Faysal ALTUN

Faysal ALTUN
@feylesof_72
Puan vermedi·268 syf.·
2018 24. kitabı
Cinayeti gördüm. Ama kitapta cinayet işlenmiyor. Kitabın yayınladığı tarih 1940. Büyük Harp'in artçı sarsıntılarının üzerine 1929 büyük buhranının tuz biber olmasıyla dünyanın önemli bir kısmında otoriter, faşist yönetimler birer birer işbaşına geliyor. Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini, Portekiz'de Salazar koşar adım dünyayı bir karabasana sürüklüyor. Derken İspanya'da cumhuriyet kaybediyor, Viva La Muerte. Versay'ın hesabını görmek isteyen Hitler'in tankları önce Avusturya'yı yutuyor, ardından Prag sessizce teslim oluyor. "Hür Dünya" sus pus, Stalin'se çareyi saldırmazlık anlaşması yapmakta buluyor. 1 Eylül 1939 Almanlar Polonya'ya giriyor ve ok artık yaydan çıkıyor, dünya yeniden savaşta. Almanlar çok güçlü, Almanlar makine gibi, Almanlar'ın kazanacağından kimse kuşku duymuyor. Koca bir imparatorluğun yıkıntılarından yeni bir devlet, yeni bir toplum yaratmaya çalışan genç cumhuriyetse düşe kalka yolunda ilerlemektedir. Harf devrimi, şapka inkılabı, kadınlara seçme seçilme hakkı... Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak birincil hedef. Radyoda alafranga, cemiyette Halkevleri işbaşında; yeni bir münevver zümre oluşturulmaya çalışılıyor. Yüzyıllarca tebaa olmaya alışmış halkın tamamında kalıcı bir etki bırakamasa da azımsanmayacak bir kesiminde karşılık buluyor. Kitap okuyan, tiyatroya giden, akşamları balolarda eğlenen, yüzü Batı'ya dönük bir münevver kesim oluşuyor yavaş yavaş. Ama yüzyıllık refleskleri, alışkanlıkları geride bırakmak kolay değil; pek çok şeyiyle hala Doğulu kodlara sahip bu kesim. Batılı'nın oryantalizminden mustarip ama kendi doğusundakine oryantalist bakışlar atmaktan kendini alamıyor. Dedik ya, büyük buhranın yaraları daha sarılmamışken bir de Dünya Savaşı'nın yanı başında buluyor kendini genç cumhuriyet, hem de büyük kurtarıcısını
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
Faysal ALTUN
Çok güzel bir inceleme olmuş. Kaleminize, dimağınıza sağlık. Bütün bir dönemi özet geçmişsiniz resmen. Kitap eleştirisinden çok, dünyayla mukayeseli bir yakın tarih analizi olmuş. Tekrar tebrik ederim. 👏👏👏
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·208 syf.··
2018 14. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2018 10:43
Son zamanlara okuduğum en etkileyici kitap olduğunu söylersem, kesinlikle abartmış olmam. Kitabın türü korku değil; korkuyorsunuz. Kitabın türü dram değil; ağlıyorsunuz. Kitabı okuduğum an etkilendim ama bundan daha fazlası olacak. Hepsi birbirinden farklı olan her bir kitabı elime aldığımda aklıma bu hikâye tekrar tekrar gelecek ve yine ürpereceğim. Üstelik bu hissin bana özgü olduğunu hiç sanmıyorum. Her kim kitaplara değer veriyorsa, bu cümlelerimin altına imzasını atacaktır. Evvela kitabın adını açıklayayım. Fahrenheit 451 nedir? - “Kitap kâğıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir." İşte şimdi ilginizi çekmeye başladı öyle değil mi? Yaptığım araştırmalara göre, kitabın yayınlandığı yıl: 1952. Hikâyeye konu olan yıl ise: ikibinçok! Günümüzden daha ileri bir tarih üzerinden yazılmış. O yıllarda bu kitap “Bilim-Kurgu” türünde basılmış. Bilirsiniz ki bu tabir özetle, geçmişin ya da geleceğin o günün olası olmayan teknoloji ve bilim şartları gereğince kurgulanması halidir. İtiraf etmeliyim ki, bu kitabı 1952 yılında okusaydım, saçma bulabilirdim. Fakat 2018 yılında okudum. İşte türü korku olmayan bir kitaptan bu kadar korkmama neden olan şey tam da budur. Ve eminim ki; 2019’da okuyan biri benden daha çok korkacak. 2020’de okuyan ondan da fazla... Ve belki de 2021’de kimse bu kitabı okuyamayacak. İşte bu en korkuncu olacak. Yanmayan evlerin, kapsüllerin, mekanik tazıların, adına böcek denilen son sürat araçların ve itfaiyecilerin hala görev yaptıkları bir zaman yolculuğuna çıkın. -Neyse ki 1952’ye oranla bizim yolumuz oldukça kısa. Günümüz teknolojisi ile hayal etmek daha kolay olacak.- Fakat aklınıza bir konu takıldı öyle değil mi? Mademki yanmayan evler var, o halde itfaiyeciler neden var? Hemen söyleyeyim. Bu hikâyede itfaiyeciler yangın söndürmek için değil, yangın
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,5bin okunma
Faysal ALTUN
Kurgunun işlenişi pek ustaca değil ama insanda uyandırdığı çağrışımlar derya deniz... Kitap okumak; rahatsız eder, sorgulatır ve oturulan koltuk ne kadar pofuduk olursa olsun, konfor hayal olur. Ama mutlu etmediği doğru değil; bilakis beynin en çok endorfin hormonu salgıladığı an okuma ile geçirilen andır. Not: İncelemeniz fazla söze hacet bırakmayacak güzellikte... tebrik eder, devamınını beklerim. 👏👏👏

