyük oğlu Dimitriy ile aynı kadına aşık olur ve aralarında amansız bir mücadele başlar. Kitap boyunca da baba ile oğulların ilişkileri ve aralarında tırmanıp giden gerilim, kardeşlerin birbirleriyle dayanışması, kadının paraya, erkeğin kadına olan aşkı ve toplumun tüm bunların hepsine verdiği tepki anlatılmaktadır. Kitabın kendi içindeki felsefesi olay örgüsüne güzelce yedirilmiş, kitap sıkıcılıktan uzak, akıcı bir roman haline getirilmiş.

    Avukat Fetyukoviç'in mahkemede babalar ve oğullarla ilgili konuşması ve en merak ettiğim karakter İvan Karamazov'un içindeki şeytanla konuşması kitabın en sevdiğim ve en ilgimi çeken bölümleri oldu. Bunun dışındaki bölümler de gayet kaliteliydi.

    Kalın ve ağır roman okumayı sevmeyenler sıkılabilir. Yine de ben herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...