Feyza

VAROLUŞSAL BİR YOLCULUK: KIYAMET EMEKLİSİ
10/10
·401 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2022 12:21
“Kendi içine bir kuyuya düşen taş gibi düştü.” Diyor romanının 267. sayfasında Şule Gürbüz. Düşmek tüm canlılara mahsus ama insanın tonlarca anlam yüklediği bir kavram/kelimedir. Ana rahmine düşmek, dünyaya düşmek, gözden düşmek, ele düşmek… birçok deyimle düşmek hep anlamlandırılmıştır. Şule Gürbüz usta kalemiyle biz okurları romanın içine düşürmeyi başarıyor. Okur bu düşmekte Aziz’in yaşama düşüşüne kulak kesiliyor, onun varoluş sancısını beraber çekiyor ve onun hayat yolculuğunda, kitabın ilk cildinde eşlik ediyor. Kıyamet Emeklisi Şule Gürbüzün altı yıl sonra, son romanı Öyle miymiş’ten bu yana yazdığı iki ciltlik romanı. Zira Türk Edebiyatı’nda bu şekilde iki cilt olarak yayınlanan nadir romanlardan bir tanesi oldu. İlk cilt üçüncü tekil şahıs dilinden anlatılmıştır. Romanın kahramanı Aziz’in hep yanında, kafasının içinde, gönlünde, dilinde, gölgesindeyizdir. Tanrısal bakış açısı anlatım biçimini kendi üslubu ve tarzıyla kullanan Şule Gürbüz roman kahramanını hiçbir düşüncesine ram etmiyor. Ustaca kurduğu diyaloglar, monologlar ve anlatımlarla okuru kendine bağlayarak ilerlerken, kitabın alt metnindeki felsefeyi okura hissettiriyor. “Ah çocukluk ve ergenlik ve tabi koca bir ahla ahh aile ve yetiştirilme” dedim Aziz’in hikayesini okurken. Çünkü kim olduğumuz ne yaşadığımız ve nasıl büyütüldüğümüzle doğru orantılıdır. Gelecekte kim olacağımızda şimdi yaşadıklarımıza bağlıdır. Aziz’in ailesi onun hayatını şekillendirir: Susma oruçları tutan bir baba, kocasına her daim tabi olan bir anne ve anne babasının gözdesi, el üstünde tutulan bir abi. Aziz babasının suskunluğundan dolayı susmaktan ve susanlardan nefret eder bir zaman. Sonra tüm çocukların iç kırıklığı ile o da anne ve babasına kırılır, abisine küser, evine, odasına, horozuna küser ve eve gelmez bir gün. Yani
Kıyamet Emeklisi - 1. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20221,021 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir bakış bakar, kaybolur bütün acılar...
Edebiyat
Ayakların saydam gezegenler Bırakıp gitmek için beni
1000Kitap
dağlarındaki kalabalıktan ona ani olarak bir bezginlik gelmişti. "Benim yalnızlığım nerde?” diyordu.
Sayfa 195 - Epub·Kitabı okudu
7/10
·232 syf.··
2019 150. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2019 13:05
Üniversitede Psikoloji alanındaki kuram dersleri okutulurken öncelikle ilgili kuramcının hayatı üzerinde durulur. Bu sayede kuramcının hayatı ile kuram arasındaki bağlantı daha kolay bir şekilde kurulmuş olur. Çok yerinde bulduğum bu uygulamada hayatı ile kuramı arasındaki bağlantıyı en net hissettiğim kuramcı ise Adler’di. Adler 1870 yılında Viyana’da doğmuştur. Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. Yan taraftaki yatağında yatan kardeşinin küçük yaşta ölmesi Adler’i derinden sarsmıştır. Bu durum ve daha sonrasında kendisinin dört yaşında zatürreeden dolayı ölümle burun buruna gelmesi onu tıp eğitimine yönelten temel etkenlerden ikisi olmuştur. Yaşamının ilk yılları hastalıkla geçen Adler annesi tarafından oldukça şımartılmış, küçük kardeşinin doğumuyla da bu popülaritesi yerinden oynamış ve deyim yerindeyse tahtından alaşağı edilmiştir. Adler’in öğrencilik çağları da zorlu geçmiş, öğretmeni babasına Adler’in ayakkabı tamircisinden başka bir şey olmayacağını söylemiştir. Bunun üzerine çok fazla çabalayan Adler, okulu birincilikle bitirip Tıp öğrenimini Viyana’da yapmıştır. Şimdi ise çoğumuz tarafından tanınan Adler, günümüz varoluşçu kuramlarına öncülük eden “Bireysel Psikoloji” ekolünün kurucusudur. Burada Adler ile ilgili temel olarak özellikle üç bilgiden bahsettim: Kardeş sayısı ve sırası, sağlıksız bir çocukluk ve başarısız olacağı öngörülen okul hayatı. İşte Adler’in kuramının temel çatısını da bu kavramlar oluşturmaktadır ve kitapta çoğunlukla bunları okumaktayız. Mesleki anlamada kendime yakın bulduğum Adler ‘in Bireysel Psikoloji yaklaşımında, çok küçük yaşlardan itibaren olaylar karşısında bir duruş geliştirdiğimizden bahsedilir ve buna da yaşam üslubu adı verilmiştir. Her bireyin kendine özgü bir yaşam üslubu vardır. Bu yaklaşıma göre diğer
Bilim
Yaşama SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20183,693 okunma