emine

, bir kitap okudu
10/10
·416 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2020 41. kitabı
İskender Pala
8.1/10 · 23,5bin okunma
Faysal ALTUN
Ben de yeni başlayacağım. Kitap hakkındaki görüşünüzü öğrenebilir miyim?
TUTUNANLARA VE TUTUNAMAYANLARA
Puan vermedi·724 syf.··
2020 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 02:11
TUTUNAMAYANLAR/ OĞUZ ATAY Bu kitabı bitirdikten sonra, hakkında inceleme yazısı yazmama kararı almıştım. Çünkü yazar, o kadar çok şey anlatmıştı ki, hakkını verememekten endişe ettim. Sadece içinde geçen özlü sözler, ülkenin bütün kamyonlarının arkasını donatacak kadar çok ; bir şehrin bütün evlerinin duvarlarını, süslemeye yetecek kadar boldu. Bilimden sanata, edebiyattan felsefeye, matematikten coğrafyaya, müzikten resme, tarihten fiziğe, dostluktan sevdaya ve insanlar arası çarpık ilişkilerden yaşadıkları hayatın çirkinliklerine varıncaya kadar, çok geniş bir yelpazede argümanlarla hazırlanmış bir garip eserle baş başaydım. Yazar, sanki heybesinde ne varsa hepsinden bir tutam ilave etme gibi bir çaba içerisine girmişti. Bununla beraber bir de konuların iç içeliği, bağlamların kopukluğu, ifadelerin muğlaklığı, yazarın üslubu; zamanı ve olayı belirsizleştiren çok katmanlı kurgusu, vb. gözümü iyice korkutmuştu. Hem anlatacak çok şey vardı, hem de anlatacak hiçbir şey yoktu. Roman 724 sayfadan oluşuyordu. Ben bunu 7/24 olarak algılayıp bir hafta gibi kısa bir zamanda okuyarak aşırı bir yükleme yapmış olmalıyım ki, okuduğum kitabın üzerimdeki tesirinden dolayı, üç gündür adeta hafakanlar basıyor ... kah içindeki karakterlerden biri kulağıma bir özlü sözü fısıldıyor, kah hayal dünyamda kendimi trajikomik bir tiyatro sahnesinde buluyorum, kah kitapta geçen Turgut Özben'in iç sesi olan Olric, zihnimi okurcasına hesap soruyor... galiba okuduğum kitap, bende hiç ummadığım kadar büyük bir etki yaratmış; bana da kurgusu içinde bir rol biçmişti... Hani meşhur bir menkibe vardır: zamanın birinde bir adam, Yaşlı Bilge’ye gelerek okuduğu kitapların içeriğini aklında tutamamaktan şikayet etmiş; kitapların kendisine bir fayda sağlamamasından dert yanmıştı. Yaşlı Bilge, elinde
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475,1bin okunma
FSAT isimli okura yanıt verildi
Faysal ALTUN
Teşekkürler